rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 2.341 (1.938)

Toplam Ziyaret: 18.170.745 (16.538.488)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
27 Mayıs 2020
Sayı : 853
Bu kayıt toplam
765 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

GENÇLİK BAYRAMI- ATATÜRK'Ü ANMA

Yarın 19 Mayıs; Atatürk'ün Türk gençliğine armağan ettiği bayramı kutlayıp Atatürk'ümüzü anacağız; hepimize şimdiden kutlu olsun. Kısaca hatırlayalım ne olmuştu yüz yıl önce: Ülke işgal altındaydı, bu işgale son vermeyi aklına koymuş olan Mustafa Kemal 16 Mayıs'ta İstanbul'dan Bandırma Vapur'u ile yola çıktı, üç günlük yolculuktan sonra 19 Mayıs 1919'da Samsun'a vardı. İşte oradan, İtilaf Devletlerinin işgaline karşı Türk Kurtuluş Savaşının meşalesini yaktı. O'nun gayesi Anadolu'daki insanlarımızı örgütleyerek vatanı düşmanlardan kurtarmaktı.

Atatürk'ün, milletle tek vücut olarak, el ele, omuz omuza verip, milli birlik ve beraberliği, dayanışmayı gerçekleştirmek için çıktığı bu yolculuk, insanımızın kendisine güvenmesini, küllerinden yeniden doğmasını sağlamıştır.

Gazi Mustafa Atatürk'ün tam bağımsızlığı elde etmek için yola çıktığı 19 Mayıs 1919 günü, ülkeyi düşman işgalinden kurtaracak zaferin başlangıç günüdür. O, Türklerin esir edilemeyeceğini, her zaman hür yaşayacağını, bağımsızlığından vazgeçmeyeceğini dile getirmiş ve askerlerine " Size ölmeyi emrediyorum", "Ya İstiklal, ya Ölüm " diyerek milletin yaşlısı, genci, çocuğu ve kadınıyla top yekûn mücadele etmesini sağlamış ve bunun sonunda düşmanı yurttan kovmuştur.

Daha o yıllarda millet iradesinin üstünlüğüne inandığı için " Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir" demiş ve arkadaşlarını da ikna ederek 23 Nisan 1920'de, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni kurmuştur. Aradan yıllar geçmiş ve sonunda Mustafa Kemal'in hazırladığı anayasa değişikliğinin mecliste kabul edilmesiyle 29 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Devleti'nin yönetim şekli " Cumhuriyet" olarak kabul edilmiştir.

Atatürk'ün amacı ülkeyi bir an önce çağdaş, modern uygarlık düzeyine eriştirmek, toplumun ekonomik kalkınma hamlesini başlatmaktı. Ekonomik bağımsızlığa bir an önce kavuşmak için üretime yöneldi ve pek çok fabrika kurdu," Köylü milletin efendisidir" diyerek tarımı teşvik etti. Toplumu geri bırakan zincirleri bir an önce kırmak istiyordu. Onun için Atatürk devrimlerini başlattı. Kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Anayasa'da tanımlandığı şekliyle, demokratik, lâik, sosyal bir hukuk devleti olmak gibi değişmez niteliklere sahipti. Onun ilkelerini şöyle sıralayabiliriz: Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Lâiklik, Devrimcilik (İnkılâpçılık).

Toplumsal yaşayışın yeniden düzenlenmesi adına yaptığı reformların bazıları şöyledir: hilafetin kaldırılması, şapka giyilmesi kanunu, Tekke ve zaviyelerin kapatılması, uluslararası saat ve takvim uygulaması, ölçüler kanunu, lakap ve ünvanların kaldırılması, soyadı kanunu, kadınlara seçme ve seçilme hakkı, yeni mahkemeler teşkilatının kurulması, yeni Türk Harflerinin kabulü, Türk Dil ve Tarih Kurumunun kuruluşu bazılarıdr.

İşte Gazi Mustafa Kemal Atatürk büyük emeklerle kurduğu Cumhuriyeti çok önem verdiği Türk Gençliğine armağan etmiştir. O'nun şu sözleri hepimize bilhassa da gençlerimize rehber olmalıdır: "Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kâfidir."

Nutuk adlı eserinin sonunda, "Türk gençliğine bıraktığım emanet" bölümünde, geçmişte yaşanılan sıkıntıların bir daha tekrarlanmaması, vatanın, milletin, ülkenin zor duruma düşmemesi için, Türk milletinin istikbali olan gençlere önemli öğütlerde bulunmuş ve geleceğimizi gençlere emanet etmiştir.

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi

Ey Türk Gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir. Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve harici bedhahların olacaktır.

Bir gün, istiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şeraitini düşünmeyeceksin. Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili görülebilir. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zapt edilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve delalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu iktidar sahipleri şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düşmüş olabilir.

Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur. 20 Ekim 1927

Bu vesileyle bizler de insan hayatının evrelerini bir düşünüp gözümüzün önüne getirirsek en verimli, en üretken en aktif olduğumuz yılların gençliğimiz olduğunu görürüz. Covid 19 virüs salgınının olduğu şu günlerde bile gençlik çalışıyor, atmış beş yaş üstü yaşlılarımız ve çocuklar evde oturuyor. Ümidimiz, geleceğimiz, üretenlerimiz, gençlerimiz onlara sahip çıkmalıyız, ümitlerini kırmamalıyız, onları iyi yetiştirmeliyiz.

Ramazan ayının sonlarına doğru geldiğimiz şu maneviyat dolu günlerde iyilik kervanlarına katılmak, gençlerimizi iyiliğe özendirip, kötülükten sakındırmak için elimizden geleni yapmalıyız. Hepinizin bildiği gibi "Ağaç yaş iken eğilir" diye bir atasözümüz var. Öyleyse kötü huylarımız kemikleşip yerleşmeden önce gençken onlarla mücadele etmeli, gönlümüzü kötülüklerden arındırmalı, içimizi güzel duygu ve düşüncelerle doldurmalıyız.

Bu yıl kadir gecesi, 19 Mayıs gününe denk geliyor, iki kutlamayı birlikte yapacağız. Şimdi madde âleminden mana âlemine geçelim ve sözü manevi sultanımız, Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin "Gençlik Yılları " ile ilgili kıssasına bırakalım:

Ne mutlu o kişiye ki, gençlik günlerini ganimet bilir de borcunu öder. Yani dini ve insani vazifelerini yerine getirir. Bedeni sapasağlam iken, yüreğinde de, vücudunda da güç ve kuvvet varken kulluğunu yerine getirir. O gençlik çağı, yemyeşil terütaze bir bağa benzer. Bolca meyve verir. Genç adamın kuvvet ve şehvet çeşmeleri akar durur. Bu suretler ten bahçesini yeşertir. Gençlik, yapılmış, döşenip dayanmış, tavanı yüksek, dört duvarı sağlam, onarmaya gereği bulunmayan bir eve benzer.

Ne mutlu ihtiyarlık günleri gelip çatmadan, hastalıklar, üzüntüler, çaresizlik yakasına yapışmadan insanlık vazifesini yapana. İhtiyarlıkta beden çorak toprak gibi gevşer dökülür. Çorak bir tarladan hiçbir vakit hoş bir bitki yetişmez. Köhneleşmiş bir bedende kuvvet ve şehvet suyu kesilmiştir. Artık o kendisinden de, başkalarından da faydalanamaz. Kaşlar, eğer kuskunu gibi aşağı düşmüştür. Gözler sulanmış ve kararmıştır. Yüz buruşmuş, kertenkele sırtına benzemiştir. Söz söyleyemez, tat alamaz bir hale gelmiştir. Dişleri de dökülmüştür.

Gün geçip gitmiş, akşam vakti gelip çatmıştır. Bir leş haline gelen beden topallayıp kalmış, yol da uzun ve uzak; işyeri yıkılmış, iş güç düzeni de bozulmuştur. Alışkanlıklar, kötü huylar derinlere kök salmış, kökleri sağlamlaşmıştır. Onları sökecek güç kuvvet de azalmış, tükenmiştir.(Mesnevî cilt 2, beyit 1215-26. Şefik Can Dede

Büyük Atatürk'ün yüz yıl önce söylediklerine bir bakarsak bugünü daha iyi değerlendirebiliriz : "Eğer fikirlerimle bilim çelişirse, bilimi tercih edin. Hayatta en hakiki mürşit ilim'dir. " Bilimden, ilimden, liyakattan uzaklaşan toplumlar çökmeye mahkûmdur. O'nun açtığı muasır medeniyet yolunda, yılmadan, usanmadan büyük bir özveri ve gayretle çalışıp, hedeflediği yüksek medeniyet seviyesine ulaşmak dileğiyle.

Ne Mutlu Türküm Diyene

Sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Ah O Ruslar!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Tansu Çiller'in Cumhuriyet Müzesinde Ne İşi Var?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Sağlık Olsun

Mehtap Gencer

Mehtap Gencer

Bir Şarkısın Sen

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Sen Treni Kaçırdın İlhan Ağabey... Gelsin "Yavaş" Yavaş..

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Büyük Sınav

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Ahlâk

Şevket Demir

Şevket Demir

Akrabalık ve Akrabalar Arasında Yapılan Kahvaltı ve Yemeğin Amacı

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: