rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 5.081 (4.113)

Toplam Ziyaret: 15.967.703 (14.738.793)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
25 Şubat 2019
Sayı : 795,796,797
Bu kayıt toplam
2.243 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
Mahiye Morgül
Mahiye Morgül

14 ŞUBAT'IN TARİHÇESİNDE SASANİLER

14 Şubat 275 günü, tarihte, Urfa'dan Palmira'ya gelin giden Sasani kraliçesi Leyla

Zeynep Sultan'ın (Arapça Zenobia) esir götürüldüğü Tivoli'de ev hapsinde tutulduğu sarayda hayatının sona erdiği gündür. Yani bugün aslında bizim için yas günüdür.

Biz şimdi bugün birbirimize hediyeler alıp verirken piyasayı canlandırıyoruz ve

böylece Romalı bir asker olan Valentin'i kutsamış oluyoruz. Ama ben bugüne başka bir tarih penceresinden bakmak istiyorum, bir Sasani kraliçesi olarak Leyla Zeynep Sultan'ı anlatmak istiyorum.

Zeynep Sultan esir tutulduğu sarayda kendisiyle konuşmak isteyen asilzadelere sırtını

çevirir onlarla konuşmazmış, bunu ifade eden sırtı dönük tabloları yapıldı. Oysa bunun çok önemli bir sebebi vardı; bilim şehri Palmira'yı yakmamaları şartıyla küçücük oğlu Hasan ile birlikte teslim olmuş, yolda oğlu Hasan'ı İstanbul'da denize atıp gözlerinin önünde öldürmüşlerdi, sonra da Palmira'yı yakmışlardı. Beş dil bildiği halde yanına gelenlerin hiç birisiyle konuşmazdı. Sadece bekçisi Valentin ile konuşurdu.

Valentin'e kitap verirdi. İtalyan ressamlar bunun da resmini yaptılar. Zindanda

kitaplarla tabloları yapıldı. Valentin de saygısından ona çiçek verirdi, aşık olduğundan değil.

Enteresandır, İberya yarımadasında Kafkas kökenli Katalanlar 14 Şubat'ta benzer bir

şeyi yapıyorlar; kızlar erkeklere kitap veriyor, erkekler kızlara çiçek veriyor!

Zeynep Sultan (240-275) Urfalı aristokrat bir ailenin kızıydı, Palmira kraliçesiydi. İki

şehir de Sasani İmparatorluğunun Türkmeneli eyaletinin önemli bilim şehirleriydi. Palmira'ya gelin gitmişti, gezdiği yerde kitap dağıtırdı. Urfa gibi, Harran, Cizre, Tigrankerti (Silvan) gibi Palmira da, Atina ve Roma saldırılarından kaçan Miletli bilim adamlarının sığındığı birer bilim merkezleriydi.

Sasani devletinin kurulma sebebi de zaten Roma saldırılarına karşı bir direniş merkezi

oluşturmak, bilimi korumak, etnik veya inanış farkı gözetmeden bir birlik kurmaktı.

Milattan önceki 1.yüzyılda Sezar'ın Pontus Kralı olarak bilinen Milet kralı

VI.Mitridate'nin üzerine gönderdiği yıkımcılardan (Sulla, Lukullus, Pompey) kaçabilen bilim adamları için Silvan'da sığınak kaya evler yapma görevi VI.Mitridate'nin damadı ve

Adrepatiene (Ermenistan ve Azerbaycan) komutanı kral Dikran'a düştü. Dikran Kerti

(Tigranagarta) adı verilen bu yerin yapımı 10 yıl (MÖ.70-60) sürdü. 300 haneli çok zengin bir bilim şehriydi. MS.70'e kadar ayakta kalabildi. Bugünkü adı Hasuni Mağaralarıdır.

Bu oyma evlerin tamamında buraya kaçabilen çoğunlukla tıp bilim adamları yaşadı.

Her evin tavanında tıbbın babası kabul edilen Kemerhisarlı Apollonius'un başı arkasında güneş ışıklarıyla resmi vardı. Yıllar sonra bu resimleri gören tarihçiler her evi bir kilise zannederek 300 tane kilise vardı diye yazdılar. O tarihçiler Dikran Kerti'ndeki bilim adamlarının nasıl ölümüne direndiklerini ise hiç yazmadılar, oradan hiç biri sağ çıkmadı. O nedenle buranın adı Kuret'dir, bunu da çözmedi arkeologlar.

Bu "ölümüne direnmek" töresini biz çok yakın bir yerlerden tanıyoruz galiba...

Dikrankerti'den altın eşyaların Roma'ya taşınması aylar sürdü, efsaneleştiler, dillere

destan oldular, Etrüsk çocuk tekerlemelerine girdi:

"Çatal kaşıkları bile altındandı / Eşeğinin su kovası bile altındandı..."

1500 yıl sonra bu efsaneleri tiyatro yapmak için derleyen İtalyan tiyatro metin

yazarları sayesinde dünyanın bunlardan haberi oldu.

Hasuni kaya evlerinin son görünümü:

MS.70'de Tigran Kerti'ni tarihten silen Korbula, Samsat ve Gerger'i de yakıp yıkmış,

Nemrut'taki Komagene hanedan heykellerine dokunmamıştı, çünkü oraya kadar ağır araçlarla çıkamadığı için onlara gücü yetmemişti. Orada heykeli bulunan Komagene kralları Büyük Oğuz Beyi VI.Mitridate'nin kızlarının Pers ve Ermeni krallarla evliliklerinden doğan torunları olup, Galini Kos, Anati Kos, Mitridati Kos gibi Oğuz/Kos unvanlıydılar. Mısır Pitolemaios hanedanı da bunların akrabalarıdır. Yazımıza konu Leyla Zeynep Sultan ise kendisini tanıtırken soyunun Mitridatikos hanedanından geldiğini söylermiş.

MS.70'de, Dikran Kerti ile aynı tarihlerde, Kudüs ve Samandağ Romalı Titus

tarafından saldırıya uğradı. Buralardan kaçan bilim adamları Urfa'ya Harran'a sığındılar.

Roma saldırıları Ön Asya topraklarında aralıksız devam ederken bu saldırılardan

kaçabilen bilim adamları Harran'a sığınıyordu. Hatta Roma'ya bağlı Hıristiyanlarla aralarında önemli ayrılıklar olan Nasturi din adamları da buraya sığınıyordu. (1)

Urfa, özellikle Mitra (Hilal) inanışlı Sabiilerin bilim ve ibadet merkezi oldu. 240

yılında Romalı komutan Valerian burada 1.Şapur'a yenildi ve böylece Sasani devletinin

temeli de burada atılmış oldu.

......

Sasani Uygarlığının doğuşunda Urfa...

Sasani Uygarlığı bugün bizim için üzeri küllerle örtülmüş bilinmezliktir, ancak o

külleri biraz üfürünce altından "Bilim yapmak ibadettir" geleneğimizin çıktığını görürüz.

Şehzadeler şehriydi, bilim, sanat, şiir, müzik, edebiyat ve din merkeziydi Urfa. Leyla

Zeynep Sultan burada büyürken beş dil öğrenmişti. Kendi imzasını Bat Zabba diye yazarmış; yani Opası (inanışı) Sabii! Sabiiler kimlerdir diye aradığımızda Kuran'da adı birkaç kez zikredilen bir kavim çıktı

karşımıza; 4 kutsal kitaptan biri olan Zebur bu kavmin kitabıdır. (2)

22 Oğuz boyunu birleştirerek Milet Uygarlığını kuran VI.Mitridate'in yolundan giden

Sasaniler, bugün Anadolu'da yeniden hatırlamaya ihtiyaç duyduğumuz "Birliğimiz

dirliğimizdir" töresini daha sağlam bir temele oturttular, bilim adamlarını korudular ve devlet yönetiminde egemen kıldılar.

Bilim tarihinde Harran merkezli çok değerli bilim adamları yetiştiğini biliyoruz. Onlar

hepimizin ortak atalarıdır. Bugün onları şu veya bu inanıştan veya şu ırktan diye ayırmak onlara ve yaşadıkları tarihe saygısızlıktır. Onlar kendi dönemlerinde özel adlarını kullanmadılar, Harran'a nerelerden kaçarak geldiklerini bile söylemediler. Cizreli (El Cezeri) gibi sadece doğduğu şehrin adıyla anıldılar.

Bugün Sasanilere sığınmış olan bilim adamlarını tek tek saymak olanaksızdır, ancak

Atina'dan bile kaçıp buraya sığınanlar olduğunu biliyoruz.

Bizans kralı Justinyen MS.532 yılında çıkan isyanı desteklediği için Atina ile aralarında başlayan gerginlikten kaynaklı Seferihisar Teos bilimevinden Atina okuluna giden bilim adamlarının oradan kovulması üzerine Atina felsefe okulunu kapattı, bu bir cezalandırma idi. Atina Okulundan birçok bilim adamı da Sasanilere Urfa'ya sığındı.

Bu sırada, Bizans kralı Justinyen ile Sasanilerin ilişkisi gayet iyiydi. Romalı Korbula'nın MS.70'de yıktığı Silvan'ı onarıp Hasuni'de öldürülen bilim adamları adına şehre "Şehitler Şehri" unvanı verecek kadar bilime saygılı idi.

.....

Urfa ve çevresinde Sasani kültürünün yaşayan izleri

Bugün Urfa'nın unvanı Şanlı, Antep'in unvanı Gazi, Maraş'ın adı Kahraman'dır.

Fransız işgaline karşı direnen bu şehirlerde Sasani döneminden izler vardır. Örneğin,

Maraş'ın kahraman Sütçü İmam'ının görev yaptığı Ulu Cami'nin kitabesinde bu camiyi

yaptıran ulu kişinin Dulkadiroğlu (Zulkarneyn, KorAtalı) dedelerinin SASANİ olduğu

yazılıdır. (3)

"Bu mübarek camii, Sultan Malik Eşref Kansu el-Gevri zamanında, alim, Senedü'lümera,

Avnü'l-ümme, Nuru'd-devle, Gavsu'l-mille, Hükame'd-din, Emiru'l-müminin

Alaudevle bin Süleyman Zülkadir es-Sasani tarafından eylesim- ruhuna bağışlanmıştır"

Sasani hanedanından Zülkadiroğlu (Dulkadiroğlu) soyundan bir kolu Osmanlı'nın

kuruluşunda önemli rolü olan Balıkesir Karesi Beyliğinin soyağacında görmekteyiz.(4)

Bu sitedeki tarih anlatısının son bölümünde yer alan soyağacı bağlantıları Tokat'a,

Maraş'a uzanmaktadır. Sasanilerden beri bu soydan gelenlerin Danişmendi olanlarla (Akil adamlarla) devlet yönetme geleneğini fark edeceksiniz; "Danişmend Gazi (ö.1104), babası Melik Gazi (ö.1134), babası Aynüdevle, babası Zülkarneyn" gibi.

Zülkarneyn, borç köleliğini (faizi) yasakladığı için Romalıları çok kızdıran Akmenid

kralı Büyük Kuruş'tur. Zaten Sasaniler de Akmenidlerin devamıyız derler.

2.yüzyılın sonlarında Urfa ve çevresine 7 kere saldırı düzenleyen Roma taşeronu

Septimus Seferus Antakya'yı 6 kere kuşatmış, İstanbul'u aç susuz bırakarak 2 yıl süren

kuşatma altında tutarak teslim almış, çok acımasız kuşatmalarıyla ünlüdür. Kaçmak zorunda kalanların Sasanilerden başka sığınacağı yer yoktu. Ancak daha sonra Kafkasyalı Avarlar Tuna boylarına gelip yerleşerek İstanbul'un işgalden kurtarılması için yardım edeceklerdi.

3.yüzyılda Urfalı Sasani kraliçesi Leyla Zeynep Sultan'ı esir almak üzere sefere çıkan

Auralina önce Apollonius tıp merkezini (Kemerhisar) yerle bir etti (274), sonra Antakya'yı kuşattı ve Zeynep Sultan'ı Pülümür'de esir aldı, ki başkenti Palmira'yı yakmaması şartıyla henüz çocuk olan oğlu ile birlikte teslim olmuştu, sözünde durmadı ve bilim şehri Palmira'yı yerle bir etti. Buralardan kaçan bilim adamları yine Harran'a sığındılar.

5.yüzyılda, İskenderiye'de Kıpti Kilisesi papazları tarafından Hypatia'nın katledildiği

(412) ayaklanmadan kaçan bilim adamları da. 6.yüzyılda Roma saldırılarıyla yerle bir edilen Seferihisar Teos, İsparta Zağalassos, Ankara Avgusto bilimevleri, Justinyanus'a karşı Aya Sofya'nın Hıristiyan Papazların kışkırtmasıyla yakılması (532), vb sayısız saldırılar yaşadı bilimevleri. Kaçabilen bilim adamları doğuya doğru, Harran'a, Şam'a Bağdat'a gidiyorlardı.

....

Sasanilere Pre İslam kavmi demek...

Sasani devletinin yönetiminde bilgelerden oluşan Onlu Danışman Heyeti bulunurdu.

İlk İslam devletinde bu akil adamlar yönetimi örnek alındığı için Sasanilerden Pre İslam

kavmi olarak söz edilir. Hatta, Sasanilerin temizlik ve ibadet şekilleri aynen İslam'a geçmiştir.

Örneğin;

-Haftalık sıcak su ile banyo.

-Gerektiği zaman boy abdesti.

-Günlük namaz öncesi abdest.

-Beş vakit namaz. (İran'da üç vakit namaz vardır.)

-Ay takvimine göre oruç.

Sasanilerin bilim kültürü harmanında yetişen bilge El Cezeri'nin yaptığı su saatinde

namaz saatlerini belli etmesi onu İslam Bilgini yapmıştır, oysa beş vakit namaz Sabiilerden beri Urfa'da vardı.

.....

Sasanilerde müzik ve şiir önemliydi

Urfa'da meşk edilen müziklerde bunu görürüz. Örneğin sıra gecelerinde icra edilen

müzikler hem halk müziğidir hem makam müziğidir. Aşağıdaki Sasani parasında müzik

yapan insan figürleri görülmektedir:

Sasani döneminde güçlenen Mani veya Mendeizm inanışının altında sözünü /şiirini

müzikle anlatma sanatı vardı. Şehirlerde şiir yarışmaları yapılırdı. Mekke şehrinde İslamiyet öncesinde şiir yarışmalarının yapıldığına dair bilgilere rastlamaktayız. Hatta, Kuran'ın çok güçlü bir şiir diliyle yazıldığı, bu nedenle bugünkü Arapça ile yeteri kadar anlaşılamama sorunu olduğundan söz edilir.

Eğer Sabiilerin kutsal kitabı Zebur bugünkü Türkçeye çevrilebilirse, eminim

Sasanilerle kültürel bağlarımız çok daha iyi anlaşılır hale gelecektir.

Bugün Zeynep Sultan'ın hüzünlü hayatı için yakılmış türkü ve ağıtların çoğuna Maraş

ve Malatya'da rastlıyoruz. Benzer şekilde Malatya'da Sitti Zeynep türbesi, Antakya, Silifke, Alanya ve Mardin'de adına yapılmış yas evi ve türbeler vardır. Keza Arguvan hüzünlü türküleriyle bilinir. Urfa türkülerindeki asalet ve ağırbaşlılık bile onunla örtüşmektedir.

Urfa bir şehzadeler şehriydi. Şehzadelerin bilgili olması ve bir sanatı icra edebilir hale

gelmesi için ata kültürünü yaşatan böyle şehirlerde yetiştirilmeleri Osmanlı'da kuraldı.

Şehrazat'ın Sasani kralı Şehriyar'a anlattığı Binbir Gece Masalları dünya edebiyatına

geçmiştir. Bu masalların Arapça adı "Alf Layla wa-Layla" olması manidardır. Çünkü Leyla Sultan'ın adına ithaf edilmiş gibi görünüyor.

Zeynep Sultan'ın parasında onun ALF olduğunu yani halife olduğunun sembollerini

görebiliyoruz.

Zeynep Sultan'ın yüzü madalyonunda hilale bakmaktadır, buna Mah Yüzlü deniyor,

Mitra'nın yeryüzündeki temsilcisi, yani halife oluyor. Buğday başağı var; bereketi koruyan demektir. Bu semboller bizim bugün de kutsallarımızdır, ancak madeni Türk parası kuruşun üzerinden 2005 yılında buğday kaldırılmıştır!

Sikkesinde okunan Zenobia Avgusto yazısı, başı arkaya dönük kerkenes kuşu, sağ

elinin üzerinde güneş ve sol elinde savaşçı mızrağı, ayağının altında H (İlyapa /Alp /Alf) harfi seçilmektedir.

.......

Sasani devletinin kuruluşunda Çeçen/Sasan bağlantısı.

Dağıstan tarihini araştırdığımızda görülür ki burada Hazar denizi kıyısında Derbent

şehrinde antik SASANİ Kalesi vardır.

Dağıstanlı tarihçiler kuzeylerinde yaşayan Hazar kavmi için iyi şeyler anlatmazlar.

Derbent'e defalarca saldırmışlar, çok insan öldürmüşler. Çünkü burası Perslerle Hazarların sınırındadır.

Akmenid imparatoru Kuruş'un kuzeyden gelen saldırıları önlemek için çıktığı seferde

esir düştüğü ve Hazar kraliçesi Tomris Hatun tarafından başının kesildiği Kafkasya geçidi de buradadır. Hazarlar Atina ile köle ticareti yapıyordu ve köle ticaretini yasaklayan Pers kralı Kuruş'un bu kararını kabul etmemişlerdi. İki kavim birbirine düşman oldular ve bu kavga tarih boyu süregeldi. Aynı çatışma, köleliği kaldıran İran Sasanileri (Partlar) ile Doğu Romalı tefeci bankerlerle iyi ilişkiler içinde olan Göktürk devleti arasında da sürmüştür.

Daha eski yıllarda Atinalı korsanlar Sirkasya (Çerkez, Çeçen) derelerinden akan altın

tozları, "altın post"u, çalmaya gelirlerdi. Bu yüzden Doğu Karadeniz ve Kafkas kökenli

kavimlerin Atinalılarla arası hiç iyi olmamıştır.

Tarihsel kavgaların kilit noktası olan Kafkasyadan Dağıstanlı bir tarihçiden Derbent

Sasani Kalesinin önünde şu sözleri duymak binlerce yılın en güzel özetidir:

"Sasani devletinin ve Memlük devletinin kurucuları bizdik!"

Bu sözleri TV Program yapımcısı Banu Avar'ın Dağıstan gezi kayıtlarında dinledim.

Ondan sonra "Sasan" sözcüğü ile "Çeçen" bağlantısını kurmaya başladım.

Çeçen ile Sasan, fonetik olarak sesdeş düşmektedir. Örnekleri çoğaltabiliriz; Şeşen,

Şaşan, Çaçan, Zozan, Suzan, Cücen, Susa, Zaza, Cece, Caca, Şûşe, vb.

Fonetik köken aramışken... Sasanilerin bir adı da KAYANİ kavmidir. Kayani,

Ermenilerde sevilen kız ismidir. Sasani devletinde herkes Ay inanışlıydı. Ermenilere halk arasında Haylar denilmesi ondandır. Açarsak, Gırtlaktan telaffuz edilen Hay-Ane, Ay-Ane çıkar. Ay Analıdır Sasaniler ve aynı zamanda Karadenizde kurulan Milet Uygarlığının da devamıdır.

Böylece Kayani adından hareketle, Kafkasların Ay Tanrısı "Mez" diye anlatılagelen

mitolojilerle Sasani uygarlığında tekrar buluşuruz.

.......

Tivoli'de Zenobia Operasının afişi...

2016 yılında Tivoli'de yapılan Opera Festivalinde Zenobia operasının afişinde

fazladan şunlar yazıldı:

"Halid Esat'a adanmış bir sergiyle Tivoli, Palmyra'nın uğradığı yıkımı ve iki

şehir arasındaki bağı kınadı. Çünkü Suriye Kraliçesi Zenobia'nın hayatı da Tivoli'de

sona ermişti."

Çünkü, Palmira'yı korumak için kendini feda eden Zenobia gibi, 2016 yılında Suriyeli

arkeolog Halid Esat da Palmira'yı korumak için İŞİD yıkıcılarının elinde can vermişti. (5)

Dönelim opera festivalinde yer alan İtalyan besteci Rossini'nin Leyla Zeynep'i anlatan

Auralina in Palmira operası için yapılan afişe ve üzerindeki resme bakalım. Leyla Zeynep Sultan'ın asaletini hiç de yansıtmayan bir resim koymuşlar. Ancak başının etrafına Sasani sembolü olan güneş ışıklarından taç yaptıkları görülüyor, bu da onun Azize olduğunu ifade ediyor.

Estetik kaygıdan uzak bir afiş yapmışlar, bunun Sasani sanatıyla denkliği yoktur.

Sasaniler ipek işlemede o kadar ilerlemişlerdi ki, Çin'de Dong hanedanı mensupları

arasında Sasani kıyafeti giymek moda olmuştu. Aşağıda solda Sasanilerde estetik sezginin ne kadar yüksek olduğunu gösteren Sasani saray kıyafeti görülmektedir.

Sağdaki resimde ise, 1650 yıllarında İtalyan ressam Herbert Schmalz tarafından

yapılan zincire vurulmuş tasvirinde Zenobia'yı sırtında Filistin peleriniyle, dorabuluz

kemerinde kılıcın boş kınını (esir demektir) görüyoruz. Valentin ise ona merdivenin altından bakarken, kendisi güneşin doğduğu yere yani kendi ülkesine doğru hasretle bakmaktadır.

Gezdiği yerde kitap dağıtan, bilimevlerini kitapla donatan kraliçemizdi o.

Sasani hanedanında valide sultanların bilimin hamisi olduğunun örneklerini

Dulkadiroğlu Bozkurt Beyin kızı Gülbahar Sultan'dan (Elbistan doğumlu) biliriz. Trabzon'da oğlu Sultan Selim'i büyütürken sahil boyu birçok yerde ve Rize'de Bağdat'tan getirdiği bilim adamlarıyla medreseler kurmuştu ve ben ilkokulu onun yaptırdığı medresenin devamı olan Gülbahar İlkokulunda çok değerli öğretmenlerle okudum. Yani rahatlıkla diyebilirim ki, 3.yüzyılda Sasanilerle Mezo Potomya'da yanmaya başlayan bilim ışığı 20.yüzyılda Rize

Potomya'ya kadar ulaşmıştır!

,,,,,

Bugün bilimevlerimiz yine büyük saldırı altındadır

14 Şubat Sevgililer Günü geldi çattı. Palmira kraliçesi Leyla Zeynep Sultan'ın

öldürüldüğü günü anıyoruz aslında. O bizim Çok Sevgili, Çok Ulu ve Çok Aziz ana

sultanımızdır. Onu saygıyla anıyoruz. Bugünün sevgileriyle onu anlatmak olmaz.

Ancak, kadınların ne kadar yükselebileceklerini de gösterdiği için onun adına tüm

kadınlara çiçek vermek de fena olmaz. Bekçisi Valentin'e kitap verdiği gibi, erkeklere kitap hediye etmek de kadınlara yakışır.

Daha önemlisi gezdiği yerde kitap dağıtıyordu. Bunu da bugün yapıyoruz aslında.

Çünkü kötü basılmış kitapları çocuklara dağıttıklarını fark etmeye başladık ve akıllı anneler o kitapları kullanmıyor, çocuğuna "mayana" internet kitaplığımdaki sağlam kitapları indirip veriyorlar, sağolsunlar, varolsunlar.

Hepinize ışıklı sevgi dolu günler diliyorum.

Akıl ışığınız hiç eksilmesin, seveniniz çok olsun.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Barış Pınarı

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Şirket Devleti Olduk, Buna Göre Hukuk Lazım öyle mi?

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Kendini Oku

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Timsah Trump... Vampir.. ler...

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Bir Garip İyilik!

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Ölüm - Her An

Şevket Demir

Şevket Demir

Apartman Katları Yükseldikçe İnsanlar Birbirinden Uzaklaştı...

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: