|

|
|
|
Önceki «
Sayı : 359 / 06.09.2010
|
|
|
26.07.2010 / HABER NO.3719 |
|
 |
 |
Yılmaz Şanlı, "İşsize 'iş', yoksula 'aş' vermeyecek olan anayasa değişikliğine HAYIR"
Mersin Tercüman Özel Haber
 Anayasa değişikliği paketi'nin iki ayrı bölüm olması halinde, yargı dışındaki düzenlemelere CHP'nin de 'evet' oyu verebileceğini kaydeden Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin İl Başkanı Yılmaz Şanlı, "Anayasa değişikliğindeki yargıya ilişkin yani Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile ilgili düzenlemelere karşıyız.
 Çünkü bu değişiklikler Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine ve demokrasinin en temel ilkesi olan 'kuvvetler ayrılığı ilkesi'ne aykırıdır" dedi.
 "Ak Parti, hiçbir eleştiriyi dikkate almadı"
 Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısının değiştirilmesiyle ilgili maddelere kesinlikle karşı çıktıklarını kaydeden Yılmaz Şanlı, "Bütün bu muhalefetlere rağmen, Ak Parti bunu hiç dikkate almadı.
 Ve inatla değişiklik yapılacak maddeleri bir bütün olarak referandum'a götürme kararı aldı. Bu demokrasiye aykırı bir durum. Vicdanımın ve aklımın takıldığı bir maddeyi kabul etmek zorunda değilim. Belki onun dışında bütün maddeleri onaylayacağım, ama o maddeye 'hayır' diyeceğim. İstemediğim birşeyi kabul etmek zorunluluğum yok.
 Bağımsız yargı, bu ülkedeki herkese gerekli. Yasama organı, yasama görevini yapacak; yürütme organı da, yürütme görevini yerine getirecek. Yargı da, yasama ile yürütmenin yaptıkları uygulamaların kontrolünü yapacak.
 "Tayyip Erdoğan şeriatına karşı çıkalım"
 Eğer ki bir iktidar istediği düzenlemeyi tek başına yapıyorsa, yasama ve yürütmeyi ele geçirmişse ve bir de HSYK ile mahkemeleri kontrolüne alırsa; bu yönetim anlayışının adı demokrasi değil, faşizm olur.
 Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyet yerine 'Atatürk krallığı'nı kurabilirdi. Ama yapmadı. Varolan en güzel yönetim anlayışı olan demokrasiyi seçti. Bu yüzden Atatürk'ü seven herkese sesleniyorum: Ak Parti'nin bu demokratik sistemi ele geçirerek; Tayyip Erdoğan devletini, Tayyip Erdoğan'ın şeriat anlayışını hayata geçirmesine fırsat tanıyan anayasa değişikliğine karşı çıkalım. Aksi takdirde 12 Eylül Ak Parti'nin Türkiye'deki yargıyı ele geçirme günü olacaktır."
 "Değişiklikler topluma somut birşey vermeyecek"
 Yapılacak olan değişikliklerin hiçbirinin halka somut birşey vermeyeceğini ifade eden Yılmaz Şanlı, "Değişiklik yapılması öngürülen maddeler içerisinde kanun önünde eşitlik, özel hayatın gizliliği, yerleşme ve seyahat özgürlüğü, aile ve çocukların korunması, sendika kurma hakkı, toplu iş sözleşmesi, grev hakkı, milletvekilliğinin düşmesi gibi konularda var.
 Özel hayatın gizliliği diyorsun ama insanların telefonlarını dinliyorsun. Ailenin ve çocuğun korunması diyorsun; devletin çocuk sığınma evlerinde yaşanan cinsel istismarlara müdahele etmiyorsun. Çocukların yaşadığı yurtlardan sorumlu Bakan'ın ise istifa etme nezaketini bile göstermiyor.
 Ekonomik ve Sosyal Konseyin kurulması diyorsun; ama ne gariptir ki zaten varolan bu konsey üç yıldır toplanmıyor. Üç yıldır Türkiye ve dünya olağanüstü bir ekonomik kriz yaşıyor, sen bu konseyi toplamıyorsun; şimdi geliyorsun bunu anayasaya alıyorsun. Bu durumda hangi demokrasi ve haktan bahsediyorsun?" diye konuştu.
 Şanlı, ayrıca yaptığı incelemede değiştirilmesi öngörülen 26 maddenin şimdiki halinden bin 149 kelime çıkarıldığını, yerine 3 bin 194 kelime eklendiğini belirterek, şöyle konuştu:
 "Bu eklenen ve çıkarılan kelimelerin, 26 maddeye dağılımı yapıldığında, yüzde 80'inin Anayasa Mahkemesi ve HSYK'nın yapısıyla ilgili olduğunu gördüm. Kalan 19 maddeyle ilgili sadece 640 kelime eklenmiş. Yani tek amaç, Anayasa Mahkemesi'nin ve HSYK'nun yapısının değiştirilmesi."
 "Referandum tarihinin 12 Eylül'e denk getirilmesi utanç vericidir"
 Referandum tarihinin 12 Eylül'e denk getirilmesinin utanç verici bir durum olduğuna dikkat çeken Şanlı, "Yasalarımızda; 'Cumhurbaşkanı'nın onayı ile Yüksek Seçim Kurulu'na gönderilen değişiklik paketi için Yüksek Seçim Kurulu tarafından '60 veya 120 gün sonraki ilk pazar günü' referandum günü olarak tayin eder' diyor. Ak Parti'nin Cumhurbaşkanı da değişiklik paketinin onay tarihini, Ak Parti'nin isteği doğrultusunda, 12 Eylül'e gelecek şekilde ayarladı ve Yüksek Seçim Kurulu'na gönderdi" dedi.
 "Başbakan, Kenan Evren mantığında konuşuyor"
 Başbakan'ın, İstanbul'da il başkanlığı, belediye başkanlığı, milletvekilliği yaptığını ancak yaklaşık 30 yıllık siyasi hayatı boyunca '12 Eylül' hakkında yorum yapmadığını belirten Şanlı, "Ne ilginçtir ki, bir haftadır özellikle yandaş medya gruplarında 12 Eylül mağdurları konuşturuluyor.
 Kenan Evren nasıl o dönemle ilgili 'biz eşit davrandık. Bir soldan astık, bir sağdan astık' diyorsa, Başbakan'da o mantıkta davranıyor. Grup Toplantısı'nda bir idam edilen ülkücü arkadaşımızın mektubunu, bir devrimci arkadaşımızın mektubunu okuyor.
 Türkiye'de yaşayan ve demokrasiyi savunan hiçbir insan 12 Eylül'ü onaylamıyor ve sorumlularının yargılanmamasını da kabul etmiyor. Başbakan ise '12 Eylül darbecilerini yargılayacağız' diye oy toplama peşinde.
 Madem ki, darbecileri yargılamak istiyorsun; o zaman bu ülkede darbe yapılmasını engelleyebilecek bir değişiklik yap. Genel Başkanımız, darbelerin yapılmasına gerekçe olarak Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği 35.maddesini değiştirme teklifinde bulundu.
 'Orduya verilen Türkiye Cumhuriyeti'ni koruma ve kollama görevini, Silahlı Kuvvetlerinin görev alanından çıkaralım, bir daha bu ülkede kimse darbe yapamasın. Yapanlarda bu maddeye sığınarak, hiçbir hukuksal korunmaya ihtiyacı olmadan, yargılansın' dedik. Ama Ak Parti reddetti.
 "Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na yakışmıyor"
 Grup toplantısında ağlama edebiyatı yapan Başbakan, bu değişikliğe karşı çıkıyor. Bu ikiyüzlü politikadır. Sen 12 Eylül'e karşıysan ve darbecilerin yargılanmasını istiyorsan, yasayı getirirsin CHP destek verir, yargılama yapılır.
 12 Eylül'e karşı çıktığını söyleyerek, 12 Eylül mağdurlarından birkaç yüz bin oyla evet alma gayesiyle bir ülkücü, bir devrimci mektubu okumak Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı'na yakışmıyor" diye konuştu.
 "Tek dertleri, 8 yıl boyunca yaptıklarının hesabını vermemek"
 Ak Parti iktidara gelmeden Türkiye'de Tekel, Sümerbank, Telsim, Mersin ve İzmir Limanı, Seka gibi 721 kuruluşun olduğunu ancak Ak Parti ile birlikte bunların yandaş gruplara satıldığını söyleyen Şanlı, şunları dile getirdi:
 "CHP iktidarı geldiği zaman Ak Parti bunların hesabını verecek. Bunun için 'yargıyı ele geçirelim ve 8 yıl boyunca yaptıklarımızın hesabını aklanarak verelim' düşüncesinin peşindeler.
 "Kendi hakimlerinin oluşturduğu mahkemelerden beraat etmek istiyorlar"
 Dokunulmazlık zırhı içinde bulunan bir politikacı, bu tür anayasa değişiklikleriyle halkın önüne çıkmasın. Önce anayasada dokunulmazlığı değiştirsin. 'Kürsü dokunulmazlığı' dışında milletvekillerinin yaptığı yanlışlarla ilgili hesap verebilmesinin önünü açsın.
 Referandum'dan 'evet' çıkarsa, Ak Parti dokunulmazlıkları da kaldıracak. Kendi atadığı hakimlerin karşısına çıkacak, kendi hakimlerinin oluşturduğu mahkemelerde beraat edecek. Sonra da 'ben dokunulmazlık zırhına saklanmadın' diyecek.
 "Türk halkı yoksulluğu ve hukuksuzluğu unutmayacak"
 Ak Parti'nin bundan 8 ay önce işsizlik ve yoksulluğu gündem dışı bırakmak için 'demokratik açılım'ı gündeme getirdiğini, terör olayları ve şehit sayısının artması üzerine de gündemi değiştirmek için 'anayasa değişikliği paketi'ni devreye soktuğunu belirten Şanlı, şunları söyledi:
 "Ak Parti, 8 yıldır ülkeyi tek başına yönetiyor. İşsizlikte rekorlar kırıldı. Emekliler 5-10 lira zam'a mahkum edildi. Türkiye dünyanın kendine yetebilen en önemli tarım ülkesiyken; bugün et fiyatlarını dizginleyebilmek için ithalata başvurdu.
 Ak Parti, gittikçe artan oy kaybını ve CHP'nin oy artışını suni bir gündemle değiştirmek istiyor. Ama Türk halkı bu oyuna gelmeyecek. Bu oyuna gelipte; işsizliği, yoksulluğu, hukuksuzluğu unutmayacak.
 "Eminiz ki Mersin, "hayır" diyecek"
 Anayasa değişikliğiyle; işsiz gencimize iş bulunmayacak, dünyanın en yüksek girdisiyle üretim yapan ancak ürününü satamayan Türk çiftçisinin sorununa çözüm getirilmeyecek, emeklinin işçinin maaşları artmayacak.
 Mersin'den çok umutluyuz. Sayın Başbakan Mersin'de çiftçimize 'ananı da al, git' demişti; o çiftçilerde 12 Eylül'de Başbakan'a 'al anayasanı, sen git' diyecek.
 Yıllarca verdikleri hizmetler karşılığında rahat bir yaşlılık geçiremeyen emeklilerimizin Ak Parti'ye verecekleri bir mesaj olacak. Türkiye'deki en yüksek 'hayır' oyunun çıkacağı illerinden başında Mersin olacak.
 "Neden nayır denilmesi gerektiğini herkese anlatacağız"
 CHP Mersin örgütü olarak referandum sürecinde bütün azmimizle çalışacağız. Mersin'de 3 bin 206 sandıkta, bir milyon 131 bin 546 seçmen tercihini kullanacak.
 CHP'nin de Mersin'deki 3 bin 206 asil ve yedek sandık görevlisi seçim kurulları'na bildirildi. Görevlilerimizi, oy kullanma ve oyların tasnifi sırasında nelere dikkat etmesi gerektiği konusunda bir eğitim çalışmasına alacağız.
 Aynı zamanda il ve ilçe delegelerimizle birlikte mahalle, cadde ve sokak sorumluları oluşturuyoruz. 'CHP'nin referandumda neden 'hayır' denilmesi gerektiğini açıklayıcı çalışmalar yapacağız. Bu hafta içerisinde de Mersin milletvekillerimiz ve belediye başkanlarımızın katılacağı bir toplantıyla referanduma 'hayır' startını vereceğiz.
 Halkımıza şu mesajı veriyoruz: Siz yeterki 'hayır' deyin, CHP'liler sandıklara sahip çıkacak. Bir tek 'hayır' oyunuzu bile zayi etmeyeceğiz.
 Biz, sizin vereceğiniz 'hayır' oylarının namusuyuz. Sabahlara kadar sandık başında bekleyeceğiz ve kimsenin sandıklara müdahale etmemesini sağlayacağız; en yüksek 'hayır' oyunun Mersin'den çıkmasının mücadelesini vereceğiz.."
Toplam 145 kez okundu.
|
|
 |
 |
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.
 Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.

mersin@mersintercuman.com
|
|
|
|

» KÖŞE YAZARLARIMIZ
|







|