ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 562 / 26.08.2014  
28.03.2012  /  HABER NO.5951
Share

Egemenliğin mührü: Mezar taşları


Türk-İslam medeniyetinin sessiz tanıkları 'Selçuklu Mezarlığı', atalarımızın Anadolu'ya ne zaman geldiklerini, ilk olarak nereye yerleştiklerini, Anadolu'nun kaç yıldır Türk vatanı olduğunu belgeleyen mezar taşları, Ruslar'ın işgal sırasında mezarlıklarına bile yenildiği bir kent: AHLAT

ANADOLU'DA TÜRK-İSLAM MEDENİYETİNİN SESSİZ TANIKLARI 'SELÇUKLU MEZARLIĞI'

Mezar taşları dönemin sosyal hayatı, ekonomik durumu ve inanç çizgileri hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu açıdan mezar taşları sanat tarihimizin olduğu kadar, kültür tarihimiz yönünden de büyük önem taşımaktadır.

İslamiyet'in yayıldığı bölgelerdeki tarihi mirasın ve İslamiyeti kabul eden kavimlerin eski mezar geleneklerinin tesiri ile değişik tipte mezarların yapılmasına başlanmıştır. Mezar yapısı anlayışının, İslam inancına uygulanışında Türkler önemli bir rol oynamıştır.

Türk-İslam kültürünün derin izlerini yansıtan Selçuklu Mezarlığı Anadolu'da vurduğumuz ilk damgadır. Ahlat, Oğuz Türklerinin Anadolu'da yerleştikleri ilk şehirdir. Atalarımızın Anadolu'ya ne zaman geldiklerini, ilk olarak nereye yerleştiklerini, Anadolu'nun kaç yıldır Türk vatanı olduğunu mezar taşları belgelemektedir.

210 dönümlük alanı ile İslam dünyasının en büyük tarihi mezarlığı olan Selçuklu Mezarlığı'nda 12.yüzyıldan 16.yüzyıla kadar çeşitli dönemlere ait 10 bin mezar taşı bulunmaktadır.

Selçuklu Mezarlığındaki Mezar Tipleri

1-Şahideli Mezarlar

Selçuklu Mezarlığındaki sayıları bin civarında olan şahideli mezarlar alışılmış ölçülerden çok büyük olup 4 metre yüksekliğe varan, her cephesinde süslemeler bulunan mezar taşlarıdır. Bu şahidelerin en mütevazi olanları dahi Anadolu'nun diğer bölgelerinde bütün devirler boyunca yapılan şahidelerin en büyüğünden yine de büyük ve heybetlidir. Bu muhteşem eserlerin bol miktarda yapılması, işçiliğinin son derece ince olması bu devirde Ahlat'ın hiçbir devirde olmadığı kadar refah ve zenginlik içinde bulunduğunu göstermektedir.

Şahide üzerindeki yazılar esas itibari ile dini metinler ve kitabeler olmak üzere iki grupta incelenebilir.

Dini metinler, ayetler ve hadislerdir. Dua ve ölümle ilgili hikmetli sözleri de bu grupta toplayabiliriz.

16.yüzyıl başlarında Ahlat'ta kadılık yapmış olan Mevlana Kadı Kasım'a ait yandaki mezarın kitabesinde 'her fikir sahibi insan için bilinen bir gerçektir ki, ömür kısa bir elbise gibidir' şeklinde Farsça yazılmış bir hikmetli söz yer almaktadır. Aynı kitabede, 'Ey Allah burada yatana rahmetin ve şefkatinle lütfeyle' duası yer almaktadır.

Yazıların ikinci grubunun sanatkar kitabesi, adına lahdin yapıldığı şahsın hüviyeti ile ölüm tarihini bildiren kitabeler ve ölüyle ilgili şiirler yer almaktadır.

Bu şiirlerde ölümün meziyetlerini güzelliğini ve ardından duyulan acı hüzünlü bir dille anlatılmaktadır. 1269'de vefat eden Alâu'd-Din Osman'ın ölümünün ardından duyulan acı ise Farsça bir şiir ile şöyle dile getirilmiştir:

"O yeni yetişmiş gül gitti. Bahar dalı onun endamım kıskanırdı. Yeni damat Alâu'd-Din ne yazık ki toprağı kucaklamaktadır. O servi boylu, o büstangülü nerede. O güzel sesli, hoş nağmeli bülbül nerede. Eğer cihanın bir ibret yeri olduğuna inanmıyorsan, bari bak da söyle Alâu'd-din Osman nerede."

Çatma Lahitler

11 ve 12.yüzyıllara ait bu mezar taşları Ahlat'ta bulunan en eski mezar örnekleridir.

Şahidesiz Prizmatik Sandukalar

İslam aleminde çok geniş bir sahaya yayılmış olan ve çok değişik örnekleri bulunan sandukalara Anadolu'da her bölgede, her devirde rastlanır. Ancak bunların en eskileri Ahlat'ta ve Ahlat mezarlıkları içinde yalnız Selçuklu mezarlığında görülür.

Akıtlar

Ahlat'ta kümbetlerle anıtsal boyutlu mezar taşlarının dışında üçüncü bir mezar türü olarak akıtlar bulunmaktadır. Doğrudan Orta Asya geleneğine bağlı bir mezar çeşidir. Bu akıtlar toprak altında kalmıştır.

Toprak altında kalışları depremler va tabii olaylardan kaynaklanmıştır. Bu mezarlar iç içe iki-üç odadan oluşan içeriden değişik tonozlarla dışarıdan ise düz şekilde örtülmüş, iç mekanlar küçük mazgal pencereleri ile aydınlatılmış mezar odalarıdır. Bu tip mezarlar daha çok aile mezarları olarak inşa edilmiştir. 11 ve 12.yüzyılda inşa edilen bu akıtlara Anadolu'nun başka yörelerinde tesadüf edilmez.

Ahlat'taki diğer mezarlıklar: Kayı Mezarlığı, Kırklar Mezarlığı, Taht-ı Süleyman Mezarlığı, Kale Mezarlığı..

Ahlat'ta bulunan diğer tarihi eserler

Akkoyunlular dönemine ait Harabeşehir Mahallesi'nde bulunan Bayındır Köprüsü: Ahlat'ın Taht-ı Süleyman mahallesinde, göle akan küçük bir dereyi doğu-batı doğrultusunda geçen, tek gözlü, küçük ölçüde bir köprüdür. Malzeme olarak kesme taş kullanılmıştır. Doğu tarafından merdiven şeklinde küçük bir kısım batıya doğru gitmekte, sonra altaki sivri kemerli geniş kısım,biraz kuzeye yönelerek ilk kısımla belirli bir açı meydana getirmektedir Kuzey tarafındaki tek bir taşın üzerine işlenmiş çarkıfelek motifli küçük rozetin dışında süsleme yoktur. Batı kıyında yakın bir yerde, kemer ayağının güney yüzünde taşlar arasında, ileri doğru devam eden büyükçe bir boşluk göze çarpar.

HAMAMLAR

Evliya Çelebi eserinde "Emirhan" diye bir camiden bahsetmektedir. Bu caminin kitabesinde Ahlat'ta bin tane hamamdan söz edildiğini kaydeden Evliya Çelebi bunu eserinde belirtmektedir. Bu bilgiler biraz mübalağalı olsa da bize Ahlat'ta hamamın çokluğunu ve su kültürünün gelişmiş olduğunu göstermektedir. Burada yapılan kazılarda iki hamam ortaya çıkarılmıştır. Biri Ulu Caminin batısında da diğeri ise kuzeyinde, şehir surunun hemen dışında yer alır. Bunlardan ikincisi ısınma tertibatı, su şebekesi ve yıkanma kabinleri ile önemli bir mimari yapıya sahiptir. Bir başka hamam da Kale Mahallesinde İskender Paşa Camii'nin yakınında Osmanlı döneminden kalma İskender Paşa Hamamı olup büyük ölçüde tahrip olmuştur.

Ahlat müzesi

1970 yılında yapılan Ahlat Müzesi'nde bölgede yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan 4 bin 492 adet çeşitli eserler sergilenmektedir.

NEMRUT KRATER GÖLÜ

Ahlat'ın önemli göllerinden birisi de Nemrut Volkanı'nın kalderasında yer alan Nemrut Krater Gölüdür. Krater Gölü deniz seviyesinden 2 bin 247 m. Van Gölü'nden ise 600 m. yüksekliktedir. 12 km2. lik bir yüzölçümü olan göl bir yarım ay şeklindedir. Krater Gölü'nün suları tatlı ve soğuktur. Bu gölün dışında Nemrut Kalderası'nda 1.2 km2. yüz ölçüme sahip Ilık Göl ile yağmur ve kar sularıyla beslenen üç küçük göl daha bulunmaktadır.

Burada yapımına başlanan sosyal tesislerin özellikle kış sporlarının yapılması için kayak tesisi vs İlçenin turizm potansiyelini daha da artıracaktır.

Nemrut Krater Gölü'nün üçte ikilik bölümünün, Ahlat ilçe sınırları içerisinde bulunmaktadır.

Ahlat'tan Nemrut Krater Gölü'ne 25 km'lik bir mesafe bulunmakta olup,en rahat ve güvenilir ulaşım Ahlat'tan sağlanmaktadır. Nemrut Krater gölüne ilçeden özel taksilerle gidilmesinin yanı sıra minibüslerle de gidilmesine geniş imkanlar sağlanmıştır.

Ruslar'ın mezar taşlarına bile yenildiği şehir

Ahlat mezartaşlarının abideleşmesindeki ihtişamı ortaya koyan, bin yıllık Türk yurdunu koruyan daimi askerler gibi duruşunu fısıldayan, halk arasında efsane olarak anlatılan ilginç bir olay.

Yıl 1916. Birinci Cihan Harbi'nin olanca şiddetiyle sürdüğü günler. Rus ordusu, geçtiği yerleri talan ederek Ahlat'a doğru ilerlemektedir. Akşam saatlerine doğru şehre yaklaşırlar. Ancak öncü birlikler, birkaç el silah sesiyle yerlerinde çakılıp kalırlar. Kısa bir süre sonra asıl birliklerde Ahlat'ın kenarına ulaşır ve hemen mevzilenir. Akşamın alaca karanlığında karşıda görülebilen manzara müthiştir. Dev bir ordu, kendini gizleme ihtiyacı bile duymadan Ruslar'ın tam önünde dimdik durmaktadır.

Rus komutanın emriyle yoğun bir yaylım ateşi başlar. Fakat beyhude! Karşı tarafta hiçbir hareket yoktur. Ne kaçarlar, ne de gizlenirler. Onca kurşuna rağmen yerlerinden bile kıpırdamazlar. Bu durum Ruslar'ı hem şaşırtır, hem de kızdırır. Ateş emri tekrarlanır. Bir daha, bir daha, bir daha.. Karşıdan tek tük silah atılmakta, ancak mevcut görümünde hiçbir değişiklik olmamaktadır. Hayal meyal seçilen karartılar dimdik ayaktadır. Ruslar'ın şaşkınlığı had safhaya ulaşır. Karanlığın koyulaşmasıyla ateşi kesip, sabahı beklemeye karar veriler.

Ve günün ilk ışıklarıyla gördükleri manzara karşısında adeta şok geçirirler. Koca Rus ordusunu durduranlar, her biri insan boyundan uzun mezartaşlarıdır. Karşılarında kurşundan bile etkilenmeyen müthiş bir birlik bekleyen Ruslar, geniş bir alana yayılan 'meydanlık mezarlığı'na takılmanın şaşkınlığını uzun süre üzerlerinden atamazlar.

Bu bir hikaye değil. Birinci Dünya Savaşı sırasında meydana gelmiş bir olaydır. Şahitleri ise, her biri birer sanat şaheseri olan mezar taşlarındaki kurşun izleridir.

Düştükleri gülünç durum, Ruslar'ın duygularını mezar taşlarına karşı kine dönüştürür. O güzelim abideleri açtıkları yolların menfezlerinde kullanırlar. Hazine bulmak ümidiyle sandukaları açarlar, lahitleri tahrip ederler. Ancak işgal fazla sürmez. Yaklaşık bir yıl sonra mezarlıklarına bile yenildikleri toprakları terk edip giderler.

MAĞARA EVLERİ

Ahlat'ın çeşitli kesimlerinde yüzlerce mağara bulunmaktadır. Bu mağaralar eski çağlardan beri değişik amaçlarla kullanılmış ve günümüze kadar ulaşabilmişlerdir. XIX. Yüzyılın sonlarında bu yöreye gelen LYNCH. Bu mağaralardan oluşan yerleşmelere dikkat çekmiştir. Ahlat, Doğu Anadolu Bölgesi'nde ilk yerleşilen alanlardan birisi olduğu için bu mağaralar Neolitik Çağ'dan beri kullanılmıştır.

Bölgede meydana gelen şiddetli depremler, kuraklık nedeniyle sulak vadilere yerleşme ihtiyacı, harp ve istilalar sonucu yerleşmelerin tahrip edilmesi, sert iklim koşulları gibi nedenler mağara yerleşmelerinin ortaya çıkmasında etkili olmuştur. Bugün Harabeşehir ve Tahtısüleyman Mahallerinde bir çok mağara bulunmaktadır. Ancak Eski Ahlat Kalesi'nin batı yönünden tahrip edilmesi ve yıkılması sonucu onlarca mağara yok olmuştur.

Bu mağaralar kalenin mamur olduğu dönemlerde askeri mühimmat depoları ve soğuk hava depoları olarak kullanılmışlardır. İbrahim Kafesoğlu bu mağaralardan bazılarına kutsallık atfedildiğini ve içerilerinde ibadet yapıldığını yazıyorsa da bu durum mağaralara kutsallık atfedilmesinden değil bazı mağaraların ibadet mekanı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır.

Yuvadamı Köyü civarında doğal ve yapay mağaraların yanında kayalara oyulmuş nişler, sunaklar, kaya mezarları yörenin tarihine ışık tutacak önemli maddi kültür belgelerine sahiptir. Bu köy civarında ise bölgenin en büyük tarih öncesi mezarlığı mevcuttur.

Budist inancına ait Anadolu'da bilinen tek örnek

Budist Tapınağı: Gazi Üniversitesi Öğretim üyesi Doç.Dr.Nakış Karamağaralı göre, bu eser Anadolu'daki budist etkileri bakımından büyük önem arz ediyor. Budist inancına ait Anadolu'da bilinen tek örnek burası.

Amid'den sonraki en büyük şehir..

Ahlat'ta yükselen kümbetler Anadolu'ya Türk göçünün yaşandığı yıllarda kurulan Türkmen çadırlarının hatırasını yaşatan şaheser sanat sembolleridir.

Hele mezartaşları 'İkinci Orhun Abideleri' olarak adlandırabileceğimiz dünyada bir benzeri daha olmayan egemenlik mühürleri gibidir.

Ahlat mezartaşlarındaki bazı örnekler Kültigin ve Bilge Kağan'ın Orkun vadisindeki anıtları ile büyük bir benzerlik göstemektedir.

Son 30 yılda yapılan kazılarla ortaya çıkarılan yeni Selçuklu eserleri ve bütün Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun en büyük tarihi mezarlıklarına sahip olması, Ahlat'ın geçmişte Amid (Diyarbekir)'den sonraki en büyük şehir olduğunu ispatlıyor.

Şehri gezip gören herkesin söyleyeceği tek söz olabilir. Hakikaten Ahlat, 'Kubbet'ül-İslam' unvanını hak ediyor.



Toplam 565 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Düşünelim !

Gündem yoğun. Kent olarak da, ülke olarak da haber yokluğu çekmiyoruz maşallah. Eylem, protesto, açıklama, atananlar, atılanlar, işini-aşını beğenmeyenler hemen her gün bir gündem oluşturuyor güzel ülkemde.

Konuşacak, anlatacak, yazacak çok şey var. Ama öyle k...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Selam ve Tevhid-i Kudüs Örgütü ne midir?

Türk Yahudilerine de tehdit var bunda. Muhammetsiz İslam, Mustafa kemalsiz Türkiye, derken yeni bir köleci dünya sistemine sürüler halinde götürülüyoruz, iyi bakın.

Yazdım ve TV'de anlattım; Hz.Muhammet'i değersizleştirme kitaplarının varacağı yer orasıdır.
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Mutlu Olmak İstiyorsan...

Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "Bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.

Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yin...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Tisan Koyuna Giren Tekneler

Bu gün, bir eczacı dostumla sohbet ederken, TİSAN koyunun, koya giren tekneler tarafından çöplerini atmaları nedeniyle, denizinin kirletildiği ve sahilinin yüzülemez hale geldiğiyle ilgili yorum yaptığında çok üzüldüm.

Geçen yıl Eşim ve çocuklarımla TİSAN Koyu...
  BEKTAŞ ADIGÜZEL

Bektaş Adıgüzel
Satılık Kalemler, Maaşlı Uşaklar

İktidarın Büyük Ortadoğu Projesi'nde (BOP) dayattığı her durumu, İslam coğrafyasındaki vahşetleri savunmak, savunmak için bin dereden su taşımaya çalışmak kolay iş değil elbette. Satılık kalemler, maaşlı uşaklar sağlam kıvırıyorlar, her bünye bu durumu malumunuz ...
  AHMET AKIN

Ahmet Akın
Ekonomide Çanlar Kimin İçin Çalıyor?

Ekonomi yönetimi tarafından yayınlanan ekonomik verilere pek güven kalmadığı için, Türkiye ekonomisini yabancı kaynakların açıklamalarına göre değerlendirmek daha gerçekçi oluyor. Amerika Merkez Bankası (FED) analistleri önde gelen 15 gelişmekte olan ülkede ekono...
  MEHMET ÇALIŞKAN

Mehmet Çalışkan
Rezalet ve Kandırmaca..

Yaz aylarında ülke genelinde sıcaklık değerleri yükselmektedir. Özellikle son yıllarda ekolojik dengenin bozulmasıyla birlikte anormal artışlar yaşanmaktadır. Özellikle Mersin ve çevresinde neminde etkisiyle birlikte bu durum çekilmez bir hal almaktadır.

Şehri...