|

|
|
|
Önceki «
Sayı : 359 / 06.09.2010
|
|
|
08.02.2010 / HABER NO.2984 |
|
 |
 |
Yalçıntaş "Köklü bir zihniyet değişimi yaşanıyor"
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, Türkiye için krizden çıkışın hızlandığını ifade ederek, Türkiye'nin 2009 yılının son çeyreğinde pozitif büyüme dönemine geçmesi ve büyüme eğilimini 2010 yılında da sürdüreceği beklentisinin en üst düzeyde olduğunu söyledi.
 Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Mersin Şubesi tarafından Suphi Öner Öğretmenevi'nde 'Küresel Krizin Etkileri ve 2010 Beklentileri' konulu bir konferans gerçekleştirildi.
 Etkinliğe konuşmacı olarak katılan Murat Yalçıntaş, küresel krizin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de derinden hissedildiğine dikkat çekerek, bununla birlikte gerek dış talep gerekse de iç talepte gerilemelerin yaşandığını, buna bağlı olarak üretim, bütçe açığı, ihracat ve işsizlik rakamlarının da olumsuz etkilendiğini anlattı.
 Yalçıntaş, 2001 krizinden sonra yapılan düzenlemeler sonucunda; bankacılık sisteminin Türkiye'de göreceli sağlam bir yapıya kavuşması sebebiyle krizden doğrudan etkilenmediğini, para ve sermaye piyasalarında fiyatların aşırı değişkenliği, özellikle reel sektöre fon akışlarını büyük ölçüde durdurduğunu kaydetti.
 Yabancı sermaye girişlerinde yavaşlama, kısa vadeli yabancı fonlarda yurt dışına çıkış da yaşandığına işaret eden Yalçıntaş, bunların yanında bankaların kredi açma koşullarını sıkılaştırdığını, kredi vermede daha ihtiyatlı ve seçici davranmaya başladığını hatırlattı.
 Krize bağlı olarak Türkiye'de iç ve dış talepte düşüşler yaşandığını, söz konusu düşüşle birlikte yatırım harcamalarının da gerilediğinin altını çizen Yalçıntaş, iç ve dış talepteki azalmanın bir sonucu olarak ekonomide durgunluk ve daralma başladığını, kapasite kullanım oranlarının da azaldığını, tüm bunların da istihdamın gerilemesine yol açarak işsizliği arttırdığını, özellikle de vergi gelirlerindeki azalmadan kaynaklanan bütçe açıkları oluştuğunu dile getirdi.
 "Tüm dünya daha güçlü bir
 Türkiye'yi izliyor"
 Krizde olumlu sayılabilecek gelişmelerinse; cari açıkta ve enflasyonda yaşanan düşüşler ve kriz boyunca süregelen faiz indirimleri olduğunu savunan Yalçıntaş, ithalatın ihracattan daha hızlı bir oranda yavaşlamasının dış ticaret açığını hızla azalttığını söyledi.
 Tüm dünyada emtia fiyatlarının düşmesi, iç talep daralmasıyla birleşince tek rakamlı enflasyon rakamlarının ortaya çıktığını belirten Yalçıntaş, faiz oranlarında yaşanan düşüş eğiliminin belirtilen süreçte devam ettiğini ancak bunun reel sektör kredilerine çok fazla yansımadığını, kurların özellikle 2009 yılı ortalarından itibaren istikrarlı bir şekilde yatay seyir izlediğini kaydetti.
 Küresel kriz sürecinin en önemli yönünün, tüm dünyada mevcut dengelerin değişerek yerini yeni bir denge ve düzene bırakması olduğuna dikkat çeken Yalçıntaş, artık eski alışkanlık ve düşünce kalıplarının yıkıldığını, köklü bir zihniyet değişimi yaşandığını anlattı.
 Eski paradigmalara göre dünya ekonomisi ve toplumunun gelişimini tamamlayarak en ideal noktaya ulaşmış olduğu yönündeki düşünceleri hatırlatan Yalçıntaş, "Oysa bu tasavvur, gelişmiş ülkelerin küresel krizle sallanmasıyla tamamen değişti. Dolayısıyla sorun, sadece ekonomik değil, işin siyasi ve ideolojik boyutları da var. Batı dünyası da bu krizi aşmaya çalışıyor.
 Bu bağlamda Türkiye'ye gelirsek; Türkiye'nin son dönemde ekonominin yanı sıra siyasi alanda gerçekleştirdiği reformlar, direncini ve gücünü artırmıştır. Bugün, tüm dünya daha güçlü bir Türkiye'yi izlemektedir. Kuşkusuz bu aşamaya gelinmesinde Türkiye'nin, özel sektörünün önderliğinde başardığı ekonomik büyümenin büyük payı vardır.
 Bana göre Türkiye'nin gerçek dinamizmi budur. Türkiye artık gerçek potansiyelini ortaya koymaya başlamıştır. Ve dünyanın kalbi burada, bu bölgede atmaktadır. Türkiye artık küresel bir oyuncu, bölgesel bir güç ve inisiyatifi eline alan aktif ve yapıcı uluslararası bir aktördür" dedi.
 "IMF, kriz döneminin olmazsa
 olmazı değildir"
 Türkiye'nin önündeki fırsatı işadamlarının vasıtasıyla değerlendireceğine inandığını ifade eden Yalçıntaş, bu dönemde de en hızlı büyüme sağlayacak ülkelerden birinin de Türkiye olduğunu vurguladı. Yalçıntaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
 "İş adamlarımız, sürekli ekonomi dağına tırmanmak ve mücadele etmek zorundalar. İlk tırmanışta görecekler ki tırmanacakları ne büyük zirveler var. Eğer mücadeleden vazgeçerse, sadece kendisi kaybetmeyecek, aynı zamanda ülke de kaybedecek.
 Onun için büyük bir azimle tırmanmaya devam etmek gerekiyor. Artık biliyoruz ki, dağa tırmanmakla, Türkiye ekonomisi arasında doğrudan bir bağ var. Bizim için genel kabul şudur: Türkiye için krizden çıkış hızlanmıştır. Ülkemizin son çeyrekte pozitif büyüme dönemine geçmesi ve büyüme eğilimini 2010 yılında sürdüreceği beklentileri en üst düzeydedir."
 Ekonomileri en çok korkutan rüzgarın kriz olduğuna işaret eden Yalçıntaş, krizin bir ülke ekonomisinin en kırılgan noktalarını ortaya çıkardığını, Türkiye'nin de küresel krizden böylesi bir sonuç çıkarması gerektiği uyarısında bulundu.
 Türkiye için bu sürecin ortaya koyduğu ilk ders; bu krizi ekonomik değişim ve dönüşüm için yeniden yapılanma ve kronik sorunlardan kurtulma fırsatına çevirebilmek olacağını savunan Yalçıntaş, bunun için de Türkiye'nin üretim ve yatırımla ilgili yapısal dönüşüm planlamalarının yapılması, üretim ve büyüme odaklı stratejiler geliştirilmesinin de bir zorunluluk olduğuna işaret etti.
 IMF'nin, kriz döneminin olmazsa olmazı olmadığını vurgulayan Yalçıntaş, Türkiye'nin bu durumu yaşayarak öğrendiğini ve kriz dönemini başarıyla yöneterek, kendi ayaklarının üzerinde durabileceğini ortaya koyduğunu söyledi.
 "Yeni pazarlara önceden girseydik, ihracat bu kadar düşmezdi"
 Bankacılık sektöründe 2001 yılında yapılan düzenlemelerin sistemi koruduğunu hatırlatan Yalçıntaş, prensip olarak ekonominin aktörlerinin gerek devlet, gerekse de özel sektör olarak sürekli dinamik planlamalar yapmalı ve bunları uygulaması gerektiğini ifade ederek, söz konusu tedbirlerin alınmaması halinde de Türkiye'nin 2001 krizini hiç atlatamayabileceği varsayımını ortaya koydu.
 Yalçıntaş, Türkiye'nin ihracatının yarısını Avrupa Birliği (AB) ülkelerine gerçekleştirdiğini, ancak krizden dolayı talep düşünce ihracatın da ağır bir şekilde bu durumdan etkilendiğini ancak 'yeni pazar, yeni ürün' cümlesinin artık bir mecburiyete dönüştüğünü, Türkiye'nin yeni pazarlara, yeni ürünlerle, önceden girmiş olması halinde ihracatın da bu kadar sert bir düşüş yaşamayacağını iddia etti.
 Yalçıntaş, "Kamu maliyesinde sağlanan disiplinin orta ve uzun vadede pozitif getiriye dönüştüğünü gördük. Kriz döneminde kamu açıkları artış gösterse bile birçok gelişmiş ülkeye göre çok daha iyi durumdayız. Birçok ülkenin ülke riskleri artarken Türkiye'nin riskinin azalması bunun bir göstergesi olarak ortaya çıkmıştır.
 Mikro düzeyde ise KOBİ'lerimizin çok etkilendiğini görüyoruz. Bu ortamda KOBİ'ler için yapılacaklara dikkat etmeliyiz. KOBİ'lerin üzerindeki vergi yükü azaltılmalıdır. Finansman güçlüklerinin çözümü için kredi imkanları arttırılmalıdır. Kriz döneminde Kredi Garanti Fonu kuruldu. Ama bu fon, KOBİ'lerin orta ve uzun vadede ihtiyacını karşılamaktan uzaktır.
 Bu sebeple KOBİ'ler için Eximbank türü bir kuruluş oluşturulmalıdır. Risk sermayesi sektörü geliştirilmelidir. Böylece fikri ve projesi olan ancak sermayesi bulunmayan KOBİ ve girişimcilere yeni bir imkan sağlanacaktır" diye konuştu.
 "2010 yılında daha az sıkıntı çekilecek"
 Türkiye ekonomisinin krizin etkilerinden kurtulma ve iyileşme sürecinde olduğunu kaydeden Murat Yalçıntaş, bu durumun aynı zamanda da OECD Ekonomik Görünüm Raporu'na da yansıdığını, raporda özet olarak Türkiye'nin güçlü büyüme potansiyelinin vurgulandığını dile getirdi.
 Söz konusu rapora göre Türkiye'nin 2010 yılında yüzde 3,7 küçüleceği, 2011 yılındaysa yüzde 4,6 oranında büyümesinin öngörüldüğünü kaydetti. Yalçıntaş, şu görüşleri dile getirdi:
 "Biliyorsunuz, hükümetin Orta Vadeli Plan hedeflerine göre 2010 yılında yüzde 3,5 oranında bir büyüme hedefleniyor. IMF ise yüzde 3,7'lik bir büyüme tahmininde bulunuyor. Burada dikkatleri çeken nokta, DPT ve IMF tahminlerinin 2010 yılı büyümesinin alt sınırını vermesidir.
 Çünkü birçok uluslararası değerlendirme kuruluşu, büyümenin yüzde 4'ün üstünde olacağını ve sürpriz büyümenin de ihtimal dahilinde olduğunu kaydediyor. 2011-2017 yılları arasında kaydedeceği ortalama yüzde 6,7'lik büyümeyle ise Türkiye'nin, üye ülkeler arasında ilk sırada yer alacağı ifade ediliyor."
 Her şeyin bugünden çok daha iyi olduğu bir 2010 yılı beklediğini ve gelecek adına da umutlu olduğunu, bu noktada da en büyük güvencesinin Türk özel sektörü olduğunu ifade eden Yalçıntaş, özel sektörün büyük bir sınavdan geçtiğini, her ne kadar hasar alsa da canlı ve mücadeleci yapısından vazgeçmediğini belirtti.
 Yalçıntaş, Türk özel sektörünün aynı zamanda da Türkiye'nin büyümesinin de lokomotifi olacağını, 2010 yılında daha az sıkıntı çekecek ve atılım için bir başlangıç yapılacağını ileri sürdü.
 Türk iş adamlarında bunu yapabilecek iradenin olduğunu dile getiren Yalçıntaş, bu iradenin de herkesin bilinçaltında yattığını da sözlerine ekledi.
 Soru-cevap bölümüyle sona eren konferansa; Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Mekin Merter Salt ve çok sayıda davetli katıldı.
Toplam 103 kez okundu.
|
|
 |
 |
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.
 Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.

mersin@mersintercuman.com
|
|
|
|

» KÖŞE YAZARLARIMIZ
|







|