 |
Yaşama Dair
Şinasi Şirin
|
Kimi anlar vardır ki; gitmeler gelmeler yaşar insan hayatında,
 Kimi anlar da vardır; ne yaşadığının farkında olmadan tüketir ömrünü insanoğlu..
 Kapılmışız dünyanın akış hızına; makam, para, desinler " o oldu ben neden olmayayım, onun oldu mutlak benimde olsun" ihtirasına.
 Sonra bir bakmışız; ömür denen şey hiç fark edilememecesine tükenip gitmiş, kayıvermiş ayaklarımızın altından yaşam, hissetmemecesine umursamaz tavırla harcanarak..
 Hiç düşündünüzmü; 20-30 yıl önceki arkadaşınızı veya yaşınız ölçüsünde 5-10-15 yıl önceki arkadaşınızı, arıyormusunuz ne yapıyor ?, nerede ?, evlendimi ? çocukları olmuş mu ? sağlığı iyimi ?, senin durumun iyiyken onun işi varmı ? yoksa ihtiyacı varmı ? diye...
 Belkide yıllar önce, sen daha bu gün bu makamlarda ve bu imkanlara sahip değilken o seni arar sorardı, belkide zor durumdayken el uzatmıştı sana, "arkadaş sen evleniyorsun sıkışıklığın olur al şunu, sonra bakarız elin düzelince" demişti de, o gün çok duygulandırmıştı seni, hani sen almasan, ihtiyaç duymasanda..
 Sen şimdi arıyormusun onu, soruyormusun "bir şeylere ihtiyacın varmı " diye..
 Veya oğluna yada kızına anlatıyormusun o sağlam arkadaşlıkları, o tarifsiz dostluğunu arkadaşının..
 Yada; amcanı, dayını, teyzeni,yengeni veya babaanneni-dedeni ve anneanneni, amcaoğlunu yada ağabeyini, ablanı...
 Her şey, maddi mi veya makamlarla mı ölçülmeli hayatta, yoksa öz benliğimizi kaybetmemek ve gelecek nesillere özümüzü unutturmamak adına bunları ihmal etmeden anlatmalımıyız, sadece anlatmak değil yaşamalı, yaşatmalımı oğlumuza, kızımıza veya eşimize unutmadan, unutturmadan..
 Bu satırları okurken hepimiz birazcık geçmişe gittik, çocukluğumuza, gençlik yıllarımıza değilmi..
 Hatırladık bir anda, çocukluk döneminin en iyi arkadaşı Ali'yi, Ahmet'i, Ayşe'yi veya Mehmet amcaları, İbrahim amcaları veya Memnune teyzeyi...
 Bir anda derin bir nefes alarak indik o yıllara değilmi, düşündük bir anda, "nerdeler ? ne yaparlar ? yaşıyorlarmıdır acaba ? diye ...
 Çokmu zor sizce onlara ulaşabilmek, Ali'ye, Ahmet'e veya Mehmet amcanın oğluna veya kızına. Biliyorsunuzdur mutlaka, alın elinize telefonunu, eskisi gibimi ki, kollu manyatolu telefonlarla ulaşmak zor olsun,çokmu zor insanların hatırını sormak, gönlünü almak, hatta hayır duasını almak bu kadar zormu ?
 Hadi sizi size bırakıyorum kalın sağlıcakla..
 Benim düşüncem,
 Saygılarımla...
Toplam 146 kez okundu.
|
|
 |