ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 575 / 25.11.2014  
15.02.2010  /  KÖŞE YAZISI NO.1648
Share

Paradigma

Paradigma

Melike Zafer   


Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken, şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "bizim eve bile sığmaz" dediği o güzelim balonların adamı nasıl havaya kaldırmadığı idi.

Baloncu dinlenmek için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve bütün cesaretini toplayarak:

- baloncu amca, dedi. Biliyor musun benim hiç balonum olmadı. Adam çocuğu şöyle bir süzdükten sonra:

- paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.

- bayramda vardı, diye atıldı çocuk, önümüzdeki bayram yine olacak.

- öyleyse bayramda gel, dedi adam. Acelem yok, ben beklerim.

Çocuk sessizce geri döndü. O ana kadar balonlardan ayırmadığı gözleri dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Bir kaç adım attıktan sonra elinde olmadan tekrar onlara baktığında, gördüklerine inanamadı.

Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük bir akasya ağacının dallarına takılmıştı. Çocuk, olup bitenleri büyük bir merakla takip ederken, baloncu ona doğru dönerek:

-küçük, diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana veririm. Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı.

Koşarak ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine adım-adım yaklaşırken duyduğu heyecan, bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu.

Sincap çevikliğiyle balonlara ulaştığında bir müddet onları seyretti ve dallara dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan birisi iyice sıkıştığından diğerlerinden ayrılmış ve ağaçta kalmıştı. Çocuk onu kurtarmaya kalkışsa, dikenlerden patlayacağını çok iyi biliyordu. İster istemez balonu yerinde bırakıp aşağıya indi ve adam dönerek:

-birini bana verecektiniz, dedi. Hangisi o? Adam elini tersiyle burnunu sildikten sonra:

-seninki ağaçta kaldı evlat, dedi. İstersen çık al. Çocuk bu sefer ayakta bile duramadı. Kaldırım kenarına oturup baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parlayan balona uzun uzun bakarak:

"olsun", diye mırıldandı. "olsun." ağacın üzerinde kalsa da, bir balonum var ya artık.



Bu hikayeyi okuduğumda o kadar sinirlendim ki baloncuya…belki elime geçse bir kaşık suda boğmak misali…

Ne sinir bozucu insanlar var dedim kendi kendime. şuna bak küçücük çocuğun hevesini nasıl da iki paralık etti bir anda!!!

Sonra yeniden okudum hırsımı alamayıp… ve şunu anladım; asıl önemli olan benim üzerinde düşünüp de sinirlendiğim şey değildi, asıl önemli olan; kendisine yapılan kötülüğe rağmen mutlu olabilen küçük çocuğun bakış açısıydı…

Boşuna sinirlenmişim.. dünya üzerinde o kadar çok insan var ki bir başkasının canını yakmak için hali hazırda bekleyen… ve bir başkasının duygularına önem vermeyen…

Her birine sinirlenmek yerine paradigmayı yani bakış açısını değiştirmek hem de daha kolay hem daha huzur verici…aynı zaman da mutlu edici…

Bu hikayede çocuğun bir balonunun olmuş olması fikrine sevinmesi benim sinirlendiğim baloncunun davranış modeline oranla; benim hayat yolumda daha fazla meziyet sahibi olmamı sağlıyor.. Çünkü bu halde olay ve olguların gelişimini normal karşılamak iç güdüsü ile hareket edip,olayların içinde var olabilecek pozitif enerjiyi kullanabiliyorum..

Her zaman söylediğim gibi; bunu bana hikayeler sağlıyor… yaşam içerisinde her birimizin sıkıntılı anları, kuşkuları, soru işaretleri oluyor öyle değil mi?

Ve öğrenmemiz gereken bir çok şeyle karşılaşıyoruz. Olayların bir çoğunda biliyoruz bir çoğunda ise ne yapacağımızı bilemeyip ,bizi sarsan bir karamsarlık duygusu içine kapılıyoruz.

İşte bu ikinci halde kanımca her bireyin terapiye ihtiyacı oluyor ve bu terapiyi sağlamak hususunda hikayelerin güzel bir araç olduğunu düşünüyorum.

Hikayelerin içeriklerini özümseyip, onlardan sonuç çıkarabiliyorsak ve en önemlisi hikayeleri doğru zamanda kullanıp yaşamımıza -olağan şartlarla- uyarlayabiliyorsak; yolumuzda ilerlerken karşılaştığımız veya karşılaşacağımız bir çok sorun ile daha kolay başa çıkabiliyoruz.

Hikayeler sayesinde daha önce bilinen bir çok duruma farklı bir açıdan yaklaşabilyoruz. Tıpkı benim yukarıdaki hikayeyi okuduğumda baloncuya ilişkin olarak bana vermiş olduğu sinir duygusunun yerine yeniden okuduğumda küçük çocuğun sevinme hareketi ile beni sinir halinden çıkarıp müthiş bir rahatlama sağlaması gibi……

Sevgiyle kalın...



Toplam 462 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
E... Kutlu Olsun O Zaman !

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 100.doğum yıldönümü olan 1981 yılında, O'nun 'başöğretmen' oluşunun yıldönümlerinde kutlanmasına karar verilen 24 Kasım Öğretmenler Günü'nü kutluyoruz.

Tabi buna kutlama denilirse…

Bu özel gün, aslında mesleğini i...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Bu Ders Kitapları Çocukları "Salaksı" Yapıyor…

Evet, artık ilkokuldaki çocuklarımız "salaksı" olmuş haldedir, bakar körlük yaşıyorlar.

İlkokulda çocuğu olan kiminle konuşsam benzer cevaplar alıyorum; çocuğum atlayarak okuyor, harf atlıyor, harf karıştırıyor, hece atlıyor, görmeden geçiyor, Türkçe okuyor am...
  MEHMET EMİN AYDINBAŞ

Mehmet Emin Aydınbaş
Şeytan Taşlamaktan..

Refah Partisinin DYP ile 8 Temmuz 1996 da kurduğu koalisyon hükümeti ancak 11 ay iktidarda kalabilmişti. Nedeni malum; 28 Şubat süreci. Uzun yıllar boyunca "kırmızı kitap"ta "Birinci tehdit" olarak kayıtlı olan, fişlemelerin sürekli abonesi, her tür...
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Işığın Olmadığı Yere Gelen Karanlık Gibi...

Bir üniversite profesörü öğrencilerine şu soruyu sorar;

- Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı ?

Cesur bir öğrenci ayağa kalkar ve yanıtlar.

- Evet her şeyi Tanrı yarattı !

Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine 'evet efendim ' diye yanıtlar. Profesö...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Tarih 21 Kasım 2014...

Televizyon kanallarında verilen haberleri izliyoruz:

"Diyarbakır'da şehit ailen Astsubay Üstçavuş Nejdet Aydoğdu'nun ailesine evini bağışlayan gurbetçi Ali Dal'a Genelkurmay Başkanı, teşekkür mektubu yazdı.

Gurbette, uzak diyarlarda işçilik yaparak kazandığ...
  BEKTAŞ ADIGÜZEL

Bektaş Adıgüzel
Satan Satana, Çalan Çalana

Çalan çalana... Kapan kapana... Götüren götürene... Millet, tilkileri kümese bekçi yaparsa, olacak olan budur; devlet ve millet namına elde avuçta hiçbir şey kalmaz! Bakın bakalım, devlet ve millet namına ne kalmış? Ne maddiyat kaldı, ne maneviyat... Çeşitli yol ...
  AHMET AKIN

Ahmet Akın
Türkiye'nin Suriye Politikası Çıkmaza mı Girdi !

Devletlerin dış politikası önceden belirlenen temel ilkelere göre yürütülür. Günübirlik gelişmelere göre duruş sergilemek, dış politikayı iç politikada seçim malzemesi yapmaya çalışmak ve siyasetçilerin yoğun hırsları, çoğu zaman istenmeyen sonuçlar doğurabilir. ...