rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 4.032 (3.601)

Toplam Ziyaret: 19.449.148 (17.653.819)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
23 Kasım 2020
Sayı : 871,872
Bu kayıt toplam
225 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

BAŞÖĞRETMENİMİZ

Yarın 24 Kasım, Öğretmenler gününü kutlayacağız. Şu kısacık hayatımızda ne kadar da çok öğretmenimiz oldu. İlk öğretmenimiz ailemiz; her şeyi ilk önce anne babamızdan öğrendik, sonra kardeşlerimiz, akrabalar, yakın çevremiz, arkadaşlar ve sonunda ilkokulla birlikte "Öğretmen" sözüyle tanıştık. Daha altı yedi yaşlarındaydık sanki aileden koparılmışız gibi hissetmiştik çünkü biz eski nesil, "Eti senin, kemiği benim " denilerek öğretmene teslim edilmişti.

Okul günü, kimi "okula gitmem" diye ağlıyor, annesinin bacağına sarılıyordu, kimi de kendini yerden yere atıyor ve avazı çıktığı kadar bağırıyordu. Ama bazısı da vardı ki hem istekli, hem de hazırlıklıydı; okulun kendisini aydınlatacağının bilinciyle sıraya girmiş sakince bekliyordu.

İlkokul Öğretmenimiz anamız babamız gibiydi, sığındığımız limandı, derdimizle dertlenir, bizi teselli eder,oyalar, bazen fıkra anlatır güldürür, bazen de davranışımızı onaylamaz bize kızardı ama bizi okula alıştırmak, derslere ısındırmak, dersleri öğrenebilmemiz, anlayabilmemiz için elinden gelen gayreti gösterir, insanüstü bir çaba sarf ederdi. Onun için ilkokul öğretmenleri hiç unutulmaz. Çünkü onlar, kendisine emanet edilen küçücük çocukları, iyi insan olmaları için, bir heykeltıraş gibi işler ve bir sanatkâr gibi de sevgi çamuruyla yoğururlar.

İlkokul bittikten sonra kimimiz okumaya devam etti ve ortaokul lise, üniversite, doktora derken değişik dallarda öğretmenlerimiz oldu. Bazılarımız ise meslek öğrenmek için esnaf yanına çırak verildi; onların da öğretmeni, ustaları oldu. Ustalar sadece meslek öğretmezlerdi; mesleğin en ince ayrıntısına ilave olarak edepli insan olmayı, dürüstlüğü, hak yememeyi, başkalarına güzel davranmayı, işinin erbabı olmayı, mesleğinde hile yapmamayı, insanlara kazık atmamayı, sözünde durmayı, terbiyeli insan olmayı yani kısaca iş ahlâkına ilave güzel ahlâklı olmayı öğretirlerdi.

Aslında şöyle bir düşünsek, herkes birbirinin öğretmeniydi çünkü her an birilerinden bir şeyler öğrenip birilerine de bir şeyler öğretiyorduk. Hz. Ali bundan asırlar önce " Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum" diyerek okumanın, ilim öğrenmenin ve öğretmenin, eğitimin önemine vurgu yapmıştır. Kız çocuklarının diri diri toprağa gömüldüğü Cahiliye döneminin karanlığından kurtulmak için ilme sarılmamız gerektiğini özellikle belirtmiştir.

Kitabımız Kur'an'ı Kerimde yüce Allah ise şöyle buyuruyor: " De ki; Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak aklıselim sahipleri öğüt alır.(Zümer suresi 9. Ayet) Daha pek çok ayette de ilme, bilme yönelmemiz, aklımızı kullanmamız, cahillerden uzak durmamız konusunda bizleri uyarıyor.

Asrın dehası, Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise " Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" diyerek ilmin önemine vurgu yapmış, karanlıktan, cehaletten ancak ilimle kurtulacağımızı belirtmiştir. Türkiye Cumhuriyet'ini kurduktan sonra yaptığı bir dizi reformlarla toplumun önünü açmış, harf devrimiyle Arap alfabesini bıraktırıp yerine Latin alfabesini koymuş ve ilk aydınlanma meşalesini ateşlemiştir. Öğretmenler günü geldiği zaman hep gözümün önüne Atatürk'ün kara tahtaya yazı yazarkenki siyah beyaz resmi gelir ve çok duygulanırım.

Bu gün vesilesiyle, Öğretmenler günü kutlama nedenini araştırdım; acaba sadece biz de mi kutlanıyordu yoksa dünyada da böyle bir kutlama var mıydı? Gördüm ki bizde 24 Kasım Öğretmenler Günü, 1981 yılından beri kutlanıyordu. Ama neden 24 Kasım?

24 Kasım 1928, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün" Millet Mektepleri'nin Başöğretmenliği'ni" kabul ettiği gündür. O zamanki Bakanlar Kurulu, Atatürk'e " Millet Mektepleri Başöğretmenliği" unvanını 11 Kasım 1928'de vermiş ve bu unvan, 24 Kasım'da Millet Mektepleri Talimatnamesi'nin yayınlanması ile resmileşmişti. Atatürk'ün yüzüncü doğum yıldönümü olan 1981 yılında "Başöğretmen" olduğu günün, ülke çapında "Öğretmenler Günü" olarak kutlanmasına karar verilmişti.

O zamandan beri Öğretmenleri onurlandırmak için çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Onların sorunlarının dile getirildiği toplantılar yapılmakta, teröre kurban gitmiş olanlar saygıyla anılmakta, başarılı projelere imza atanlar arasından seçilen öğretmene "Yılın Öğretmeni" ödülü verilmektedir. Ayrıca öğretmenlerle öğrenciler arasındaki sevgi, saygı ve dayanışma bağını kuvvetlendirmek için neler yapılması konusunda konferanslar düzenlenmektedir. Çalışan ya da Emekli olan öğretmenlerimiz yalnız bugün değil her zaman saygıyla anılır, hal ve hatırları sorulur.

Dünyada ise pek çok ülkede 1994'ten beri her yıl 5 Ekim günü UNESCO tavsiyesiyle öğretmenler günü olarak kutlanmaktadır. Daha iyi bir gelecek için eğitim ve öğretime gerekli önem ve hassasiyeti göstermemiz gerekiyor. Muasır medeniyet seviyesine ulaşmamız için çok çalışmamız, çok üretmemiz, çok okumamız gerekiyor. Ümidimizi kaybetmeden çok çalışmalı, geleceğimiz olan gençlerin önünü açmalı, onlara yeni iş imkânları tanımalıyız.

Onları elimizden kaçırmamalıyız; yabancı ülkelerde çare aramak zorunda bırakmamalıyız. Gitmemeleri için en güvenli, en donanımlı ortamı sağlamalıyız. Başarılı öğrencilerimizin elinden tutmalı, tüketen bir toplum değil üreten bir toplum olmak için onları desteklemeli, onların ufuklarını genişletmeliyiz. Toplumsal kalkınmamız için tarıma, sanayiye, kooperatifleşmeye desteği arttırmalıyız. Şu an dünyada pek çok ülkeden daha fazla genç nüfusa sahibiz ancak bu gençlerin üçte biri işsiz. Bir kaç üniversite bitirmiş yüksek donanımlı ama kendine göre iş bulamayan ya da kendi iş yerini açabilecek sermayesi olmayan bu ümitsiz gençliğin elinden tutmalı, kollamalıyız. Ülkemiz şartlarında onlara iş imkânı sunmalıyız yoksa genç Beyin göçü dediğimiz olaya mani olamayız ve bunun sonunda biz değil diğer dünya ülkeleri onlardan faydalanır.

Yarınımız, geleceğimiz, sağlıklı, mutlu ve huzurlu genç neslin elinde inşa edilecektir. Öyleyse bize düşen onlara sahip çıkmak, ellerinden tutup bizi yükseklere taşımalarına müsaade etmektir.

Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün öğretmenlere hitaben söylediği bir sözüyle yazımı bitiriyorum: " Gelecek gençlerin gençler ise öğretmenlerin eseridir. Cumhuriyet, sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister."

Değerli öğretmenlerimiz gününüz kutlu olsun. Sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Vampire Döndük!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Mahallemizde Fidancılığa Ömür Verenler

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Mutluluk Üzerine

Mehtap Gencer

Mehtap Gencer

İftira; Edileni Değil, Edeni Kirletir

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Artık Dünya Değişiyor

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Hacı Bektaş Veli Yılı- 2021

Şevket Demir

Şevket Demir

Bal Tefsiri ve Sahte Hadisler

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: