rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 2.841 (2.267)

Toplam Ziyaret: 17.020.476 (15.589.257)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
13 Ocak 2020
Sayı : 841,842,843
Bu kayıt toplam
2.809 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

SABRIN SONU SELAMET

Peygamber Efendimiz (sav) "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim" demiştir. İşte bizler de güzel ahlâk sahibi olabilmek için nefsimizin kötülüklerinden kurtulmamız gerekir. Öncelikle, aynaya bakıp, bende bir kusur yok demek yerin, kendimizdeki eksiklikleri görüp, sabırla onlarla mücadele edip düzeltmeye gayret etmeliyiz. Bu hemen olmaz zaman gerektirir.

Manevi yolculuğumuzda bizi yoldan alıkoyan gurur, kibir, haset, riya, yalan, iftira, gıybet, öfke, hiddet, pintilik ve tapma şeklindeki dünya ve evlat sevgisi gibi pek çok kötü huyumuzu terk edip ilerlemeliyiz.

Gayemiz kalp temizliği, güzel ahlak ve ruhi olgunluğa erişerek iyilerden olup, Yüce Allah'ın rızasını ve sevgisini kazanmak olmalıdır. Yani müminler olarak nefsimizi terbiye etmeli, disiplin altına almalı, içimizdeki şeytanı yenip, kendimizi manen yükseltmeliyiz.

Sabrın sonunun selamet olabilmesi için dertler, acılar, sorunlar karşısında hemen ümitsizliğe kapılmamalı, isyan etmemeli, direnmeli, yılmadan usanmadan çalışmalı, sorunlarla mücadele etmeli ve dayanma gücümüzü arttırması için Allah'tan yardım dilemeliyiz. Manevi yolculuğa çıkan, hizmete soyunan dervişlere "Sabreden derviş muradına ermiş" diyerek işin başının sabır, sonunun sabır olduğuna vurgu yaparlardı.

Maddi ve manevi kayıplarımız olabilir, onun için bunlar karşısında hemen pes etmeden " ne yapabiliriz " onun çaresine bakmalı ve çözüm odaklı hareket etmeliyiz. Şu geçici dünya hayatında her türlü olumsuzluklarla karşılaşabiliriz, öyleyse, ümitsizliğe kapılıp dünyayı kendimize zindan etmek yerine, kurtuluşumuz için çare aramalıyız. Bunla ilgili karşılaştığım bir gerçek hayat hikâyesinden sizlere bahsetmek istiyorum; isim vermeden yazacağımı kendisine bildirdim, onun için sorun yok.

Geçenlerde dostlarla muhabbet ederken beni bir arkadaşla tanıştırdılar; bakışları kaygılıydı, geçmişte yaşadıkları yüzüne yansımıştı, yaşadığı acılardan büyük tecrübe sahibi olmuş, hayattan acı bir ders almış, genç yaşta büyük bir deneyim sahibi olmuştu. Neler olduğunu sorduğumda kısaca hayat hikâyesini anlattı: Yirmili yaşlarında bir tanıdığıyla ortaklık bir iş yeri açmıştı, kısa sürede çok para kazanmışlar, ticareti ilerletmişler, şehir dar gelmiş, şehirlerarası çalışmaya başlamışlar, hep daha fazla dileyerek gece gündüz dememişler oradan oraya koşturmuşlar.

Ama yıllar geçmiş ya kendi hatalarından har vurup harman savurdukları için ya da ekonomik krizden etkilenmişler, işler umduklarının tersine azalmış ve iflas etmişler. Ortaklıktan ayrılmış tek başına küçük bir işyerinde borç bularak tekrar dükkân açmış. On yıl sabırla uğraşmış, yememiş içmemiş derler ya öyle çalışıp çabalamış, borçlarını ödeyip düzlüğe çıkmak için hayatını ortaya koymuş. Hiç bir zaman ümitsizliğe kapılmamış, hep dua, hep bıkmadan, usanmadan, yorulduğu halde isyan etmeden gayret ve azimle çalışmış. Sonunda kırk yaşına gelmiş ve borcunu temizleyip temiz bir sayfa açmış. Bana, acılara sabretmenin sonucu selamete erdiğini söylediğinde gözlerinden iki damla gözyaşı istemeden akmaya başlamıştı. Çevremizde böyle pek çok örnek görürüz.

Şimdi sözü Pirimiz Hz. Mevlâna Celaleddin-i Rumi'ye bırakalım:

Sıkıntı ve kederlerle olan bu bedeni, bir zırh olarak bil, o elbise yerine ne kışın bir işe yarar, ne de yazın. Balçıktan yaratılmış, çok fena huylu, çok haris, çok açgözlü bir varlık bedenimiz ile göklerden, ruh âleminden gelen tertemiz, ilahi bir varlık olan ruhumuz, ezeli takdir gereği arkadaş olmuşlar, muvakkat bir zaman için şu dünyada beraber yaşamaktadırlar.

Asıl ruhumuzun bu bayağı, kötü huylu ahlaksız birisiyle arkadaş olması, onun yaptığı bütün huysuzluklara, kötülüklere ses çıkarmaması, onu sabretmeye alıştırdığı için iyidir. Çünkü sabır insanın içini açar, gönlüne ferahlık verir. Nitekim aziz Peygamberimiz Efendimiz de " Sabır ferahlığın anahtarıdır " diye buyurmuşlardır.

Ayın karanlık geceden kaçmaması, sabretmesi, onu nurlandırır, aydınlatır. Gülün dikenin arkadaşlığına katlanması, sabretmesi de, ona çok güzel bir koku, lâtif bir renk verir. Sütün ana karnında, kan içinde, pislik içinde sabretmesi, onu deve yavrusuna gıda yapmıştır.

Bütün Peygamberlerin, kendilerine inanmayanların ezalarına, cefalarına katlanmaları, sabretmeleri, onları Hakk'ın has kulları yapmış, zaferler kazanmış manevi sultanlar haline getirmiştir.

Kimin üstünde yeni bir elbise görürsen, bil ki o elbiseyi sabredip çalışarak elde etmiştir. Kimi çıplak , aç, zavallı, perişan görürsen, bu hale düşmesinin sebebinin sabırsızlık olduğunu bil. Sabretse çalışsaydı, bu hale düşmeyecekti. Onun bu perişan hali sabırsızlığın şahididir.

Kim derde düşmüşse, kimin canı üzüntüler içinde ise, mutlaka o uygunsuz, fena bir kişi ile arkadaşlık etmiştir. Arkadaşının cefalarına sabredip, onunla uzlaşsa idin, ona vefa gösterse idin, ayrılığı yüzünden başına vurmaz idin.

Sabırsızlığı yüzünden, Allah'tan başkasına gönül veren kişi, sonunda Hak'tan ayrı düştüğü için, ızdıraplara, kederlere, acılara müptela olur, iyilikten mahrum kalır. Cahilin eziyetlerine sabret. Hakk'ın sana ihsan ettiği bilgi ile akıl ile hareket et, onunla hoş geçin.

Kötülere karşı sabretmek, iyi insanları manen yükseltir, parlatır. Nerede bir gönül varsa, sabır o gönlü temizler, süsler, güzelleştirir. Nuh kavminin imansızlık cevri ve Nuh'un sabrı, Nuh'a ruh aynasının cilası oldu.

Başkalarını neşelendirdin, onları sabretmeğe teşvik ettin. Başkalarını neşelendirdiğin gibi, şimdi de erkekliğini, cesaretini hisset, kendinin neşelendir, sabretmeyi düşünen aklını kendine ölçü yap, kılavuz edin. Sabır kılavuzu sana kanat olursa, canın, arşın ve kürsünün de üstüne çıkar, yücelir.

Hz. Mustafa'ya bak, sabır ona Burak oldu da onu göklerin en yücesine çıkardı.(Mesnevî cilt 6,beyit 1405-3979. Şefik Can Dede)

Bakara Suresi, 153. Ayet'te Yüce Allah şöyle buyuruyor :" Ey iman edenler, sabırla ve namazla yardım dileyin. Gerçekten Allah, sabredenlerle beraberdir.

Asır Suresinde ise:" Asr'a yemin olsun ki, insan mutlaka bir ziyandadır. Ancak iman edenler, sâlih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine Hak'kı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır, buyurmaktadır.

Acele işe şeytan karışır derler ya acele yapılan hiçbir işin zevki ve güzelliği olmaz. Sanatla, müzikle resimle uğraşan biri aceleci olsa yaptığı sanatta zirveye ulaşamaz çünkü acele yapılan işte muhakkak bir hata olur, istenilen başarı elde edilmeyebilir. Bu kural hayatın her işinde, her safhasında geçerlidir.

Öyleyse şeytana uymamak ve sabredenlerden olmak dileğiyle sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalınız.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Ülke Değil, Nuh'un Gemisi!

Mahiye Morgül

Mahiye Morgül

Matematik Öğretmeni İnan Avşar'ın İntiharı Üzerine

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

Farkında mıyız?

Mehtap Gencer

Mehtap Gencer

Bir Şarkısın Sen

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

Bize Dost Yok...

Av. Ersin Parlat

Av. Ersin Parlat

Çözüm Nedir?

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Gönül Havuzu

Şevket Demir

Şevket Demir

Adalet ve Hukuk

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
mersintercuman@gmail.com
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: