ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 561 / 19.08.2014  
15.02.2010  /  KÖŞE YAZISI NO.1648
Share

Paradigma

Paradigma

Melike Zafer   


Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.

Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:

- baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı. Adam çocuğu şöyle bir süzdükten sonra:

- paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.

- bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.

- öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.

Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.

Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek:

-küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı.

Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu.

Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek:

-birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:

-seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

"olsun", diye mırıldandı. "olsun." ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık.



Bu hikayeyi okuduğumda o kadar sinirlendim ki baloncuya…belki elime geçse bir kaşık suda boğmak misali…

Ne sinir bozucu insanlar var dedim kendi kendime. şuna bak küçücük çocuğun hevesini nasıl da iki paralık etti bir anda!!!

Sonra yeniden okudum hırsımı alamayıp… ve şunu anladım; asıl önemli olan benim üzerinde düşünüp de sinirlendiğim şey değildi, asıl önemli olan; kendisine yapılan kötülüğe rağmen mutlu olabilen küçük çocuğun bakış açısıydı…

Boşuna sinirlenmişim.. dünya üzerinde o kadar çok insan var ki bir başkasının canını yakmak için hali hazırda bekleyen… ve bir başkasının duygularına önem vermeyen…

Her birine sinirlenmek yerine paradigmayı yani bakış açısını değiştirmek hem de daha kolay hem daha huzur verici…aynı zaman da mutlu edici…

Bu hikayede çocuğun bir balonunun olmuş olması fikrine sevinmesi benim sinirlendiğim baloncunun davranış modeline oranla; benim hayat yolumda daha fazla meziyet sahibi olmamı sağlıyor.. Çünkü bu halde olay ve olguların gelişimini normal karşılamak iç güdüsü ile hareket edip,olayların içinde var olabilecek pozitif enerjiyi kullanabiliyorum..

Her zaman söylediğim gibi; bunu bana hikayeler sağlıyor… yaşam içerisinde her birimizin sıkıntılı anları, kuşkuları, soru işaretleri oluyor öyle değil mi?

Ve öğrenmemiz gereken bir çok şeyle karşılaşıyoruz. Olayların bir çoğunda biliyoruz bir çoğunda ise ne yapacağımızı bilemeyip ,bizi sarsan bir karamsarlık duygusu içine kapılıyoruz.

İşte bu ikinci halde kanımca her bireyin terapiye ihtiyacı oluyor ve bu terapiyi sağlamak hususunda hikayelerin güzel bir araç olduğunu düşünüyorum.

Hikayelerin içeriklerini özümseyip, onlardan sonuç çıkarabiliyorsak ve en önemlisi hikayeleri doğru zamanda kullanıp yaşamımıza -olağan şartlarla- uyarlayabiliyorsak; yolumuzda ilerlerken karşılaştığımız veya karşılaşacağımız bir çok sorun ile daha kolay başa çıkabiliyoruz.

Hikayeler sayesinde daha önce bilinen bir çok duruma farklı bir açıdan yaklaşabilyoruz. Tıpkı benim yukarıdaki hikayeyi okuduğumda baloncuya ilişkin olarak bana vermiş olduğu sinir duygusunun yerine yeniden okuduğumda küçük çocuğun sevinme hareketi ile beni sinir halinden çıkarıp müthiş bir rahatlama sağlaması gibi……

Sevgiyle kalın...



Toplam 443 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Her Ölüm Erkendir

Ölüm üzerine yazmak, konuşmak ölümün soğukluğunu da hissetmektir biraz.

Yaşamda bazen duyduğumuza, gördüğümüze inanmak istemediğimiz anlar oluyor. Gerçek ne kadar çıplak ve yakıcı olsa da, kabullenemeyeceğinizi bilseniz de, aldığınız kimi haberler sizi derinde...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Cemaate "Demokratik İslam" Kılıcı, ya da SS-2 modeli sürek avı mı?

11 Mayıs 2014'de Diyarbakır Demokratik İslam Kongresi adı altında birileri bir araya geldi ve bir sonuç bildirisi açıklandı. İslam ve Demokrasi kelimeleri yan yana getirilmişti.

Birçoğumuz için bu bir sürpriz olabilir, ama daha on gün önce böyle olacağını yazm...
  MEHMET EMİN AYDINBAŞ

Mehmet Emin Aydınbaş
Dünya Bir Cihangire Büyük İki Cihangire Dardır

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kamuoyunda çok önceden kabul gördüğü üzere net bir zafer ile Erdoğan tarafından kazanılmasından hemen sonra AK Parti'nin yeni Genel Başkanının (Liderinin demiyorum) ve Başbakanının kim olacağı konusu Siyasi gündemimize ağırlığını koy...
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Seçim Bizim

Genç bir Yönetici, yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini daha çok yol kenarına vermişti.

Bir şeyin yola fırladığını görünce hemen fren y...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Çarkçı Başı

CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU, Genel Başkan seçilirken kurultayda "Gandi Kemal" olarak adlandırıldı ve çok kısa sürede bu unvan unutuldu.

Liderler, daha doğrusu lider olmayı becerenler, yaşamları süresince hatta öldüklerinde bile lakapları ile an...
  BEKTAŞ ADIGÜZEL

Bektaş Adıgüzel
Felaket Tellallığı Değil !

Suriye'den gelen ve önce kamplara yerleştirilen, sonra da kontrolsüz bir şekilde ülkenin her tarafına yayılan Suriyeli göçmenler, Türkiye için "çok ciddi güvenlik riski" oluşturmaya başladı.

Mersin'de sayıları bile henüz bilinmeyen, en iyimser tahminle ...
  AHMET AKIN

Ahmet Akın
Türkiye'de Rejim Değişikliği İçin Büyük Bir Adım Atıldı

Cumhurbaşkanı seçimi ile ilgili çok şey yazıldı ve söylendi. Sonunda seçime katılanların çoğunluğu layık olduğu Cumhurbaşkanını seçti. Seçim sonucuna en çok yandaşlar, yanaşmalar, hazineden beslenenler, havuz medyası, terörist başı ve jöleli sevindi. Bana göre en...
  MEHMET ÇALIŞKAN

Mehmet Çalışkan
Yakın, Ortadoğu Siyaseti

ABD'nin Iraktan çekilmesiyle birlikte, resmen Irakta bir kargaşa havası oluştu. Yüzlerce partinin seçime girmesi ile birlikte, bu seçimler dünya tarihinde bir ilki oluşturdu. Aslında ABD, Iraktaki etkinliğini yitirmedi; sadece yüksek maliyetleri azaltmak için taş...