rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 5.166 (4.197)

Toplam Ziyaret: 15.967.788 (14.738.877)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
07 Ekim 2019
Sayı : 827,828
Bu kayıt toplam
387 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

ÖLÜM - HER AN

Ölümün ne olduğunun bilincinde olan Allah dostları, ölümü sevgiliye kavuşma olarak kabul ederler ve nefislerini hırslardan, kinden, nefretten, şehvetten, kötülüklerden arındırıp, şu geçici dünya hayatının esiri olmadan yaşarlar ve insanları sevgiyle, şefkatle kucaklayarak ömürlerini tamamlarlar. Onun için de hayattayken, "ölüm korkusu" yaşamazlar ve her an öleceklermiş gibi hazırlık yaparlar.

Onlar, Peygamber Efendimizin(sav) ahlakıyla ahlaklanmış iyi kullardır. Kötülük düşünmezler, merhametlidirler, kendilerinden az şanslı insanlara yardım eli uzatmaktan, onların dertlerine derman olmaktan hiç çekinmezler. Cömerttirler; veren elin alan elden hayırlı olduğu bilinciyle, servetleriyle, muhtaç insanlara destek olurlar.

Hep barışa yönelik çalışırlar; kavga edenleri barıştırırlar, aralarını bulurlar, düşmanları yoktur. İçlerinde kötülük yoktur. Ölümün kaşla göz arası mesafede yani bir göz açıp kapama mesafesinde olduğunu hiç akıllarından çıkarmazlar. Hep ruha, maneviyata yönelik yaşarlar. Sabırlıdırlar. Onlar aslında ölmez, ölüm onlara uzaktır çünkü yaptıkları iyilikler onları sonsuza dek yaşatır. Dünya nimetlerinden faydalanıp onlara tapmadıkları için, her şeyin fani olduğunu bilirler ve ne ölüm korkusu ne de ahirette hesap korkusu yaşamazlar. Para onlar için amaç değil araçtır. Ölüm meleği geldiği zaman vaktin geldiğini anlar, korkusuzca ve huzur içinde" ben ölmek istemiyorum" demeden, şikayet etmeden, ruhlarını teslim ederler. Şekerin suda erimesi gibi İlahi aşkın tesiriyle, maşukuna teslim olmuş âşık misali, " vakit tamam" diyerek sessizce öbür âleme göçüp giderler.

Bir de bu dünyaya tapan, onun esiri olan, hırslı ve maddeci açgözlü, doyumsuz insanlar vardır. Bunların işi gücü para kazanmak, yemek, içmek kendinden geçmektir. Boğazlarına düşkündürler, sadece kendilerini düşünürler. Bedenlerini besleyip şişmanlatırlar, yağlı ballı şeyleri çok yiyerek nefsani arzularını azdırır, şehvet düşkünü bir hayat yaşayıp rezil olup giderler. Böyle kişilerin gözleri açtır, her şeye sahip olmak isterler, ömürleri çalışmayla geçer, biraz daha, biraz daha derken ömür tamamlanıp biter ancak istekler bir türlü bitmez. Hem ölmekten çok korkarlar hem de kendilerini hiç ölmeyecek zannederler.

Ne yazık ki, ölüm meleği yolda pusu kurmuş, her an tuzak kurmakta fakat gaflet uykusundaki insan bir türlü farkına varamamaktadır. Ancak bir yakını öldüğü zaman mezarlığa gittiğinde ölüm aklına gelir, cenazeyi defnedip mezarlıktan çıktıktan sonra tekrar ahireti unutup hemen dünya işlerine dalar. Ve bu öyle bir dalmadır ki ne acıda ne mutlulukta eşini dostunu arayıp sormaz, onlara vakit harcamayı boşa geçen zaman gibi görür, hep işe ve çalışmaya verir kendini.

Ömrümüz yarınlara bağlanan ümitlerle geçip gitmekte, bizse günlük kavgalarla, didişmelerle zamanın akışını sadece seyretmekte ve anımızın farkına varmadan, bugünümüzü yaşamadan, elimizden kayıp gitmesine mani olamamaktayız.

Hâlbuki gönlümüzü maddi değil manevi gıdalarla besleyip maneviyatımızı yükseltsek, eşe dosta zaman ayırsak, anımızı farkında olarak yaşasak ve her an ölebileceğimizi hiç aklımızdan çıkartmasak belki daha sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir hayat sürüp ömrümüzü tamamlayabiliriz. Çünkü yarın olmayabilir.

Şimdi sözü " Bütün dünyada herkes, her an can vermede, ölüp gitmededir" diyen Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'ye bırakıyorum:

Bütün dünyada herkes, erkek olsun, kadın olsun her an can vermede, ölüp gitmededir. Onların söyledikleri sözleri, ölürken babanın oğluna söylediği vasiyetler say. Onların sözlerini vasiyet say da, bu yüzden sende ibret ve rahmet duyguları uyansın, nefret ve kin de kalbinden sökülüp atılsın. Hısım ve akrabana, ölüm döşeğinde can çekişiyorlarmış gibi, için yanarak bak.

Gelecek şey gelmiş çatmıştır. Onu şimdi oluyor farz et. Dostu can veriyor say, yok olmuş bil. Kinin, garazın bu görüşlere engel oluyor, ibret almana mani oluyorsa, garazı, kini kalbinden çıkart at. Bu fena duyguları kalbinden atamıyorsan, ben acizim, bir şey elimden gelmiyor diye ümitsizliğe kapılma. Bil ki âciz olanı, bir acze düşüren var. Acizlik bir zincirdir. Birisi gelmiş, sana o zinciri vurmuş; gözünü açıp seni o zincirle bağlayanı görmen lazım.

Ey yaşayış yolunu gösteren Allah'ım, ben hürdüm, neden acizlikle elim ayağım bağlandı? Hangi günahımın esiri oldum? Bana acı, beni affet. Beni bu zincirden kurtar. Allah'ım günah yollarında yürüdüm. Bu yüzden kahrına uğradım, hüsran içinde kaldım. Senin nasihatlerine kulaklarım sağırdı, kendimi bir put kırıyorum, iman yolundayım sanıyordum, meğer put yapıyormuşum haberim yok.

Allah'ım, senin güzel eserlerini, sanatını, yaratma gücünü, büyüklüğünü mü düşünmek farzdır, yoksa ölümü düşünmek mi farzdır? Ölüm yaprakların sararıp döküldüğü son bahara benzer. Hâlbuki sen yaprakların köküsün, her şeyi sen yaratıyorsun. Her şey senin eserin. Ölüm de senin takdirin.

Ey gafil insan, zaten ölüm sen dünyaya ayak bastığından beri, davulunu çalar durur. Fakat sesler, senin bir kulağından girer, öteki kulağından çıkar. İnsan ölüm döşeğinde, can verme çağında "Ah ölüm" diye söylenir. Ey zavallı hasta, ölüm şimdi mi uyandırdı, seni kendine getirdi?

Ölümün nara atmaktan boğazı yırtıldı. Dövmekten davulu patladı. Sen ise ne ecelin sesini duydun, ne de davulu işittin. İnce eledin sık dokudun. Ölümün ne olduğunu şimdi can boğaza gelince anladın, yazıklar olsun sana. ( Mesnevî cilt 6. Beyit 761-76 Şefik Can Dede)

Öyleyse bize verilen şu geçici dünya hayatını iyi değerlendirelim, kimseyi kırmayalım, kimseden kırılmayalım, hem insana, hem çevremize- doğaya hem de hayvanlara daha duyarlı olalım, düşkünlerin elinden tutalım, bize hizmet eden dünyayı kirletmeyelim, yani kısaca bize bahşedilen ömrü heba etmeden iyi insan olamaya çalışalım çünkü ölüm her an başımıza gelebilir ve de iyiliği sonraya bırakırsak sonra yaparız dediklerimize sıra gelmeyebilir.

Sevgiyle kalın, hoşça kalın ve de dostça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Barış Pınarı

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Şirket Devleti Olduk, Buna Göre Hukuk Lazım öyle mi?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Kendini Oku

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Timsah Trump... Vampir.. ler...

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Bir Garip İyilik!

Şevket Demir

Şevket Demir

Apartman Katları Yükseldikçe İnsanlar Birbirinden Uzaklaştı...

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: