rss

Tarayınızda RSS Okuyucu yüklü ise,
Site haber akışımıza üye olabilirsiniz.

Bugün Günlük Ziyaret: 3.806 (3.570)

Toplam Ziyaret: 20.019.380 (18.169.880)

Yeni tasarımımızla sizlere daha rahat kullanım sunuyoruz. Görüş ve düşüncelerinizi bekleriz.
Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz…
22 Şubat 2021
Sayı : 883,884
Bu kayıt toplam
241 kez okundu.
fb sharer tt sharer g+ sharer
M. Can Özkardeşler
M. Can Özkardeşler

GEÇİM DERDİ MİLLETİ GERDİ

Bendeniz seksenli yıllardan itibaren muayenehane açarak esnafın içerisinde oldum, o yüzden de esnafın durumunu iyi bilirim. Şimdiki z ve y kuşağı gençler bize bugünden bahset diyecekler ama doğru değerlendirme yapmak açısından dünü de bilmek, öğrenmek gerek diye düşünüyorum.

Esnaf o eski zamanda da işlerin azlığından yakınır durur, bir türlü "çok şükür kazanıyorum" demez, "işler fena değil", diyerek memnuniyetini gizler, çok kazandığı belli olmasın diye hep serzenişte bulunurdu. Benim de daha baştan moralim bozulmuştu ancak bu durumu büyüklere sorduğumda fazla karamsar olmamamı, kem gözlülerin nazarı değmesin diye esnafın böyle söylediğini, yıllar içinde de ağız alışkanlığına dönüştüğünü söylediler. İçim rahatlamıştı ve seksenli yılların başında özel muayenehanemi açarak ticaret hayatına atıldım ve esnaf oldum.

Ama şimdi öyle değil, bu defa gerçekten işler kesat oldu, esnaf zora düştü, esnafa bir dokunsanız bin ah işitiyorsunuz; gözleri doluyor. Pandemiden dolayı aylardır kapalı oldukları için para kazanamadıklarını, çok birikimlerinin olmadığını, doğalgaz, elektrik ve su, vergi, kira ve stopaj ödemelerini yapamadıklarını ifade ediyor ve bir medet umuduyla "Bizi kurtarın "dercesine gözlerini gözlerinizden ayırmıyorlar. Zaten çoğu bankalardan altı ay sonra ödemeli kredi çekip borçlanmışlar ancak üç aydır kapalı oldukları için borçlarını da yatıramadıklarından borçları kat be kat artmıştı.

Bugün maalesef yüzler gülmüyor, ekonomi kilit noktasında durmuş, hayat pahalılığı artmış, çarşı pazar el yakıyor. İşçisi, memuru, köylüsü, üreticisi zor durumda, gelir gideri karşılamıyor borç giderek katlanıyor. Yeni fabrikalar kurulmadığı için istihdam yaratılamıyor onun için de gençlerimiz işsiz evlerinde oturuyor. Bir kısım gençlerimiz hem okumuyor, yani eğitimde değil, hem de iş yokluğundan çalışamıyor yani işsiz baba evinde oturuyor. Vatandaşı bırakın, ülkenin koskoca Merkez Bankasının kasası da boşalmış, hatta milyarlarca dolar eksi bakiye var diye her gün televizyonların ekonomi programlarında dile getiriliyor.

Bizler, bir doların bir Türk lirası olduğu dönemleri yani paramızın çok değerli olduğu günleri görmüş bir kuşağız. Daha sonraları alışkanlık haline gelen on yılda bir gördüğümüz ve ülkemizi geriye götüren muhtıralar ve darbeler, koalisyonlar, milliyetçi cephe hükümetleri, bir defadan bir şey olmaz denilerek yapılan anayasa ihlalleri, savurganlıklar, durdurulamayan yüksek banka faizleri ve enflasyon sonucu hayat pahalılığı, giderek zayıflayan ekonomimiz ve paramızın değer kayıpları, yüksek enflasyonla birlikte ekonomideki durgunluk, borcu borçla kapattığımız yüksek faizli dış borçlanmalarla geçen bir ömür. Tam düze çıktık derken yine tepetaklak bir ekonomiyle karşı karşıya geldik.

Bu son kırk yılda görüp yaşadıklarımız, duyduğumuz laflar bunlar, bunlarla büyüdük. Ha bir de bir türlü yapılamayan reformlar var elbette; adalette, hukukta, yargıda reform, vergi kanunlarında reform, Siyasi Partiler yasasında değişiklik içeren reform gibi. Yolsuzlukla, yoksullukla mücadele sözlerini çok işittik ama mücadele edip yolsuzluğu ortaya çıkaranı görmedik ve bir türlü gerekli yapısal değişikliklerin yapılmadığına da şahit olduk. Hep laf vardı ama istenen düzenlemeler bir türlü yapılmıyordu.

Bugünlere gelince, bizler tekrar o günleri yaşıyor gibi hissediyoruz; Dolar, Euro bir inip bir çıkıyor ekonomimiz beşik gibi sallanıyor, yabancı yatırımcı dört gözle bekleniyor ancak gelen giden yok. Biraz sıcak para gelse piyasa rahatlıyor, gidince de kötüleşiyor. Tarımda beklenen reform bir türlü yapılmadığından ve üretici desteklenmediği için, çiftçimiz borç batağında, aletlerine, Traktörlerine el konulduğu için üretim azalmış, gıda fiyatları çok artmış; ithalata ağırlık verildiği için maliyetini kurtaramayan çiftçi ürün ekmez, hayvancılık yapmaz oldu yani üretici de tüketici de memnun değil.

Eski yıllarda yaşadığımız zor günleri bugün ki hayat pahalılığı, işsizlik, adaletsizlik, eğitim seviyesindeki düşüklük, refah seviyesindeki düşüklük ile karşılaştırmamı isterseniz eğer, fark olarak şunları söyleyebilirim: Eskiden bir orta direk vardı; nüfusun büyük çoğunluğunu temsil eden, hali vakti yerinde, kazancı yaşam standardını yükseltmesine yeten, tasarruf yapıp bir ev, bir yazlık alabilen, kimseye muhtaç olmadan kendi geliriyle idare edebilen yani kendi yağında kavrulan güler yüzlü, mutlu, huzurlu insanlar vardı ülkemizde. Ama ne yazık ki zamanla bu orta direk kayboldu, bir kısmı çok zenginleşti ve sınıf atladı; zenginler kulübüne üye oldu, bir kısmı da fakirleştikçe fakirleşti, elinde avucunda ne varsa kaybetti, geçim derdine düştü, karın tokluğuna çalışır hale geldi, ödeme güçlüğüne düştü ve sonunda bankalardan aldığı kredilerin faizinde boğuldu. Yani orta direk yok olurken bir kısım insan daha zengin oldu bir kısım da gelirini kaybederek daha fakir hale geldi, böylece zenginle fakir arasındaki uçurum farkı iyice arttı.

Eskiden de bazı dönemler hayat pahalılığı olmuştu ancak işlerde bu kadar durgunluk olmamıştı, enflasyona rağmen alış veriş olmuş, esnaf kör topal idare etmiş, yıkılmamış ayakta kalmıştı. Ama şimdi öyle değil, yapılan zamlardan kimse mutlu değil, işçisi, memuru, köylüsü esnafı geçim derdine düştü, ülkede karamsar bir hava var, çoğu kimsenin yüzü gülmüyor. Restoranlar, kafeler, barlar kapalı olduğundan bir sürü insan zorda; çalışanlar maaş alamadığından, patron para kazanıp masraflarını karşılayamadığından, mal sahipleri kirasını alamadığından, tedarik zincirindekiler mal satamadığından yani bir zincirin halkaları gibi, her kesim etkilendi, zor durumda kaldı. Semt pazarlarında çöpe atılan çürük sebze ve meyve artıklarının toplandığını ben daha önce hiç görmedim.

Üç gençten birinin işsiz olduğu bir döneme hiç rastlamadım. Gençlere mikrofonu uzatınca şaşıp kalıyorsunuz çünkü genç nüfusun yarısı gelecek görmedikleri için güzel ülkemizden gitmek istediklerini ifade ediyorlar. İki üniversite bitirmiş, ülkesine daha iyi hizmet etmek için mastır ve doktora yapmış yani ömrünü mürekkep yalamakla geçirmiş, dalında uzmanlaşmış ama biz ona " iş yok" diyoruz.

Artık güzel günler görmek istiyoruz; birlik beraberlik içerisinde kardeşçe sevgiyle, saygıyla birbirini kucaklayan, kimseye muhtaç olmadan ihtiyacı olan her şeyi kendi toprağında üreten, eğitim düzeyini yükseltmiş, araştırmalarda gerilerde değil ön sıralarda giden, sanayide başkalarına muhtaç durumda olmayan, eğitimde fırsat eşitliğini yakalamış, dünyada başarı sıralamasında ilk yüze giren pek çok üniversitesi olan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün işaret ettiği gibi, " muasır medeniyet seviyesine ulaşmış" bir ülke olmak istiyoruz. Bizim için bir fırsat olan elimizdeki gençliği heba etmeden tedbirler alıp fırsatları iyi değerlendirmek, gençlerin devletin kalkınmasına destek vermesinin önünü açmak gerek diye düşünüyorum. Çanakkale savaşında kaybettiğimiz gençlerimizi şimdi de ekonomik savaşta kaybetmemek için tedbirler alalım istiyorum.

Gazinin yaktığı meşaleyle aydınlattığı yolumuzdan ayrılmadan yürümek istiyorum. Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı, " Adalet biterse devlet biter" anlayışını benimsemiş, hukukun üstünlüğüne inanan, demokratik ve Lâik Cumhuriyet'e sımsıkı sarılan, cehaletten değil de medeniyetten beslenen, huzurlu, mutlu, akıllı insanların yaşadığı bir ülke olalım istiyoruz. Kırk yıldır tekrar tekrar aynı şeyleri yaşamaktan bıktık usandık artık. Bir daha bu sıkıntıları yaşamak istemiyoruz. Biz zaten ömrümüzün sonuna geldik ancak istiyoruz ki ülkemizin her ferdi mutlu olsun, huzurlu olsun, bir Avrupalı gibi,bir Amerikalı gibi gelecek kaygısı olmadan rahat bir şekilde yaşasın diliyoruz.

Sevgiyle kalın, dostça kalın ve de hoşça kalın.



Son Köşe Yazıları:
Abdi Satıroğlu

Abdi Satıroğlu

Demircinin Köpeği

Melike Zafer Gürgen

Melike Zafer Gürgen

İnsan Olabilmek Bilge Olabilmek

Şinasi Şirin

Şinasi Şirin

104 Emekli Amiral Bildiriyi (Muhtırayı) Niye mi Verdi?

M. Can Özkardeşler

M. Can Özkardeşler

Toprak

Şevket Demir

Şevket Demir

Affet Babacığım

Mersin Tercüman.   Haftalık Yerel Siyasi Gazete.   Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlanmak amacı ile kullanılamaz. Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.   mersin@mersintercuman.com
BİZE ULAŞIN
E-posta
 : 
Telefon
 : 
+90(506) 443 37 30
GSM
 : 
+90(506) 443 37 30 , +90(532) 747 71 73
Adres
 : 
Kiremithane Mahallesi, İstiklal Caddesi, Atlas Apt. No:87 Kat:1 No:4 Akdeniz / Mersin
(Özgür Çocuk Parkı yanı - Atlıhan Oteli karşısı)
 
 
ARŞİV
Sayfa başı kayıt adedi: