rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 715 (697)

Toplam Ziyaret: 16.347.964 (15.040.388)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
02 Aralık 2019
Sayı : 835
Bu kayıt toplam
163 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

CAN DOST

Dost deyince aklımıza, sevilen, güvenilen, sırdaş, yakın arkadaş, iyi görüşülen kimse, uzak diyarlarda olsa da gönüllerimizin bir olduğu, gönül dilini konuşan, ilişkilerinde menfaat değil de sadece karşılıksız sonsuz sevgi olan, güzeliyle çirkiniyle, kötüsüyle iyisiyle, acısıyla tatlısıyla yaşamınızda ortak anlarınız olan kişi gelir. Kısaca frekanslarınızın uyduğu yani yeni tabirle elektrik aldığınız, başınızı omzuna dayadığınızda rahatladığınız, içinizi döktüğünüz, gönlünüzden gönlüne yol olan kişidir.

Bir tabir vardır "İyi gün dostu" diye, aslında o dost değildir, menfaati icabı sizi arkadaş edinmiştir. Sadece iyi, güzel ve mutlu günlerinizde yanınızdadır. Bunlar menfaat icabı size yaklaşırlar, kısa sürede yakınlık kurarlar, candanmış gibi davranırlar, arkadaş olurlar ve en ufak bir sorunda yanınızda yokturlar, sizi kolayca satarlar. Siz sadece hayretle yanıldığınızla kalırsınız.

Gerçek dost kara günde yanınızdadır, sizi hiç terk etmez, acılarınıza ortak olur, sizi teselli eder, duygularınıza ortak olur, sizi rahatlatır, moral verir, sizi en iyi o anlar, derdinize derman olamasa da elinden geleni yapmak adına çırpınır durur. Hastalığınızda başucunuzda elinizi tutmuş, yüreğini yüreğinize dayamış görürsünüz.

Dostunuzu deneyin, sizi yarı yolda bırakacak mı, nasıl tutum ve davranışta bulunacak diye derler ya siz de deneyin, eğer gerçek dostsa düştüğünüz zaman ilk o ayağa kaldıracaktır. Vefalıdır, kin beslemez, sizi kıskanmaz, kusurlarınızı açığa vurmaz, ayıbınızı aramaz bilakis gece gibi üstünü örter, size karşı bir kibir abidesi olarak karşınızda durmaz hep tevazu içinde yanınızda size destek olur, size kızmaz, öfkelenmez, yaptığı iyilikleri başınıza kakmaz velhasıl her türlü zorlukta hep yanınızdadır. Zor anınızda birinin desteğini istersiniz ya o zaten hisseder ve siz haber vermeden yanınızda bitiverir. Sadece acı günde değil mutlu gününüzde de yanı başınızdadır.

Yıllar çabucak geçiyor, yaşımız ilerliyor bir de bakmışız yolun sonuna gelmişiz. Öyleyse ileride huysuz ihtiyar olup yalnız kalmamak için kendimize gençlikten itibaren çeki düzen vermeli, doymak bilmeyen nefsin isteklerini ne pahasına olursa elde etmeye çalışmamalı, etrafımızdaki insanları kırmamalı, hırslarımızın esiri olmadan yaşamalı, yumuşak huylu, adil, merhametli ve vicdanlı olmaya gayret etmeliyiz. Psikologlar çevrenizde iyi arkadaşlarınız olsun, anılar biriktirin, sohbetlerinizde anlatacak hikâyeleriniz olsun diyorlar. Aksi takdirde, yalnızlık, terk edilmişlik ve depresyon; sonunda bir odada tek başına sonlanan bir ömür.

İşin başı sevgi, sonu sevgi; öyleyse sevelim, sevilelim dünya kimseye kalmıyor. Şimdi " İyi bir dost arayınız" diyen Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'ye kulak verelim:

Ah, tabiatı bize uymayan dostun verdiği ıstıraplardan; ah, onların kalbimizde açtığı derin yaralardan. Ey ulu kişiler, ey büyük insanlar; akılınızı başınıza alın da kendinize iyi dostlar, uygun arkadaşlar arayınız.

Akıl da, güzel yüzdeki çirkin bir buruna benzeyen ayıplarla dolu nefisten feryat etmektedir. Akıl ona der ki: İyi bil ki, aynı cinsten oluş meselesi su ve balçıktan yaratılmış olan beden yönünden değil, mana ve ruh bakımındandır. Kendine gel de, görünüşe kapılma, güzel surete tapma, öyle bir söz de söyleme. Aynı cinsten oluşu görünüşte, surette arama.

Suret, görünüş, insanın dış yüzü cansız şeylere, taşa, toprağa benzer. Cansız şeyin aynı cinsten oluştan haberi bile yoktur. Can karıncaya benzer, ten ise buğday tanesi gibidir. Can, onu her zaman bir taraftan bir tarafa çeker durur. Karınca bilir ki, o kendi cinsinden olmayan buğday tanesi yenecektir, onun bedenine karışacak, onun cinsinden olacaktır.

Karıncanın biri, yolda bir arpa tanesine rastladı ve ona yapıştı. Başka bir karınca da bir buğday tanesi buldu, hızla onu sürüklemeye başladı. Arpa kendi kendine buğday tanesinin yanına yuvarlanmaz ama karınca, evet, karıncanın yanına gelir.

Arayanın gidişi kendisine değildir, o buğdaya tabidir. Buğday da kalkıp onun yanına gidemez. Karıncaya bak da gör, nasıl da dönüp kendi cinsinden olan karıncaya gelir. Sen, "Buğday neden arpa tarafına doğru gidiyor? " deme. Gözünü aç da, onu zorla götüreni gör; giden götürülen şeye bakma.

Siyah bir karınca, siyah bir keçenin üstünde bir taneyi sürüklemektedir, karınca gizli, görünmüyor ama götürülen tane meydanda. Akıl der ki: "Gözünü iyi aç da bak, tane bir götüren olmadıkça hiç kendi kendine gider mi? Bu yüzdendir ki köpek, Ashab-ı Kehf'in yanlarına geldi, onlarla beraber uyudu kaldı. Suretler, şekiller birer tane gibidir, ruh ise karıncadır. Yine bu yüzdendir ki, Hz. İsa da gökte tertemiz meleklere karıştı, kafesler ayrı idi fakat içindeki kuş yavruları aynı cinstendi. Bu kafes meydanda görünüyor fakat içindeki kuş yavrusu gizli, bir götüren olmadıkça kafes nasıl kendi kendine gider?

Kendine aklı emir olan, bey olan göz ne mutlu gözdür. O her şeyin sonunu görür, her şeyi bilir, o ilahi nurla aydınlanmıştır. Çirkini, güzeli siz akılla ayırt edin," Bu karadır" " Bu Aktır" diyen göze güvenmeyin.

Göz, pislikte biten, idrar birikintisinde yetişen yeşilliğe de aldanır. Akıl ona der ki: "O pisliği kendi gözünle değil de, bir de benim gözümle gör." Yalnız isteği gören göz, kuş için bir afettir, felakettir. Hâlbuki tuzağı gören akıl, kuşu kurtarır.

Bir tuzak daha vardır ki, onu akıl da anlayamaz, göremez. İşte gizli şeyleri gören vahiy, ilahi seziş, bu yüzden bu tarafa koşup geldi. Aynı cinsten olan, aynı cinsten olmayanı akılla tanımak, bilmek gerek. Düşünmeden, hemen suretlere, şekillere koşmak doğru değildir. Aynı cinsten oluş, ne benim için suretledir, ne de senin için. Hz. İsa insan şeklinde idi ama melek cinsindendi.(Mesnevî cilt 6. Beyit 2950-72 Şefik Can Dede)

Bizler güzel ahlâklı, iyi insan olursak iyi dostlarımız olur ama biz kavgacı, kötü ve geçimsiz olursak etrafımızda kimse kalmaz. Yani iyiler iyilerle arkadaş olur iyilik beslenir, kötüler de kötülerle arkadaş olur kötülük beslenir. Maalesef insanın dış görünüşünden ruh güzelliği ya da art niyeti belli olmuyor. O zaman bize insanları iyi tahlil etmek kalıyor.

Aynı dili konuşan değil aynı gönlü paylaşan, gönlümüze yürekten hitap eden, iyi huylu, güzel ahlâklı kafa dengi bir arkadaş, daha da önemlisi bir can dost bulmak dileğiyle, sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Diğer Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

CHP Değil Dallas!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Yeni 2019 Türkçe 1 Kitabı Hakkında Suç Duyurusu

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Güneş, Rüzgardan Güçlü

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Hiç mi Ders Alamadın!!!

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Merkezde miyiz?

Şevket Demir

Şevket Demir

Tolstoy'un "İnsan Ne ile Yaşar' Adlı Kitabından...

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: