rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 664 (646)

Toplam Ziyaret: 16.347.913 (15.040.337)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
02 Aralık 2019
Sayı : 835
Bu kayıt toplam
101 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
Mahiye Morgül
Mahiye Morgül

YENİ 2019 TÜRKÇE 1 KİTABI HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Cumhuriyet Basın Suçları Savcılığına

Ankara

Konu:

2019-2020 ders yılında İlkokul 1.sınıflarda okutulmakta olan Cem Web Ofset 2019 basımı, Talim Terbiye Kurulu Başkanlığınca 28.5.2018 kararıyla onaylı, dört yazarlı (Erol Aksoy, Gülnur Candan Hamurcu, Mahmut Akkuş, Sinan Ziya), iki bölüm halinde basılmış Türkçe 1 Ders Kitabı hakkında suç duyurumdur.

Şikâyetçinin;

Adı : Mahiye Morgül

TC kimlik: .......

Tel : 0532 3856573

Adres : Kentkoop Mah.1851 sk. Doğanay Sit. No:4/C-1 Yenimahalle-Ankara

Şikâyet Edilenler:

2019 Talim Terbiye Kurulu Başkanları;

Kitaba onay veren: Alpaslan Durmuş

Dağıtımını yapan: Burhanettin Dönmez

Kitabın Yazarları: Erol Aksoy, Gülnur Candan Hamurcu, Mahmut Akkuş, Sinan Ziya

Görsel Tasarım: Tuğçe Karaburçak

Suçun Kaynağı:

Adı geçen "İlkokul Türkçe 1" ders kitabında devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi varlığına yönelik aşağılamalara ve resmi devlet dilimiz Türkçeyi kuralsız, anlamsız ve değersiz hale getirmeye yönelik yazı, resim ve düzenlemelerin yapıldığını tespit ettim.

Bu kitap çocuğun akıl ve ruh sağlığını tehdit eder nitelikte düzenlenmiştir. Bu açıdan Çocuğun Eğitim Hakkını İhlal kapsamında Çocuk Hakları Kanununa aykırılık içermektedir.

Kitapta verilen cümlelerden yönergelere, özel isimlerin üzerini çizdiren bulmacalara kadar çocuğa fark ettirmeden Atatürk'ün ve özel isimlerin üzeri çizdirilmektedir.

Kitap, bir eğitim materyali olmaktan ziyade bir magazin dergisi formatında karikatür, fıkra, bilmece-bulmaca içermektedir ve bu yolla Atatürk ünitesi de bu formatta çok basit magazinel bir anlatıma sokulmakta, Atatürk'ün adı üzeri çizilebilen bulmacaya yerleştirerek bulmaca malzemesi yapılmaktadır. Atatürk'ün etrafına defalarca "karınca" vb gelişigüzel kelimeler yazmak suretiyle Atatürk'ün adı bunlarla kuşatılmaktadır. Hatta Atatürk'ün karıncaları köprüden geçirdiğini ima eden cümle kurdurulmakta, Atatürk ile değersiz nesneler bir arada çocukların belleğine yerleştirilmektedir.

Açıklamalar bölümünde görüleceği gibi Türkçeyi çok kötü öğreten bir kitaptır. Bu kitapla Türkçe öğrenen çocuklar zihinsel faaliyet için gereken sözcük dağarcığı oluşturamazlar, kendi diline saygı duyamazlar.

Kitapta, bir yandan da çocuğu ailesiyle ve arkadaşlarıyla çatışır hale getirecek şekilde "Ayten yatakta oynama" gibi olumsuz cümleler vardır. Okuma yazma öğretimine "Elle" ile başlamaktadır; bu fiille kurulan cümleler pornoya kaçmaktadır. Ki, bu kitabın okutulduğu bazı ilkokullarda erkek çocukların birbirinin apış arasına el attıkları velilerin şikâyetleriyle sabittir. Akıl dışı yöntem ve tekniklerle Türkçemiz değersiz sokak dili haline getirilmektedir.

Bütün bunlara sebebiyet veren sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunuyorum.

Açıklamalar:

Kitabın kapağında Türkçe açısından eğitsel hedefi olan bir görsel yoktur; ağacın üzerinde harfler olmaz, dağ başında eğitim olmaz. Çocuk bu görselde kendini bir yere koyamaz. Gökyüzünde ne olduğu bilinmeyen iki kırmızı kavis, anlamsız durmaktadır.

Kitapta yazı öğretimi E-L-A-T harfleriyle başladığı halde ağaçta A-B C harfleri görülüyor; bu bir çelişkidir.

İç kapak ile kitabın kapak adı örtüşmüyor. Öğrenciye bu sene kullanacağı iki Türkçe kitabı verilmiştir ve ders çalışırken öğrenci hangi kitabı kullandığını kapağına bakarak bulamaz! Daha başından öğrenci şaşırtılmaktadır.

24-25.Sayfalarda: "elle – el ele elle"

Kitapta, Ses Temelli ELAT sistemi okuma yazma programı kullanılıyor. Böylece zorunlu olarak Türkçe dersine çocuklar ELLE ile başlıyor.

"Elle" ile öğrenme başladığından beri çocuklar okulda birbirini gıdıklıyor, orasını burasını elliyorlar.

Muğla'da bu sene başında 1.sınıfta bununla ilgili yaşanan bir olay var. Bir erkek çocuğu bir üst sınıftan çocuklar sıkıştırıp apış arasını sıkıyorlar, çocuk bunu evde annesine "ama acımadı ağlamadım" diyerek anlatıyor, durum okul idaresine bildiriliyor, üst sınıftan öğrenciler çağrılıp azarlanıyor, vs. Ailenin uykuları kaçıyor.

Bu olay ilk defa bu okulda oluyor değildir. ELLE ile okumaya başlamanın böyle sonuçlar doğurduğunu bakanlık mutlaka biliyordur, çünkü hiçbir okul müdürü böyle şikâyetleri örtbas edemez, ilgili yerlere mutlaka ulaştırır.

Kitapta verilen Elle'li satırların bir anlamı da yok ve nedense satır başları büyük harfle başlatılıyor.

Elle elle elle elle / El ele elle /

Burada, kelime öğreten satırlar cümleymiş gibi büyük harf ile başlatılıyor; yanlışlar silsilesi böyle başlıyor.

…..

41.sayfada: Bulmacada çıkan kelimelerin (ALİ, İLKE, ELA, LALE) üzerleri çizdiriliyor. Bu bulmacalar giderek önemli isimleri çizdirmeye kadar varıyor. Bu bulmacadaki isimler çocukların öğrenmiş oldukları isimler olduğu için bu aşamada pek masum görünüyor.

67.sayfada: Bulmacada "OKUL" çiziliyor.

59.sayfada: "Emine o kimin kalemi?"gibi akıl çeldirici soru ile çocuk tanışıyor.

77.sayfada: Atatürk'ün fotoğrafı sıradan eşyaların arasındadır, böyle olmaması gerekir. Atatürk resmi gerekli gereksiz her yere gelişigüzel çizimlerin arasına, karmakarışık yerlere konulamaz.

85.sayfada: "Ali yatakta yat." / "Ayten yatakta oynama."

İnanılır gibi değil... Çocuk bu cümlelerle okula başlıyor!

" Oyna Ayten oyna." / " Ayten oyun oyna." / "Oytun oyna, mutlu ol."

" Ayten yatakta oynama." / " Oya ile oyna."

Ali ve Ayten isimli çocuklar sınıfta alay konusu olacaktır, Olumsuz ve lakap takmaya sebep olabilecek cümlelerle eğitim yapılmaz, çünkü cümlenin anlamı o isimdeki çocuklara etiketlenir, lakap olarak üzerinde kalır.

Çocukları etiketleyerek ötekileştirmek onları yalnızlaştırmaya neden olur, Çocuk Haklarına aykırı sonuçlar doğurur. Kitap boyunca adı olumsuz cümlelerde geçen her çocuk bu kitaba itiraz etme hakkına sahiptir.

....

93,sayfada: Ö-L ÖL

Kötü enerji sözcükleri örnek verilmez!

96.sayfada: Atatürk'ün fotoğrafı yine sıradan eşyaların arasında duruyor!

105.sayfada: "Annem altın takı taktı."

Bu cümlenin bu yaştaki çocukla ilgisi olamaz!

107.sayfada: Resimde, bir motosiklete iki çocuk binmiş, kırda bayırda dolaşıyorlar. Hatalı resimdir!

Trafik kurallarına aykırı ve tehlikeli şekilde binilmiştir. Ayrıca sokak lambası yolun ortasında, mekân ise dağlık arazide ve yanı başlarında dili dışarıda yılan!

124.sayfada: "Bade sarı balon aldı." / "Bade durakta otobüs bekle."

Böyle içki çağrışımlı özel isimler yerine kültürel bağlarımızı kuvvetlendiren Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma gibi isimler tercih edilebilirdi.

128.sayfada: "Resmin adını altına yaz"

Bu yönerge yerine getirilemeyecektir, çünkü sayfada adı konulamayan çizimler var.

Verilen görsellerin içinde "şaşırtma" maksatlı uyduruk olanlar var. Koca kafalı yılan... Ayakları korsan ayağı gibi başı böcek kelebek… Külçe altın (!)… Orantısı bozuk bisiklet(!)… Kızgın robot (!)…

Verilmek istenen kavramın dışında dikkat çeldirici görsellerin eğitimde yeri yoktur, çocuğu şaşırtmak için soru ders kitabında olamaz! Altın ile çocuklara ne verilmek istendiği anlaşılır değildir. (Daha önce de altın takı takan bir anneli cümle geçmişti.)

Çocuklar bu kadar kötü resimlere baktırılmamalıdır; estetik duyguları ve sezgileri gelişmez.

139.sayfada: Ö-Ç ile hece ÖÇ.

"Öç" gibi kötülük sözcüğü çocuğa yazdırılmaz, çağrışımı çocuğun ruhsal gelişimine zararlıdır.

146.sayfada: "Ömer bugün okula gelmedi."

Olumsuzdan örnek cümle verilmez, akıl çeldiricidir.

147.sayfada: "Özge büyüklerine saygılı ol."

Özge saygısızmış gibi anlam veriliyor, sınıftaki Özge adlı çocuklarla alay edilebilir.

154.sayfada: "Müge ile Gaye arkadaş oldu." (Serzeniştir.)

161.sayfada: Görselinde uçan balonla gezi var.

Balonun altında cami resmi var; etik değildir ve heceleri balonla uçurmak dikkat dağıtıcıdır, öğrenme hızını düşürür.

165.sayfada: "Babamdan para aldım." / "Ayça pembe küpe taktı."

Seviyesiz ve sıradan konuşmalarla eğitim verilmesi yanlıştır.

168.sayfada: "Ömer bugün okula gelmedi."

Mazereti belirtilmeden böyle cümle kurulmaz.

176.sayfada: Kelimeyi çizme bulmacasında "hasta"nın üzeri çizdiriliyor. Etik değildir.

194.sayfada: Kelime bulmacasında, bütün F ile başlayan özel isimlerin üzeri çizdiriliyor.

Ferhat, Fikriye, Figen, Fuat, Funda, Furkan, Faruk, Fehmi, Fevzi, Fulya.

İsimleri bunlardan biri olan öğrenciler üzerlerinin çizilmesine doğal tepki gösterebilirler. Buna sebebiyet vermemek gerekirdi.

200.sayfada: "At jokeyi üstünden attı"

J harfine örnek verilen negatif cümledir. Attan düşen jokeyi resmetmek ise ayrı bir yanlış oldu, çünkü resmedilen yer bir yarış pisti değil, bir ormandır; çocuk şaşırtılıyor. Ormanda atla gezintiye çıkana ise "jokey" denilmez, bu da yanlıştır.

201.sayfada: "Rengârenk Hayaller"

Resimde gerçek olan hiçbir şey yok! Olağan dışı hayaller; gökkuşağına tırmanan, gökkuşağından sarkan salıncaklar, gökten kayan çocuklar... Bu kadar uyduruk hayallerle eğitim olamaz...

Eğitim çocuğun ayağını yere bastırmak içindir. Eğer aksine çocuğu masallarla oyalıyorsa çocuğun aklı büyüyemez, çocuk bilimsel gerçekliğe ulaşamaz.

Ayrıca; gökkuşağı böyle açık havada ve beyaz bulutların üzerinde oluşmaz ve resimdeki gibi bir perspektifle asla görünmez.

203.sayfada: "Tutumlu olmak"

Bu tema yanlış örnekle verildi. Çocuk okula götürdüğü yemeğin bir kısmını yiyemedi ve eve geri getirdi, çöpe atmadığı için tutumlu oluyor! Yemekten artırmak tutumlu olmak değildir! Arkadaşları çöpe atıyormuş, onlara yaptıklarının doğru olmadığını söylüyormuş, ama onu dinlemiyorlarmış.

Çocuğun evde sınıf arkadaşlarının aleyhinde konuşması hiç hoş değil; sınıfla arasında bir sorun olduğuna işaret eder.

276.sayfada: "Efe Tiyatroya Gidiyor"

Öykünün sonu, "Perde açıldı ve oyun başladı" ile bitiyor. Bu cümle bitiş değil başlama duygusu verir. Başladığı yere dönmeden öyküye son verilirse bitmemişlik hissi yaratır, sakıncalıdır, psikolojik gerilim yaratır.

Türkçe dersi açısından ise ana fikirsiz okuma metnidir. Bir yere gitmek amaç olamaz, orada ne öğreneceğidir önemli olan. Çocuktan önemli olanı esirgemek eğitim hakkını kötüye kullanmaktır.

.......

Birinci kitap burada bitiyor. İkinci kitap aynı isimle devam ediyor ve kapağında 2.kitap olduğuna dair hiçbir ipucu bulunmamaktadır.

.......

2.KİTAP:

İç kapak ile üst kapak arasında yine fark var. Öğrenci eline aldığı kitabın hangisi olduğunu sayfayı çevirmeden bulamaz, bir tereddüt geçirerek çalışmaya başlar, dikkat dağıtıcıdır.

10.sayfada: PADİŞAHIN OĞLUNA DERSİ (Dinleme metni)

Bu metnin yönergesi çocuğun anlamlandıramayacağı kadar uzundur.

Okuduğunu anlama becerisi henüz kazanmamış olan, yani yeni okuma yazma öğrenen bir çocuktan dinlediğini anlama becerisi istemek ona haksızlıktır. Bir de "Resme bakarak dinleyeceği metinle ilgili tahminde bulunun" şeklinde bir yönerge ile öğrenciyi "bak sen bilemedin" hissiyatına sokma riski de vardır, bu açıdan eğitsel değeri sıfır olan bir etkinliktir.

13.sayfada: "Dinlediğimi Anlarım"

Dersin amacı dinlediğini anlamak değil, okuduğunu anlamaktır, anlamlı okuma becerisi kazanmaktır. Dinlediğini anlamak becerisi körler okulunda yapılan bir etkinliktir.

Okuma yazma ve okuduğunu anlama, hatta özetleyerek anlatma, ya da anafikir çıkartma becerisi bile temel eğitim boyunca dersin amacı iken, burada henüz hiç tarih bilmeyen 1.sınıf öğrencisinden bir tarih dersini dinleyerek anlaması bekleniyor, bu çocuğa çok ağır yük bindirmektir, yapamayacağı işe çocuğu zorlamaktır.

Çocuğa yanlış soru soruluyor:

"Aşağıdaki soruları dinlediğiniz Padişahın Oğluna Dersi metnine göre cevaplayalım" sorusu yanlıştır. Çünkü ortada yazılmış bir metin yoktur, sadece anlatılan bir öykü vardır. Öğrenci, bu şekilde "öykü anlatımı" ile "yazılı metin" arasındaki farkı birbirine karıştıracaktır.

Metin inceleme etkinliği sadece çocuğun okuduğunu ne kadar anladığını ölçmek üzere yazılı metin üzerinden yapılabilir, kasetten dinleyerek değil.

Kitaptaki dinleme metinlerini velilerin inceleme şansı yoktur. Sınıf öğretmenleri de kasetten dinletme olanağı çoğu zaman bulamıyorlar. Hedefine ulaşmamış böyle dinleme etkinliklerinin amaca ulaşmadığı açıktır, öyleyse neden Türkçe derslerine "dinleme eğitimi" eklenmiştir, anlaşılır değildir.

Şaşırtıcı soru cümlesi: "Padişahın Fatih Sultan Mehmet'le ilgili planı neydi?"

Soruda babasının adının da verilmesi gerekirdi, çünkü babasının kimliği önemlidir. Babası herhangi bir kişi değildir. Padişah 2.Murad oğlu Fatih Sultan Mehmet ile ilgili neyi planlamıştı?" gibi açık isim verilmeliydi. Ancak bu konu çocuklar için oldukça ağırdır.

20.sayfada: "Ailemi tanıyorum."

Çocuğa "Sevdiği şeyler, Sevmediği şeyler… " yazdırılıyor, yanlıştır. Burada olumsuzluğun kalıcı hale getirilmesi riski vardır.

22.sayfada: Resimlerde aile bireylerin davranışları doğru mudur diye soruyor, soru yanlıştır, çocuk ailesi hakkında olumsuz seçenekle muhatap edilmemelidir.

40.sayfada: "Haydi biraz konuşalım" sayfa başına getirilmiş; çelişikli durum var.

Sayfanın sonunda büyük harflerle "Dinleme Metni/ YAŞASIN BİLGİSAYAR" var. Sayfa başlığı büyük harf olur ve incelenecek metin en yukarıya yazılır. Burada tam tersi yapışmıştır. Bu şekilde sayfa düzeniyle çocuklar sayfa başı neresidir, neden büyük harfle yazılır, bunu karıştıracaktır.

Konuyla ilgili resim metinden önceki sayfaya girmiş, bu da yanlıştır. Resim konu başlığının altında olur. Resimde öğretmenin göğüslerine dikkat çekilmiş, döpiyes etekli bir bayan öğretmen olabilirdi. Sınıfta dersi dinlemeyenler var.

Bilgisayar "yaşasın" diyerek kutsanacak varlık değildir, ona yaşasın denilmez.

43.sayfada: "Sınıftaki herkes çok güzel ödev yapıyor."

Cümle yanlıştır, "çok güzel ödev yapmak" diye bir kavram yoktur.

50.sayfada: Metnin başlığı "Haydi biraz konuşalım" ile başlıyor.

Böyle yönerge olmaz. Metnin adı olan "MİNİK GEZEGEN VE KÜÇÜK ASTRONOT" yönergeden aşağıda yer alıyor; bu durum kuralsızlık verir.

Görselinde gezegenler ağızlı burunlu yaratık gibi ve dairesel olmayan bir şekilde resmedilmiştir.

Bir metnin kahramanı "minik gezegen" olamaz; kahraman yaşayan kişiden olur.

Minik kavramı yanlış verilmiştir. "Minik" sıfatı gezegene verilemez, "minik serçe" gibi avuç içine sığacak kadar küçüklük için minik deyimi kullanılır.

Çocuklar "yakından uzağa" ilkesiyle eğitilir, çünkü algılamaları buna göredir. Burada ise tersi yapılmakta, kendini boşlukta hissetmesine yol açılmaktadır. Bu görsellerin çocuğun zeminsiz mekansız dolaşabilir bir ruh haline sokma riski vardır.

Bir kavram hatası daha var; gezegen astronotu değil, astronot gezegeni sever.

.....

57.sayfada: Bu sayfada verilen cümlelerin hiçbiri eğitsel değerde değildir, kavramlar yanlış kullanılmaktadır:

- "Ali'nin çantasının rengi kırmızıymış." Bu cümle dedikodusu yapılan üçüncü şahsın konuşulduğu cümledir. Böyle cümleler sağlıklı iletişim kurmayı öğretmez, eğitimde yeri yoktur.

-"Bu şarkıyı yeni mi öğrendin?" Şarkı öğrenmenin yenisi olmaz, şarkıyı ne zaman öğrendiği sorulabilir.

-"Ela'nın kitabını çok beğendim." Beğenmek deyimi kitap okunduktan sonra kullanılır. Kitap bir giysi gibi baktığı anda beğenilecek nesne değildir.

-"Zil ne zaman çalacak?" Sanki dersin bir an önce bitmesini ister gibi, teneffüs olsun isteyen bir öğrencinin yanındaki arkadaşıyla konuşmasını çağrıştırmaktadır.

.....

59.sayfada: TEMEL GÜNEŞE GİDİYOR

Bu bir Temel fıkrasıdır, Türkçe ders kitabına giremez. Çünkü kitabı magazinleştirir, değerini düşürür, kitaba ve kitaptaki ciddi konulara ciddiyetsizlik verir.

Resimde Temel, kaba saba bir Karadenizli olarak, karşısında hiç de bilim adamına benzemeyen iki ekşi suratlı adam karikatür çizilmiş. Bilim adamına karikatür çizilmesi bilime saygısızlık getirir, bu nedenle böyle fıkralar ders kitabında resmedilmez. Böylece ders kitabı bilime saygısızlık yapılmıştır.

Son cümlesinde Temel'in komik cevabı yerel Karadeniz şivesiyle yazılmıştır:

"Biz onu da düşündük. Akşam serunluğunda gideceğuz, demiş."

Oysa bu kitap Okuma Yazma öğreten kitaptır. Yerel şiveler ise Türkçe dersinin konusu değildir; doğru konuşup yazmaya engeldir, kitabı amacından uzaklaştırır.

Devamında, 62.sayfada, çocuğa yöneltilen soru bir kere daha yanlıştır:

"Temel'in yerinde sen olsaydın nasıl bir çalışma yapardın? Fikrimizi kutucuğa yazalım."

Burada dersin amacı bir kere daha saptırılmaktadır. Bu bir şaka fıkrasıdır. Fıkrayla konu işleme yapılmaz. Fıkra üzerinden mantıklı bir soru sormak ve karşılığında çocuktan mantıklı cevap beklemek akla ziyandır. Çocuğa fıkra kişisi rolü yüklenmez, onun yerine kendini koyamaz. Fıkrada gerçeklik yoktur, şakadır, üstelik yetişkinlerin anlayacağı şakadır.

Çocuklar "kıssadan hisse" (fabl türü) öykülerle eğitilirler. Temel fıkrası ile kitabın değeri düşmüştür, çocuklar bu kitapla nitelikli zihinsel gelişim gösteremezler.

.......

66.sayfada: "Kelime Kuyusu"

Böyle bir kavram yoktur. "Kelime Dağarcığı" yerine kullanıldığı anlaşılıyor, yanlıştır.

Yönergesinde de yanlış var: "Gökyüzü adındaki kelime kuyusundan ..."

"Gökyüzü" adının bir kuyuya verilmesi gibi birçok kavram yanlış daha yapılmıştır.

Gök, yeryüzünden yukarıdadır, kuyu ise yeryüzünden aşağıdadır, çocuk bu şekilde zihinsel eşleştirme yapamaz.

"Gökyüzü ile ilgili aklınıza gelen 4 kelimeyi aşağıdaki kutucuklara yazın" diyebilirdi.

Kitabın yazarı çocuğun aklına bir dipsiz kuyu getiriyor, orada aradığını bulacağını hayal ettiriyor. Bu durumun zihnin doğası üzerine uzmanlaşmış psikologlar tarafından açıklanmaya ihtiyacı vardır.

Çok ince hesaplanmış, çok iyi kurgulanmış bir imaj olduğu anlaşılıyor:

İkinci büyük hata; kovaların üzerine açılan yazı alanları...

Üç boyutlu bir resim üzerine açılmış iki boyutlu alana yazı yazdırmak algılanabilir değildir. Düzlemleri farklı alanları üst üste bindiren bir görsele bakmak bile akla ziyandır, zihinsel kaosa sebebiyet verir, çocuğu "algı bozuğu" tanısına kadar götürebilir.

Yönergenin ilk satırında "ile" bağlacı kullanılması gereken yerde yoktur.

"... gökyüzü (ile) ilgili..."

Çocuk daha ilk satırda sözcükler arasında anlamlı bağ kurma becerisinden kopartılmaktadır, bu durumun adı "zihinsel taciz" olmalıdır.

Belirtmeliyim ki "İLE" bağlacı zihinsel faaliyet için en değerli sözcüktür, kaldırıldığında bütün cümle kopar, anlam kurulamaz hale gelir.

Zekânın tanımı "sözcükler arasında anlamlı bağ kurma gücü" olarak bilinir, burada ise defalarca bağlantısızlıkla karşılaşan çocuk şoktan şoka sokuluyor. Bu tuzakların sonucunda "algı bozuğu" tanısı konulan çocuklar, öğrenme isteğini kaybetmiş hale gelmektedir, tedavisi de yoktur.

Yönergedeki ifade yanlışlarından biri:

"... kovaların altındaki kutucuklara..."

Oysa bir kovanın toprağa oturan kısmı olan altına yazı yazılmaz. Kova resminin aşağısından söz edilseydi oraya yazı alanı açılırdı, öyle yapılmamış.

Burada birbiri üzerine bindirilmiş farklı düzlemler var, üç boyutlu alan iki boyutlu alan açılmış haldedir, algılanabilir değildir, çünkü Matematiği yoktur.

Çünkü insan beyni matematiği olmayan nesneleri algılayamama özelliğindedir. Bu tür asimetrik /uyumsuz durumlar akla oturmaz, böyle görseller zihinde çöp işlevi görür, dosyalanacağı bir odacık yoktur, aklı dağıtır.

Zihinsel faaliyeti kilitlemeye varan bu tür tuzaklar çocuğun eğitim hakkını kötüye kullanmaktır.

.....

67.sayfada: "Kanadı var uçamaz hangi kuştur?" (3.Etkinlik sorusu)

Şaşırtmadır. Böyle fıkra gibi sorularla eğitim olmaz! Çocuğu şaşırtmak eğitim değildir.

......

74.sayfada: "ATATÜRK VE ÇOCUK"

Atatürk'e sanal resim yapmışlar! Hem Atatürk'ün vücudu orantısız, hem bastonu orantısız haldedir. Ayrıca bitişik sayfadaki dinleme metniyle bu görselin örtüşüp örtüşmediğini de bilemiyoruz.

Bu ünitede Atatürk'ü hafızalardan silme taktikleri kullanılmıştır.

75.sayfada: Başlık yazısı "ATATÜRK VE ÇOCUK" sayfanın dibine getirilmiştir.

Atatürk adı aşağıya yazılamaz ve sayfanın dibi başlık yeri değildir.

Yandaki sayfada aynı başlık yukarıdadır. B durum çocuğu şaşırtır.

Daha önceki sayfalarda benzer şekilde başlıkların sayfa dibine yazıldığını görmüştük; muhtemeldir ki çocuğun gözünü sayfa dibinde başlık aramaya alıştırıp Atatürk'ü de sayfa dibinde görmeye/okumaya hazırlamaktadır.

Ayrıca, dinleme metninde ne konuşulduğu tarafımızdan bilinemediği için, yanlış anlatılanları da tespit edemiyoruz. Ancak, 76.sayfada anlıyoruz ki, Atatürk, o çocuğa karıncaların geçmesi için köprüyü nasıl yapması gerektiğini anlatıyor. (Karıncaların sudan geçmek için köprüye ihtiyaçları yoktur!)

76.sayfada: "Atatürk" kelimesi geçen iki soru cümlesi sayfanın en alt satırlarına getirilmekle cümlenin anlamına değersizlik yüklenmiştir.

Atatürk'ün adını aşağıya yazarak görsel alanımızda yerini aşağıya düşürmek ona saygısızlıktır.

77.sayfada: 4.etkinlikte, c şıkkındaki cümlede, Atatürk, karıncalara konuşmuş gibi anlaşılmaya açıktır:

"Atatürk'ün söylediklerini yapınca ...(karıncalar).... köprüden geçmeye başladılar."

Bu cümleden anlaşılan şudur; Atatürk'ün dediğini karıncalar yapmışlar ve öylece karşıya geçebilmişler. Bu cümlede Atatürk'e değersizleştirme saklıdır.

Aynı sayfanın sonunda harf tamamlama etkinliği verilmiş, onda da "Atatürk" sıradan sözcükmüş gibi, "karınca" gibi sıradan sözcüklerin yanına getirilmiştir.

Arkasındaki 78.sayfada, çocuğa uçsuz bucaksız bir nehir resmi veriliyor ve bunun üzerine bir karıncalar için köprü yapması isteniyor. Bu büyüklükteki nehrin üzerine yapılacak köprünün çok geniş bir otoyol olması gerekir, karıncalar için değil kamyonlar geçer oradan... Çocuk buna mecbur edilemez!

Ünite boyunca ısrarla karıncalar ve Atatürk yan yana getiriliyor, bu durum hafızada "pekiştireç" sağlayıcı rol yapar. Bu taktikle, çocuğun hafızasında Atatürk ile karınca arasında "eşleştirme" yapılmakta, her karınca deyince Atatürk, Atatürk deyince aklına karınca gelmesi istenmektedir.

Bu saldırının bir benzeri 2012 yılında basılan ve 5 yıl kullanılan Okuma Yazma 1.sınıf kitabında vardı ve kitap İdare Mahkemesine açtığımız dava neticesinde dağıtımdan kaldırılmıştır. O kitapta eşek arılarıyla Atatürk arasında eşleştirme tuzağı vardı.

....

79.sayfada: Verilen 7 no'lu sözcük bulmacası etkinliğinde ATATÜRK adının üzeri çizdiriliyor!

7. etkinlikte Atatürk yine karınca ile yan yana getirilmiş!..

Ve,

Bulmaca içerisinde Atatürk adının 6.sırada yukarıdan aşağı yazılmış haldedir ve bulmacanın diğer sözcüklerinin arasında defalarca sağdan soldan kesilmektedir. Adeta üzeri kapatılmak istenmektedir.

Kitap boyunca verilen sayısız bulmacada isimlerin üzerini çizmeye alıştırılan öğrenci bu sefer Atatürk'ün üzerini çizmeye mecbur ediliyor!

Keza, Atatürk'ün adıyla bulmaca yapmak büyük hakarettir.

Anlamlı anlamsız sıradan sözcüklerin arasına Atatürk'ün adını sokmak büyük bir saldırıdır ve ustalıkla kurgulanmış değersizleştirmedir.

Türkçe ders kitaplarına tür olarak "bulmaca" sokmak dersin amacında yoktur, olamaz, ders kitaplarını magazinleştirmek demektir.

Sadece bu bulmaca bile Atatürk'e ve Türkçeye nasıl saygısızlık yapıldığını göstermek için yeterli kanıttır.

Aynı sayfanın sonundaki bilmeceyi gördükten sonra ne kadar haklı olduğumuz daha iyi anlaşılacaktır.

79.sayfada: ATATÜRK, BAYRAK VE TÜRKİYE YAZISI HEM TERS HEM DE SAYFANIN DİBİNDE!..

"Bilmece" diyerek sorulan bu üç kelime asla bilmece haline getirilecek kelimeler değildir. Onları diğer bilmecelerdeki şakalı sorularla aynı düzeye getirmektir ve çok onur kırıcı bir durumdur, Atatürk'ü, bayrağı ve Türkiye'yi aşağılamaktır.

Atatürk, Bayrak ve Türkiye, asla sayfanın dibinde ve tersinden yazılamaz!

Şiirde Türkiye'yi tarif için "kocaman yurdumuz" denilmesi ayrıca dil yanlışıdır.

Ayrıca, bu ünitede farklı bir üslupta yönergeler var; çocuğa "yazabilir misin, işaretleyebilir misin" gibi soruluyor. Normalde üslup bu değildir. Diğer ünitelerin yönergeleri de birbirinden farklıdır, kitap boyunca yönergeler arasında görülen bu tür tutarsızlıklar öğrenciye kural öğretmez.

.....

88.sayfada: "Yanlış yazılan sözcükleri bulup düzeltebilir misin?"

Sayfa boyunca bütün özel isimler küçük harfle başlatılırken, Atatürk adını da onların arasına koyup o da küçük harfle başlatılmıştır. Bir kere daha Atatürk'ü değersizleştirmek için kasten fırsat yaratılmış; Atatürk adı sıradan bir sözcük muamelesine tabi tutulmuştur.

Verilen cümleler alt alta hatalarla doludur, hatayı buldurmak bahanesiyle Atatürk adı "atatürk" şeklinde yazılmıştır.

-"Ahmet bugün okula geç geldi" cümlesi için yapılan çizimde çocuk korku ve panik halinde koşmaktadır. Okula geç gelmekle bu resmin bağını kurmak çok zor. Bu resme bakan çocuğun psikolojisi de bozulur, böyle dehşete kapılmış bir çocuk resmi ders kitabına girmemelidir. Atatürk adının geçtiği bir yerde ise hiç olmaması gerekir.

"Ahmet bugün okula geç geldi"

"Ela ile ali ankara'ya gidecekler."

"atatürk 23 Nisan'ı çocuklara armağan etti."

"ayşe'nin canı çok sıkılıyor"

Bakıyoruz; sayfanın başı sonu negatif cümleyle ve can sıkıcı görselle sıkıştırılmış haldeyken Atatürk bunların arasında ve yanlış yazılmış haldedir. Ankara ve Atatürk geçen cümlelerin hizasına konulan buzul kayası gibi soğuk mavi kaya resmiyle de bu cümlelere soğuk imaj verilmektedir.

Sayfa bir bütün olarak Atatürk'ü bu can sıkıcı atmosfere sokmak çok ince bir düzenektir.

Bu cümle için verilen canı sıkılan kız çocuğu çizimi de iyi örnek değildir. Çocuklar hayata neşe içinde hazırlanmalıdır, can sıkıntısı çocuklar için resmedilecek şey değildir, çocuğa negatiflik yükler.

89.sayfada: Zıt anlamları sorulan 14 kelimenin tamamı büyük harfle başlatılmıştır, yanlıştır, öğrenci büyük harfle başlama kuralını öğrenemez, karıştırır:

Gündüz /Gece /Ön / Kapatmak /Yukarı /Geri /İleri /Arka / Hızlı /Ağlamak/ Gülmek /Aşağı / Açmak /Yavaş

Bu kelimeleri büyük harfle başlatmak onlara değer yüklemektir ve bitişik sayfada Atatürk ve Ankara adlarını küçük harfle (bahane yaratarak) yazılmış olarak görülür kılmak bir başka değersizleştirme fırsatı yaratmaktır.

...

Sayfa 100-101'de Atatürk resimleri sayfanın aşağısındadır. Oysa o resimlerin yeri sayfanın en yukarısıdır.

101.sayfada "yazım yanlışlarını düzeltmek" bahanesiyle Milli ve Manevi değerlerimizin adları hatalı (küçültücü hale getirir) yazılmıştır:

"atatürkün selanikte doğduğunu öğrendim."

"Annesinin adı zübeyde hanımdır."

"babası ali rıza Bey'dir."

"Onu ziyarete anıtkabire gidebiliriz."

Bu sayfanın en aşağısında "Haydi, Atatürk'ün kimliğini dolduralım" denilmektedir, yönerge" Haydi" olmaz, basitleştirir.

...

102.sayfada; "Allah Bir Daha Bu Millete İstiklâl Marşı Yazdırmasın"

Başlık yanlış yerdedir, görselin altında olması bu sözü değersizleştirir.

Görseldeki yanlışlar: Okulun önünde öğrenciler İstiklâl Marşı söylerken kız öğrenci dedesiyle birlikte kaldırımdadır, çocuk dedesini çekiştiriyor. Yanlış örnektir.

Okul resminde bayrak üst katın penceresinde ve dalgalanmaz halde sabit duruyor; böyle olması akla ziyandır.

103.sayfada metin ve görsel devam ediyor; İstiklal Marşı devam ederken kız çocuk hâlâ dedesiyle tartışmaktadır. Kötü örnektir. Değersizleştirmektir.

Görselde ayrıca trafik kuralı çiğnenmiştir; okulun bahçe kapısı ardına kadar açık kaldırım girişi serbestçe ana yola bakmaktadır. Oysa okul çıkışında kaldırımda demir bariyer olmak durumundadır.

....

107. sayfa: "Bilgi Kuşu"

Dinleme metninde Bilgi Kuşu ne anlatıyor bilemiyoruz, ancak kuştan bilge olmaz, "kuş kafalı" deyimi bir hakarettir. Sayfanın karikatüründe kitapların üzerinde baykuşa benzer gözlüklü şişman bir kuş var; bu kuş bilgi kuşu ise bu daha çok bir baykuştur ve bizim kültürümüzde "viran yurda konan"dır, ıssızlık, terk edilmişlik, düşman saldırısıyla yerle bir olan yerdir. Antik Atinalılar Truva'yı kurnazlıkla yerle bir ettiklerinde "orada baykuşlar öttürdük" diyerek kendilerinin kurnazlığını baykuş ile sembolize etmişlerdir. Türkleri aşağılamak için baykuş resminin kullanmışlardır. Türkçe kitabında üst üste kalın kitapların üzerinde baykuş uçarken bir resim varsa, hiç de iyi niyetle yapılmış bir resim değildir.

.........

133.sayfada: "Okuma Yazman Bilmeyen Çocuk"

Bu serbest okuma metni ile kitap bitiyor. Kahramanı olumsuz örnek veren öyküdür.

Öyküde, okula gittiği halde okulu sevmeyen, okuma yazma öğrenmek istemeyen bir çocuk var. Sene sonunda bir gün sinemaya gitmiş, arkadaşları da oradaymış, onlar katıla katıla gülerken o bir şey anlayamamış, çünkü film alt yazılıymış...

Metnin bitişi şöyle:

"Ersan, bu işin böyle olmayacağını anlamış. Kendini kandırıyormuş. Çok utanmış. Bütün yaz kitap okumuş. Sonunda okumayı ve yazmayı başarmış."

Ersan adlı çocuklara bu metinden sonra muhtemelen "tembel" yaftası takılır.

Öykünün kahramanı Ersan, yaz tatilinde kendi kendine kitap okuyarak okumayı yazmayı öğrenmiş... Ne tuhaftır ki bu çocuk ders yılı biterken okuma yazma öğrenmeye alt yazılı yabancı film izlemek için ancak ikna oluyor! Bu mu olmalıydı bir yıl okula giden çocuğumuzun son okuyacağı metin!

....

Özetle;

Bir Türkçe ders kitabında asla olmaması gereken, çocukları etiketlemeye, okuldan ve arkadaşlarından küstürmeye sebebiyet verecek şekilde çocuk isimleriyle kurulan olumsuz cümlelerin ve magazinleştirme tekniklerinin bu kitapta ısrarla kullanıldığını görüyoruz.

Bilmece, bulmaca, fıkra, şaşırtma, yanlışı bulma vb magazinleştirme teknikleri kullanılmak suretiyle başta Atatürk olmak üzere, Bayrak, Türkiye, Türkçe, Anıtkabir gibi Milli ve Manevi değerlerimiz aşağılanmıştır.

Sonuç ve İstem;

Yukarıda açıkladığım nedenlerle, Talim terbiye Kurulu başkanlığından onaylanmış olarak 2019-2020 ders yılında okutulmak üzere Eylül 2019'da ilkokul 1.sınıflara dağıtılan İlkokul Türkçe 1 Ders Kitabının;

a-Yazarları Erol Aksoy, Gülnur Candan Hamurcu, Mahmut Akkuş, Sinan Ziya

b- Görsel tasarımcısı Tuğçe Karaburçak

c- Kitaba onay veren Talim Terbiye Kurulu Başkanı Alpaslan Durmuş

d-Kitabın dağıtımını yapan Talim Terbiye Kurulu Başkanı Burhanettin Dönmez hakkında,

Yayınladıkları ders kitabında;

a-Devletimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e ve manevi varlığına hakaret ettikleri için,

b-Çocuğun akıl ve ruh sağlığına zararlı görseller ve ifadelere yer vermek suretiyle çocuğun eğitim hakkını kötüye kullandıkları için,

Ve;

c-Makamınız tarafından resen belirlenecek diğer suçlar için;

Suç duyurusunda bulunuyorum ve cezalandırılmalarını talep ediyorum.

Gereğini saygılarımla arz ederim. 28.11. 2019



Diğer Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

CHP Değil Dallas!

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Güneş, Rüzgardan Güçlü

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Hiç mi Ders Alamadın!!!

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Merkezde miyiz?

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Can Dost

Şevket Demir

Şevket Demir

Tolstoy'un "İnsan Ne ile Yaşar' Adlı Kitabından...

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: