ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 359 / 06.09.2010  
08.02.2010  /  KÖŞE YAZISI NO.1640
Köprü

Köprü

Melike Zafer   


Bir zamanlar, birbirine bitişik iki çiftlikte yaşayan iki erkek kardeş vardı. Günlerden bir gün bu iki kardeş arasında bir anlaşmazlık başgösterdi.

İki kardeş arasında o zamana değin ilk kez görülen anlaşmazlık, giderek büyüdü ve kardeşler arasında ayrılığa neden oldu.

İki kardeş, birbirlerine yalnızca küsmekle kalmadılar, yıllardır ortaklaşa kullandıkları tarım makinelerine değin, sahip oldukları tüm araç gereçlerini ve mal varlıklarını da ayırdılar.

Küçük bir yanlış anlama sonucu başlayan anlaşmazlığı izleyen ayrılık, giderek büyüyen bir uçuruma dönüştü ve en sonunda yerini, karşılıklı kullanılan hoş olmayan sözlere bıraktı.

Bunun arkasından da beklenenler oldu ve kardeşler arasında önce şiddetli bir kavga, sonra da ürkütücü bir sessizlik yaşanmaya başladı.

Bir sabah, bu iki kardeşten büyüğünün kapısına bir usta geldi. Elinde büyük bir marangoz çantası vardı.

Ev sahibinden geçici bir iş istedi:

-Yapılacak ufak tefek bir işiniz varsa, size yardımcı olmak isterim, dedi.

-Elimden hemen her iş gelir. Birkaç gün çalışırım, işi bitiririm.

Büyük kardeşin aklına o an bir "iş " geldi.

- Evet, sana göre bir işim var, dedi ve küçük kardeşinin çiftliğini işaret etti.

-Şu derenin karşısındaki çiftlik, komşumundur. Daha doğrusu, benim küçük kardeşime aittir o çiftlik. Geçen haftaya dek benim çiftliğimle onun çiftliği arasında bir otlak vardı.

Sonra o, buldozeriyle oraya ırmak bendi yaptı ve şimdi aramızda, otlak yerine, çiftliklerimizi birbirinden ayıran bir dere var.

İş isteyen adam, büyük kardeşin söylediklerini dikkatle dinledikten sonra sordu:

-Benden ne yapmamı istiyorsunuz? dedi.

Büyük kardeş önce kuşkusunu, sonra da kararını açıkladı:

-Kardeşim bunu, bana acı vermek için yapmış olabilir, dedi.

-Fakat şimdi ben, onun yaptığından daha büyük bir şey yapacağım.

Bunları söyledikten sonra adamı aldı, ahırların olduğu yere götürdü ve duvarın dibinde yığılı duran kütükleri gösterdi:

-Senden, bu kütükleri kullanarak, iki çiftlik arasında üç metre yükseklikte bir çit yapmanı istiyorum , dedi.

-Kaç gün çalışırsan çalış, nasıl yaparsan yap ama bana öyle bir çit yap ki, gözlerim kardeşimin çiftliğini artık görmek zorunda kalmasın.

İş arayan usta, başını salladı:

-Sanırım durumu anladım, efendim, dedi.

-Şimdi bana çivilerin, kazma küreğin yerini gösterin ki hemen işime başlayayım.

Büyük kardeş ustaya kazma, küreğin ve çivilerin olduğu yeri gösterdikten sonra, alışveriş yapmak için kasabaya gitti. Usta ise, tüm gün boyunca ölçerek, keserek, çivileyerek sıkı bir biçimde çalışmaya koyuldu.

Akşam güneş batarken o, işini bitirmiş, çiftlik sahibi büyük kardeş ise alışverişini tamamlamış, kasabadan dönüyordu.

Çiftliğe gelir gelmez ustanın yaptıklarına baktı ve şaşkınlıktan gözleri, yuvalarından fırlayacakmış gibi açıldı.

Karşısında, yapılmasını istediği çit yoktu ama derenin bir yakasından öteki yakasına uzanan görkemli bir köprü vardı.

Biri kendi çiftliğinin toprağına, öteki küçük kardeşinin çiftliğinin toprağına oturtulmuş sağlam iki ayak üzerinde, yanlarındaki korkuluklarına varıncaya dek tüm ayrıntılarıyla yapılmış ve tam anlamıyla "usta işi" denilecek kusursuzlukta bir köprü uzanıyordu.

Büyük kardeş, hâlâ geçmeyen şaşkınlığıyla bu köprüyü seyrederken, karşıdan birinin geldiğini gördü. Dikkatle baktığında gelen kişinin komşusu, yani küçük kardeşi olduğunu anladı.

Kardeşi, kollarını iki yana açmış olarak köprünün karşı ucundan kendisine doğru yürüyordu.

-Benim sana karşı yaptığım bunca haksızlığa ve söylediğim bunca kötü söze karşın sen, bu köprüyü yaptırarak ne denli iyi ve ne denli büyük bir insan olduğunu gösterdin, dedi ağabeyine.

-Şimdi bir büyüklük daha yap ve sen de kollarını açarak bana gel…

Köprünün iki ucundan ortaya doğru yürüyen kardeşler, köprünün ortasında bir araya geldiler ve özlemle kucaklaştılar. Büyük kardeş bir ara arkasına baktığında, çantasını toplayıp, oradan ayrılmakta olan ustayı gördü.

-Gitme! Dur, bekle, diye seslendi ona.

-Sana yaptıracağım birkaç iş daha var, çiftliğimde…

Usta gülümsedi:

-Ben buradaki işimi tamamladım, gitmem gerek, dedi ve ekledi:

-Yapmam gereken daha çok köprü var.

Kaynak: A.YILDIRIM

Sevgiyle kalın...



Toplam 157 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Diz çökmedik... Çökertiliyoruz!!

Gazeteyi kurdum, aradan dokuz yıl geçti..

"3-5 sayı çıkar kapanır", "çok dayanmaz biterler", "Mersin'e bu kalitede gazeteye ne gerek var" sözleriyle hevesimizi kırmaya çalışanlar bir yana, bir de bizi yarı aptallıkla suçlayanlar da oldu..

Mesela; "Bu kadar ...
  EKREM YAMAN

Ekrem Yaman
Sahur Programlarından Bazı Notlar

2008 yılı Ramazan ayında dinlediğim çeşitli sahur programlarından bazı notları kısa paragraflar halinde istifadenize sunuyorum.

Elveda

Elvedaların içinde aslında birçok başlangıç vardır.

Bayramlar

Bayramlar bayram ola şuurunu yeniden kazanmamız gereki...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Erdoğan'ın Koruma Zırhı Üç Kat Kalın

Başbakan Tayyip Erdoğan, kendine özel dokunulmazlık zırhı bir Anayasa yaptı. Bir de bizden onay istiyor.

Kenan Evren sayesinde iktidar yolu açılmış olan bir siyasi akımın içinde yetişmiş olan Tayyip Erdoğan samimi değildir. O NATO darbesinin çocuğudur. Ben ve ...
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Yaşadığımız Her An Özeldir

Yaşanan her saatin, her dakikanın, her saniyenin tadını çıkarmak, yaşamayı algılayabilmek adına geldik bu dünyaya…..İyisi ve kötüsü ile her şeyin biz insanoğluna verildiği inancı ile beslendik….Ve bir saniye sonrasında neler olacağını öngöremeden yaşlanmaya ümitl...
  ALİ KILIÇ

Ali Kılıç
Diplomasi Üzerine Bir Hikaye

Adamın biri Afrika'da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş.

Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki gün...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Bu Hafta, Bayram Haftası

Sevgili okurlarım, bir ayı aşkın bir aradan sonra yeniden sizlerle birlikte olmanın, beni mutlu ettiğini sizlerle paylaşmak isterim.

İslam alemi için çok önemli olan Ramazan ayının bu yıl için son günlerine veda ederken tüm İslam Alemine, hatta tüm insanlığa h...
  EBRU TENLİ GÜNAYDIN

Ebru Tenli Günaydın
Üç Dakikada Öğrenilen Edep

Oruç, can gözümüzü açmak için bedenlerimizi kör edermiş…

Kollarımızı iki yana açarak; ayların şahına "Şükür kavuşturana!" dedik...

Gönüllerimize, evimize buyur ettik. Yılda sadece bir aylığına gelen bu kıymetli misafiri değerinde ağırlayabilmek için de; haş...