|

|
|
|
Önceki «
Sayı : 359 / 06.09.2010
|
|
|
26.07.2010 / HABER NO.3744 |
|
 |
 |
Ak Parti'nin niteliği birbirinden çok farklı olan maddeleri ayrı ayrı değil paket halinde sunduğunu söyleyen Mersin Ülkü Ocakları Başkanı Mehmet Dutar: "Samimiyetsizliğin en güzel örneğidir"
Mersin Ülkü Ocakları Başkanı Mehmet Dutar, düzenlediği basın toplantısıyla anayasa değişiklik paketi ve referandum sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.
 Ak Parti'nin temelde Türkiye'yi 36 parçaya ayırmak niyetinde olan çalışmalarını, evet-hayır ölçeğinde Türk Milleti'ni ikiye bölerek yoğunlaştırmak istediğini kaydeden Mehmet Dutar, "Türk Milleti'nin milli ve manevi değerlerinin sarsılmaz kalesi olan Ülkü Ocakları, bu meselenin doğrudan muhatabı konumundadır.
 Ülkü Ocakları böylesi hassas bir konuda sessiz kalmayacak, milletin birliği ve bütünlüğünden yana taraf olarak bu "çözülme" plânına "dur" diyecektir. Bundan ötürü, 12 Eylül 2010 tarihinde yapılacak olan referandumda oyumuz da "Hayır" olacaktır" diye konuştu.
 Siyasi iktidarın 'anayasa değişikliği' sürecindeki uzlaşmaz tutumunun, tartışmaları sağlıksız kıldığını söyleyen Dutar, "Üçç günlük bir süreç içerisinde paketin incelenmesi ve tartışılarak kamuoyunun vicdanını da rahatlatabilecek bir sonuca ulaşılabilmesi ne kadar mümkün değilse, paketin referandum sonucunda gelebileceği nihai noktanın Türk demokrasisinde "istikrar" tesis etmesi de o kadar mümkün değildir.
 "Dayatma yoluyla hazırlanan hukuki değişiklikler feci neticilere sebep olmuştur"
 Kutuplaşmalardan, çekişmelerden, ayrışmalardan beslenen AKP'nin bu konudaki sabıkası malumdur. 2007 Genel Seçimleri öncesinde üzerinde mutabık kalınmayan, diretmeci bir zihniyetle dayattıkları aday ve yönlendirdikleri süreç sonucunda Türk hukuk sistemi "367" krizi ile karşılaşmıştır.
 "PKK" açılımı sürecinde meşru yasama unsurları haricinde ne kadar gayri-milli cenah varsa görüşerek "milli mutabakat" zeminini bertaraf eden Ak Parti'nin bu politikası, milletimiz adına utanç verici olan Habur'daki hukuk faciasına yol açmıştır.
 Bugün yine milli mutabakata ihtiyaç duyulan Anayasa hususunda yönetilen süreç acaba hangi hukuk faciasına yol açacaktır?
 'Dayatma' yoluyla hazırlanan ve icra edilen hukuki değişikler feci neticelere sebep olmuştur. Bugün de "dayatma" yoluyla yürürlüğe sokulmak istenen bir Anayasa paketi ile karşı karşıyayız. Bu durum 'tarih tekerrür mü edecek' sorusunu akıllara getirmektedir.
 Anayasa paketinin hazırlanması sürecinde bir diğer problem de siyasi iktidarın meşruiyet sorunudur. İktidarda bulunduğu sekiz sene boyunca kutuplaşmalardan, çekişmelerden, dayatmalardan ve diretmeci zihniyetten beslenen Ak Parti'nin, hali hazırda bu kadar meşruiyet sorunu da mevcutken, Anayasa gibi devletin temel ilkelerini tek başına değiştirme gayreti demokrasi ile taban tabana zıt bir tutumdur.
 İşte bu nedenle, siyasi normalleşme süreci başlatılmadan ve Türkiye'yi yönetme kabiliyetini kaybetmiş bugünkü hükümete dayalı siyasal tablo değişmeden, yeni bir anayasa hazırlanması mümkün değildir. Zira normal demokrasilerde de böylesine büyük değişiklikler meşruiyeti sağlam dayanaklar üzerine oturtulmuş yönetimler tarafından gerçekleştirilir" dedi.
 "12 Eylül, zaman aşımına uğrayacağı sırada akıllarına geldi"
 Ak Parti'nin niteliği birbirinden çok farklı olan maddeleri ayrı ayrı değil tek bir paket halinde sunmasının samimiyetsizlik konusunda açık bir örnek olduğunu dile getiren Mehmet Dutar, "Sayın Devlet Bahçeli'nin veciz ifadesiyle, 'Ak Parti zemzemle zehiri birleştirip, altın kasede içirme' gayreti içerisindedir.
 Bu gayret dâhilinde geçici 15. maddeyi kaldırarak "12 Eylül 1980 darbecilerine yargı yolunu açıyoruz" söylemini geliştirmek, Ak Parti geleneğiyle birebir örtüşmektedir.
 Nitekim Ak Parti hükümeti değişiklik hususunda samimi olsaydı, MHP'nin 12 Eylül ile alakalı önerisini ciddiye alıp, uzlaşma zemininde darbecilerden hesap sorulması konusunda samimi adımlar atardı.
 Ak Parti hükümetinin samimiyetsizliği ve riyakârlığı o kadar gözler önündedir ki; iktidarda bulundukları 8 yıl boyunca darbecilere yargı yolunu kapatan geçici 15. maddeyi kaldırmak tam da zamanaşımına uğrayacağı sırada akıllarına gelmiştir" şeklinde konuştu.
 "12 Eylül bir hesaplaşma günüdür"
 "Türk siyasi hayatında bütün darbecilerin meşruiyetlerini referandum ile sundukları anayasalarla sağlamaya çalışmışlardır" diyen Mehmet Dutar, şunları dile getirdi:
 "Bugün de sivi bir darbeyi gerçekleştirme çabası olan Ak Parti, meşruiyet kaynağını tıpkı darbe dönemlerinde olduğu gibi anayasa referandumdan almaya çalışmaktadır. Evet, 12 Eylül bir hesaplaşma günüdür.
 8 yıllık iktidarları süresince her gördükleri Türk milliyetçisini, yaftalamaktan çekinmeyen, bürokratik ve akademik kadrolardan yok etmeyi amaçlayan Ak Parti'nin yok oluşunun başlangıç tarihi 12 Eylül 2010 günü olacaktır.
 12 Eylül öncesi verilen onurlu mücadelemiz neticesinde şehitlerimizin ardından cenaze namazı kılınıp kılınamayacağını sorgulayan bu zihniyetin günümüzdeki yansıması olan Ak Parti, muhtelif dini cemaatler ve yandaş medya aracılığı ile sözüm ona 'eski ülkücü' diye tabir edilen taşeronlara yayın organlarında boy boy yer vererek, MHP ve Ülkücü Harekete zarar vermek niyetindedir.
 Önemli bir hususu kesin bir şekilde belirtmek gerekirse, Ülkücünün eskisi olmaz. Ülkücülerin adresi de Ülkü Ocakları ve MHP'dir. Özellikle dindar geçinen yayın organlarında dinimizin yasakladığı yalan ve iftira yolunu yayın politikaları haline getiren ve kendi tabirleri ile 'eski ülkücüleri' kullanarak ülkücülerin zekâlarını ve hafızalarını hafife alanların ikiyüzlülüğü apaçık ortadadır.
 Bu ikiyüzlülük o kadar ayyuka çıkmıştır ki, 12 Eylül 1980 Darbesinin hemen ertesinde askere selam duranlar bugün darbenin gerçek mağduru olan ülkücülerin çektikleri çilelerden nemalanmaya çalışmaktadırlar.
 1980 Darbesinin mimarını cennetlik ilan edenlerin, onları meclislerde ve köşklerde ağırlayanların, her fırsatta onlara hayır duası gönderenlerin, 12 Eylül 1980 darbesi ile hesaplaşma noktasında ne kadar samimi oldukları gün gibi ortadadır."
Toplam 140 kez okundu.
|
|
 |
 |
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.
 Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.

mersin@mersintercuman.com
|
|
|
|

» KÖŞE YAZARLARIMIZ
|







|