ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 584 / 27.01.2015  
15.02.2010  /  KÖŞE YAZISI NO.1648
Share

Paradigma

Paradigma

Melike Zafer   


Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.

Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:

- baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı. Adam çocuğu şöyle bir süzdükten sonra:

- paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.

- bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.

- öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.

Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.

Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek:

-küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı.

Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu.

Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek:

-birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:

-seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

"olsun", diye mırıldandı. "olsun." ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık.



Bu hikayeyi okuduğumda o kadar sinirlendim ki baloncuya…belki elime geçse bir kaşık suda boğmak misali…

Ne sinir bozucu insanlar var dedim kendi kendime. şuna bak küçücük çocuğun hevesini nasıl da iki paralık etti bir anda!!!

Sonra yeniden okudum hırsımı alamayıp… ve şunu anladım; asıl önemli olan benim üzerinde düşünüp de sinirlendiğim şey değildi, asıl önemli olan; kendisine yapılan kötülüğe rağmen mutlu olabilen küçük çocuğun bakış açısıydı…

Boşuna sinirlenmişim.. dünya üzerinde o kadar çok insan var ki bir başkasının canını yakmak için hali hazırda bekleyen… ve bir başkasının duygularına önem vermeyen…

Her birine sinirlenmek yerine paradigmayı yani bakış açısını değiştirmek hem de daha kolay hem daha huzur verici…aynı zaman da mutlu edici…

Bu hikayede çocuğun bir balonunun olmuş olması fikrine sevinmesi benim sinirlendiğim baloncunun davranış modeline oranla; benim hayat yolumda daha fazla meziyet sahibi olmamı sağlıyor.. Çünkü bu halde olay ve olguların gelişimini normal karşılamak iç güdüsü ile hareket edip,olayların içinde var olabilecek pozitif enerjiyi kullanabiliyorum..

Her zaman söylediğim gibi; bunu bana hikayeler sağlıyor… yaşam içerisinde her birimizin sıkıntılı anları, kuşkuları, soru işaretleri oluyor öyle değil mi?

Ve öğrenmemiz gereken bir çok şeyle karşılaşıyoruz. Olayların bir çoğunda biliyoruz bir çoğunda ise ne yapacağımızı bilemeyip ,bizi sarsan bir karamsarlık duygusu içine kapılıyoruz.

İşte bu ikinci halde kanımca her bireyin terapiye ihtiyacı oluyor ve bu terapiyi sağlamak hususunda hikayelerin güzel bir araç olduğunu düşünüyorum.

Hikayelerin içeriklerini özümseyip, onlardan sonuç çıkarabiliyorsak ve en önemlisi hikayeleri doğru zamanda kullanıp yaşamımıza -olağan şartlarla- uyarlayabiliyorsak; yolumuzda ilerlerken karşılaştığımız veya karşılaşacağımız bir çok sorun ile daha kolay başa çıkabiliyoruz.

Hikayeler sayesinde daha önce bilinen bir çok duruma farklı bir açıdan yaklaşabilyoruz. Tıpkı benim yukarıdaki hikayeyi okuduğumda baloncuya ilişkin olarak bana vermiş olduğu sinir duygusunun yerine yeniden okuduğumda küçük çocuğun sevinme hareketi ile beni sinir halinden çıkarıp müthiş bir rahatlama sağlaması gibi……

Sevgiyle kalın...



Toplam 471 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Dilsiz Şeytanlara...

24 Ocak 1993.

Türkiye, Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan bomba ile suikaste kurban edilen Uğur Mumcu'nun ölümü ile güne uyanmıştı.

Aradan geçen zaman içerisinde bazı kişiler yakalanıp, olayın faili olarak gösterilse de, yargıl...
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Sokağın Meşruiyeti

Demokrasilerde "sokak meşru" mudur? Hrant Dink anması öncesi, kahvaltıda gazetecilerle bir adaya gelen HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, iki haftada dördü çocuk altı kişinin öldürülmesi nedeniyle gündemden düşmeyen Cizre'deki durumdan yola çıkar...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Töremizde Su Hayrattır !

Sularımız ve ·Proaktif Olmak· Teorisi

Böyle bir teorinin olduğunu bilmezdim eskiden. Komplo teorisidir derdim.

Sata sata bitiremediğimiz sandığımız ülkemizin, en sonunda suları da satılmaya geçilince Proaktif Olmak Teorisini düşünmeye başladım.

BH Sanat ...
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Cam Tavan..

Birazdan okuyacağınız hikaye paylaşımım tekerrür olabilir.

Ancak tekrar paylaşmamın zararından çok yararının olacağı inancındayım.

Çünkü; hemen hemen her fırsatta ve her zorluk ve engelle karşılaştığımda zihnimde yinelediğim, faydasını gördüğüm ve beni moti...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Kayıp - Kaçak...

Yıllardır ülke insanı düzenli vergisini öder, elektriğini, suyunu öder fakat ödemeyenlerin bedelini de "KAYIP-KAÇAK" olarak ilaveten öder.

Amacım ne bölücülük nede bölgecilik. Bu ülke bizim. Doğusuyla, Batısıyla, Kuzeyiyle ve Güneyiyle. Acımız da ortak,...
  BEKTAŞ ADIGÜZEL

Bektaş Adıgüzel
Ampulünüzü Söndürecek Bu Millet !

Genel Kurul'daki Yüce Divan oylaması beklendiği gibi sonuçlandı. AKP'li dört eski Bakan Yüce Divana gönderilmedi. Bakaracı ve makaracılar aralarında meşveret yaparak amaçlarına ulaştılar. Yapılan meşveret ve şuranın durumunun rahmani olmadığını görüyoruz. Meclis ...
  AHMET AKIN

Ahmet Akın
Denize ve Yeşile Hasret Kent Mersin

Mersin hakkında çok şey söyleniyor ve yazılıyor. Ancak, Mersin bir türlü istenilen potansiyeline ulaşamıyor. Bu durumun çok farklı nedenleri var. Bu yazıda daha çok deniz ve doğa üzerinde duracağız. Çünkü, Mersinli denize ve yeşile hasret olarak yaşıyor. Her ne k...
  HİKMET GÜLAYDİN

Hikmet Gülaydin
Nerede Kalmıştık !

Diyorum ki, yazacaklarımı sağdan soldan alıntılarla değil, birazdan yöremizde gerçekleri dile getirerek sizlere iletmek istiyorum.

Önceleri ne diyorduk? Yolsuzluklar, yasaklar ve yoksulluklar konularında örnekler vererek yazımızı bitiyorduk. Yok efendim, "A...
  MUSTAFA ONGUN

Mustafa Ongun
Bu da Haçlıların Bir Oyunu !

Dünyayı pekmez kazanı gibi kaynatıyorsunuz. Sizin yaptıklarınız bir gün size geri dönecek. Bu Allah'ın adaletidir. Yani her inişin mutlaka bir yokuşu vardır. Bir atasözü vardır; çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncünde ele geçer. Evet terörün babası Amerika; ann...