rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 5.255 (4.286)

Toplam Ziyaret: 15.967.877 (14.738.966)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
01 Temmuz 2019
Sayı : 813,814
Bu kayıt toplam
329 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

İÇİMİZDEKİ HAYIR VE ŞER

Şu fani dünyada hayır da var şer de var, yani iyilik güzellik de var, kötülük çirkinlik de var, çöller, bozkırlar da var, yemyeşil sulak cennet bahçeleri de var. Tercihimizi yapıp ona göre yaşamalıyız; öbür âleme göçtüğümüzde arkamızdan " ne iyi insandı, keşke biraz daha yaşasaydı, pek çok insana faydası oluyordu" diye anılmak istiyorsak iyilerden olmalı, güzel ahlakla yaşayıp insanları kötülüklerden sakındırmalıyız.

Ama yok ben kötülükten besleniyorum, şer benim karakterim gönlüm çorak bir arazi gibi diyorsak yani içimizdeki kötülüğü, şeytanı,dikeni besliyorsak, arkamızdan " bir beladan kurtulduk, iyi ki öbür âleme göçtü, insanlık bir musibetten kurtuldu" derler.

Bazı insanlar belaya, derde isyan ederler "neden bu geldi başıma" diye. Halbuki insanız, her şey başımıza gelebilir, mühim olan onu kabullenip, sabredip, göğüs gerip mücadele etmektir yapmamız gereken. Hep güllük gülistanlık, acısız, dertsiz, vur patlasın çal oynasın, tozpembe, dikensiz bir yaşam yok. Dünyanın pek çok ülkesinde fakirlik, açlık, savaş, kavga, zulüm, dert var. Bazı kuzey Avrupa ülkelerinde ise refah seviyesi yüksek, zenginlik var ama orada da manevi açlığa bağlı mutsuzluk, yaşamdan zevk almama ve intiharlar var.

Yani insan duygularla yüklüdür bazısı anını yaşamaz, geçmişe bağlı kalır ve keşkelerle ömrünü tamamlar. Bazısı da geleceğinden kaygı duyar, geleceğe plan yapar ama şunu da yapayım, bunu da yapayım derken bir de bakmış çoğunu yapamadan ömrünü tamamlamış. Aslında yapmamız gereken en doğru şey, içinde bulunduğumuz anı acısıyla, tatlısıyla geçmişe hayıflanmadan gelecek kaygısı duymadan, neden, niçin sorgulamadan farkında olarak yaşamaktır.

Bizler toprak, hava ve sudan yaratılmışız, onun için tabiat, doğanın bir parçası olarak dünyayla, kâinatla etkileşim halinde, iç içeyiz. Çevremize nasıl davranırsak o da bize öyle davranır. Ormanı keser betonlaştırırsak yağmur yağmaz, ülke çoraklaşır. Etkiye tepki olur. Dere kenarına ev yaparsak sel gelir, alır götürür.

Mala, mülke, çocuğa, şana ve şöhrete taparsak, onları daha çok seversek de yüce Allah elimizden alacağını söylüyor. Şöyle ki Bakara suresi 155. Ayette Allah(c c) şöyle buyuruyor:

Yemin olsun ki, sizi korku, açlık; mallardan-canlardan-meyvelerden eksiltme türünden bir şeyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenlere müjdele.

Allah "akıl verdim" kullanın diyor ama biz onu dinlemiyor, aklımızı hinliklere çalıştırıyoruz, ya da başkasının aklına teslim olup hiç çalıştırmıyoruz. İşte o zaman da yüce Allah'ın imtihanları başlıyor.

Uzay bilimcilerin çektiği filmlere, görüntülere baktığımızda, uzayın- evrenin sırlarına biraz daha vakıf olduğumuzda yüce Yaratana hayranlığımız bir kat daha artıyor." Ol" dedi böyle güzel bir âlem oldu. Boş zamanlarımda dünyanın oluşumu, yıldızlar, gezegenler, Mars, Ay, eski hayatları, onlarla ilgili videoları izlerim ve bu büyük yaratılış karşısında ne kadar aciz olduğumuzu görürüm.

Tekrar tekrar değişik videolar izlediğimde görüyorum ki bizler çevremize, dünyamıza hiç iyi davranmıyoruz. Giderek çölleşiyor, suyumuz azalıyor kendi elimizle kötülük yapıyoruz. Onun içindir ki arayışa girip "Mars'ta hayat var mı? Diye başka gezegenleri araştırıyoruz.

Belirli bir nizam içinde ahenkle eksenlerinden sapmadan hareket eden binlerce âlem gibi, "Ahsen-i takvim" üzere yani en güzel şekilde yaratılan insan da, bu yaratılışa ters hareket edince imtihanları geçemiyor. Yapma denileni yaptığı, yap denileni yapmadığı sürece imtihanı kaybediyor. Başına gelenlere sabretmiyor, yoldan çıkıp isyan ediyor, etrafına kötü davranıyor. İçindeki kötüyü aktif hale getiriyor.

Bir insan hızlı akan bir ırmağa düştüğünde kendisini ırmağın akışına bırakmaz, panikle hareket ederse, daha çok sağa sola çarpıp yaralanır. İnsan akışa göre kendisini suya bıraksa bir dalar, bir çıkar fazla yara almadan ırmaktan kurtulur. Onun için içimizdeki kötülükten kurtulur " güzel ahlâka" yani Kur'an ahlâkına sarılırsak her şey daha güzel olur.

Şimdi sözü Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'ye bırakıyorum:

Nurdan bir tavan gibi olan gökyüzüne bir kere bakmayı yeter bulma, tekrar tekrar bak. Orada bir yarık, bir noksan görebilir misin? Madem Allah sana " tekrar tekrar bak " diye emretti, sen de gökyüzüne, yıldızlarla süslenmiş bu nurlu tavana, kusur bulmak isteyen ve noksanlık arayan bir kişi gibi, tekrar tekrar bak.

Yıldızlarla süslenmiş gökyüzüne defalarca baktığın gibi şu yeryüzüne, şu kara toprağa görmek, bilmek; güzelliğini, özelliklerini anlayıp beğenmek için ne kadar çok bakmak gerekiyor?

Yeryüzünün saf olanını tortusundan, iyisini kötüsünden, temizini kirlisinden ayırt edebilmek için, ne kadar çok uğraşmak, kendini zorlamak lazımdır?

Yeryüzünün başına gelenleri bir düşün: Kış mevsiminin ve sonbaharın imtihanları, yazın kavurucu sıcağı, sonra Allah'ın rahmeti gereği can bağışlar gibi kara toprağı dirilten ilkbahar. Rüzgârlar, bulutlar, yağmurlar, şimşekler hep bu gelip geçici şeyler toprağı uyandırmak, içindeki tohumların yetişip başkaldırmalarını, meydana gelmelerini sağlamak içindir.

Boz renkli toprağın cebinde lal gibi, taş gibi değerli değersiz ne varsa hepsini meydana çıkarması içindir. Şu gamlı, kederli, suratı asık toprak; Allah'ın hazinesinden, kerem deryasından her ne çaldı ise, her neyi koynunda sakladı ise, takdir polisi ona; " Doğru söyle ne çaldın, ne götürdün, onları birer birer açıkla " der.

Hırsız, yani toprak; " Hiçbir şey almadım, hiçbir şey çalmadım "der. Polis onun bu sözüne inanmaz, onu sımsıkı yakalar, çekiştirir durur. Polis ona bazen şeker gibi tatlı sözler söyler, bazen onu asar, ona kötü işkenceler yapar. Böylece kahırla lütuf arasında, korku ile ümit ateşinin tesiri ile toprağın koynunda gizlediği Hakk'ın lütuf hazinesinden çalınmış şeyler, çeşitli bitkiler, meyveler, çeşitli madenler halinde çıkar.

O bahar mevsimleri Hakk polisinin lütfudur, ihsanıdır. Sonbaharlar da yine Hakk'ın toprağı ürkütmesi, korkutması, hırpalamasıdır. Kış mevsimi ise toprağın manevi olarak çarmıha gerilişidir. Sanki ona; " Ey gizli hırsız, meydana çık" denmektedir.

Hakk yolunda olup nefsi ile savaşan kişinin de zaman olur gönlü ferahlar, zaman olur daralır, derde düşer, şüphelerle kıvranır. Çünkü su ve balçıktan yaratılmış olan bedenimiz, can ışıklarını inkâr eder, o ışıkların hırsızıdır. Bu yüzdendir ki, Cenab-ı Hakk harareti, soğuğu, ağrıyı, sızıyı, hastalığı, derdi bizim bedenlerimize yüklemiştir. Korku, açlık, mal noksanlığı, sakatlık; bütün bunlar değerli, geçer akça olan "canın" meydana çıkması içindir.

Bu korkutmalar, bu vaatler, hep birbirine karışmış iyi ile kötünün ayırt edilmesi içindir. Hakk ile batılı birbirine karıştırmışlar, iyi kişilerle kötü kişileri bu dünyada bir arada yaşatmışlardır. Hakikatler yolunda imtihanlar geçirmiş seçkin bir mihenk gerek ki bu hileleri ayırt etsin de iş başarmaya, tedbirler almaya bir kanun koysun.( Mesnevî cilt 2, beyit 2945-68. Şefik Can Dede)

Şerlerimizin hayra, iyiliğe ve güzelliğe dönüşmesi için gayret etmemiz dileğiyle, hoşça kalın, sevgiyle kalın ve de dostça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Barış Pınarı

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Şirket Devleti Olduk, Buna Göre Hukuk Lazım öyle mi?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Kendini Oku

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Timsah Trump... Vampir.. ler...

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Bir Garip İyilik!

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Ölüm - Her An

Şevket Demir

Şevket Demir

Apartman Katları Yükseldikçe İnsanlar Birbirinden Uzaklaştı...

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: