rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 2.934 (2.695)

Toplam Ziyaret: 14.289.568 (13.250.954)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
29 Ekim 2018
Sayı : 778,779
Bu kayıt toplam
140 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

BAŞKASININ KÖTÜLÜĞÜNÜ İSTEMEK

Ömür dediğin bir göz açıp kapama süresince tamamlanıp bitiyor. Öyleyse iyilik tohumu ekip güzel ahlâklı bir kul olmaya gayret etmeliyiz. Hz. Lokman çocuklarına öğüt verirken " Başkalarının size yaptığı kötülüğü hemen unutun, sizin başkalarına yaptığınız iyiliği de hemen unutun" demiştir. Yani iyilikleri başa kakmayın, kötülükleri de devamlı düşünüp kin gütmeyin, demek istemiştir.

Ayrıca Lokman suresi 17. Ayette şöyle buyuruluyor:" Yavrucuğum, namazı kıl, iyiliği emret kötülükten sakındır. Başına gelenlere sabret, çünkü bunlar azmi gerektiren işlerdendir."

Öyleyse kendimizi kötü düşüncelerden arındırmalıyız; haset, kin, kıskançlık, çekememezlik gibi duygular bize yaşamı çekilmez hale getirir. Akabinde mutsuzluk, huzursuzluk ve uykusuzluk bizi sağlığımızdan eder.

Eski yıllarda bir dizi vardı, birden onu hatırladım; bir karakter vardı, devamlı mahallede ne oldu ne bitti, kim ne almış, kime misafir gelmiş, kim kimle kavga etmiş hepsini pencereden bakarak içeride iş yapan hanımına bağırırdı. Hanımı da devamlı söylenirdi: "biz niye öyle olamıyoruz "diye. Böyle insanlar maalesef hala çok fazlaca bulunmaktadır. Alınan bir eşyayı, bir evi " biz niye alamıyoruz?" diye haset ederler.

Bunlar bir türlü mutlu olmazlar, içlerindeki kötü nefis – şeytan hiç durmaz : "Bak onun arabası var senin yok der, onun mutlu bir ailesi var, bizse her gün tartışıyoruz, mutsuzuz, onlar da mutsuz olsun diye kötü düşünürler, onların çocuklarıyla çok güzel bir ilişkisi var, bizimkilerse hiç aramıyorlar, çocuklarıyla araları açılır inşallah ya da bizim çocuk tembel, başarısız öyleyse onun çocuğu da sınavda bizimkinden daha yüksek puan çekemesin gibi hep olumsuz düşünürler, beddua ederler, örnekleri çoğaltabiliriz. Kıskançlık, haset bütün benliklerini kaplamıştır.

Bu kişiler kötülük tohumu ekenlerdir. Hep art niyetlidirler. Hiç bir yakınının mutlu olmasını, başarılı olmasını istemezler, hep içlerinde başaramamanın verdiği çekememezlik ve bir eziklik vardır. Komşusunun çocuğunun başarısını küçümserler, yaptığı yemek lezzetli olduğu halde yemeği beğenmezler, o kadar kindar, kıskanç ve kötüdürler ki, kazadan hafif sıyrıklarla kurtulan zengin bir yakını için " keşke ölseydi, dünya bir mikroptan kurtulurdu" diye iç geçirirler.

Hâlbuki içimizdeki bu kötülüklerle savaşıp kendimizi olumlu bir şekilde değiştirsek, güzel düşünüp, güzel davransak, başkalarının kötülüğünü değil de iyiliğini istesek özet olarak Allah'ın istediği gibi kul olsak, dünya bize de etrafımıza da cennet olur. Kolay olan gönül kırmak, öfkelenmek, vurmak, dökmek, kötü davranmak; zor olan ise, nefsi terbiye edip iyi insan olmaktır. Biz zoru seçelim ve iyilerden olalım, kötülükleri iyilikle savalım.

Nefsimizin kötülüklerinden kurtulmanın yollarını yüce Allah asır suresinde bize göstermiştir:

"Asra yemin ederim ki, insan hüsrandadır(ziyanda). Ancak iman edenler, iyi işler yapanlar, Hakk'ı ve sabrı tavsiye edenler müstesnadır." Aslında bu sureyi yerine getirsek Allah'ın istediği gibi bir kul oluruz.

Başkalarının kötülüğünü isteyenlerle ilgili olarak Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi bizlere neler öğüt veriyor bir de ondan dinleyelim:

Kötü iş işleyen kimse, kötülükte ayak direr de, iyilik elde edenlerin elde ettikleri devleti, saadeti görünce, hasedinden şeytan kesilir. Hayırlı işlere engel olur. Harmanı yanan şeytan tabiatlı kişi, başkalarının da yanmasını ister. "Namaz kılarken, bir kulu namazdan men eden gördün mü?"

Ey nefsaniyetine uymuş kişi, sen vefakârların faydalandıklarını görünce, şeytan gibi haset edersin. Mizaç ve tabiatı bozuk, hasta ruhlu kişi, başkasının iyi olmasını istemez bir kişi değilsen, dava kapısını bırak da vefa dergâhına gel. Sende vefa yoksa vefa etmiyorsan bari söylenme, sus. Çünkü sözün çoğu benlik davasıdır.

Gönüldeki bu söz, gönlü geliştiren, uzlaştıran bir sözdür. Susmakla canların özü yüzlerce gelişmeye, büyümeye nail olur. Söz dile gelince harcanır gider. Çok harcama da o güzelim içi kalsın. Az söyleyen adamın derin bir düşüncesi, özlü bir fikri vardır. Fakat kabuğa benzeyen söz çoğalınca, öz kaybolur gider. Kabuk kalınlaşınca iç küçülür, zayıflar. Aksine iç kuvvetlendi, güzelleşti, arılaştı mı, kabuk incelir. Hamlıktan kurtulup, gelişen şu üç meyveye, cevize, bademe, fıstığa bir bak.

Kim isyan ederse, şeytan kesilir de, iyilerin ulaştıkları nimetlere, varlığa haset eder. Allah'ın ahdine vefa ederse, Allah da kereminden senin ahdini muhafaza eder, korur.

Sen ise zavallı insan, Allah'a vefalı olmaktan gözünü yummuşsun, vazgeçmişsin. Sen " Beni anın da, ben de sizi anayım " ayetini duymadın mı? "Ahdime vefa edin " ayetine kulak ver de, sevgiliden: "Ben de sizin ahdinize vefa edeyim," müjdesi gelsin.

Ey hakikati anlayamamaktan üzülen, mahzun kişi, bizim ahdimizde durmamızın, bizim borçlanmamızın anlamı nedir? Bu, kuru tohumu yere ekmeye benzer. O ektiğin tohumdan, ne yeryüzü bir parlaklık elde eder, ne de yer sahibi zenginleşir.

Kuru tohumu yere ekmenin manası şudur ki: " Allah'ım bunun aslını yokluk âleminden sen dünyaya getirdin. Bana yine bundan lazım, bundan yine bana lütfet. Allah'ım verdiklerini yedim, tohumu da bir nişane olarak getirdim. Toprağa verdim, bu nimetten yine bana ihsan et."

Şu halde, ey bahtlı kişi, kuru duayı bırak, ağaç mı istiyorsun, tohum ekmelisin tohum. Tohumun yoksa Allah yine çalışma duası sebebi ile sana öyle bir fidan lütfeder ki görenler;" Ne iyi çalışmış da, böyle bir fidana sahip olmuş" derler.

Hz. Meryem de üzgündü, derdi vardı. Fakat tohumu yoktu, kudret ve sanat sahibi Allah, o kuru fidanı yeşertti, meyve verdirdi. Çünkü o ulu ve temiz kadın, vefalı idi. Bu yüzden Allah, o istemeden onun yüzlerce muradını verdi.

Vefalı olan topluluk bu vefayı bütün âleme yaymışlar, vefa örnekleri göstermişlerdir. Denizler de onların buyruklarına uymuştur, dağlar da, dört unsur da onlara kul, köle kesilmişlerdir. Keramet, inkâr edenler apaçık görsünler de imana gelsinler diye, Hakk'ın ikramıdır.

Aslında onlar, öyle gizli ikram ve ihsanlara nail olmuşlardır ki, ne akla hayale gelir, ne de söze sığar. Zaten iş, ebedi olan eksilmeyen, tükenmesine imkân bulunmayan ihsan ve ikramdır.(Mesnevî cilt 5. Beyit 1175-96,Şefik Can Dede)

Vefasızlık da bir kötü niyet belirtisidir. Bizlere bu vatan toprağında özgürce yaşama şansını vermek için hiç düşünmeden canlarını feda eden Gazi Mustafa Kemal Atatürk ,İsmet İnönü ve silah arkadaşlarının arkasından kötü konuşmak ta bir vefasızlık örneğidir. Başkalarını karalayarak ondan pirim yapacağını sanmak büyük bir gaflettir. Aradan neredeyse yüz yıl geçmiş, nedir bu kin, bu öfke; nerede kaldı Müslümanlık, hani ölmüşlerin hakkında saygı icabı konuşulmazdı.

Aslında belki de altta yatan, ortaya konan mücadeledeki başarıya duyulan haset, kıskançlık mıydı bu yapılanlar? Bir ülke kendi küllerinden doğmuş; cehaletin yerini bilim almış ve "Cumhuriyet " ilan edilmişti. Dünya devi ülkelere diz çöktürülmüştü. Kısa sürede fabrikalar kurulmuş, modern tarıma geçilmiş ülke hızla gelişmişti. Bu başarı tüm milletindi. Bayram hepimizindi. Öyleyse fazla lakırdı yapmadan, kimseyi hor görmeden tarihimize sahip çıkmalı, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere emeği geçenleri takdirle anmalı ve bayramımızı coşkuyla kutlamalıyız.

Şehitlerimizin mekânı cennet olsun. CUMHURİYET Bayramımız kutlu olsun.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Kocamaz Kilit Taşı!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Öğretmenlik mesleğinin ontoloji meselesi...

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Güneş, Rüzgardan Güçlü...

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Abdullah Özyiğit –2

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Yurttaş, Partinin Temelidir!

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Kanaat, Hayal, İman, Sabır

İsmail Şimşek

İsmail Şimşek

Bize Özgünlük ve Geleceğin Belirleyici Unsuru Olmak

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: