 |
Patron Kimmiş, Millet Gördü
Ali Kılıç
|
Bugünlerde PKK gemi yine azıya aldı. Bu, kimin patron olduğunu da gösteriyor. Yeniden tırmanışa geçen terör hareketleri bize net gösterdi ki, PKK'nın akıl hocası İsrail'dir. Yaşananlar da 'Feller' operasyonları.
 Böyle zamanlarda ülkenin milletiyle, askeriyle, iktidarı muhalefetiyle birlik olması gerekirken, bizde aksi yaşanıyor. Milletin, ihanet şebekelerinin nerelere kadar sızdığını görmek açısından bundan daha iyi fırsat olmaz.
 AK Parti iktidarı gerçekten milletin menfaati ve bekası doğrultusunda hareket etmeye başlayınca ne İsrail'in dostluğu kaldı, ne Amerika'nın stratejik ortaklığı. Ama inşallah, hepsi birden tasfiye olacaklar..
 Biliyorsunuz, PKK 1984'te faaliyete geçtiğinde basiretsiz bir yaklaşımla, 'üç beş çapulcu' diye nitelendirilmişlerdi. Eğer o gün meseleye ciddi eğilseydik, bugün çoğu, taviz gibi görünen açılımlar ve demokratikleşmeleri yapabilseydik, bu kadar kan dökülmeyecekti.
 Ama Türkiye'nin o günlerdeki konjoktürel yapısı her insani talebi, bir ihanet gibi algılıyordu.
 Çözümü askerlerin süngüsünde aradılar. Öldürerek yok edeceklerini sandılar ama yöntem aksi tesir yaptı.
 PKK'yı bölgede ilk keşfeden Hafız Esad oldu. GAP projesiyle suları eksilen Suriye, PKK kozunu kullanabileceğini fark etti ve ona destek verdi. PKK'nın ilk öncü kadrosu Bekaa'da ve Filistin kamplarında eğitildi.
 Derken Yunanistan fark etti PKK'nın Türkiye'nin yumuşak karnı olduğunu… Ve sonra İsrail... İsrail, PKK'nın, arz-ı mev'uda giden yolda kendisi için bulunmaz bir fırsat olduğunu anlayınca Amerika'yı ikna edip, bölgeye kendisini konuşlandırdı.
 Çekiç güç, Türkiye'nin de onayı ile bölgeye yerleştirildi. Ondan sonra da Türkiye, PKK'ya karşı mevzi kaybetmeye başladı.
 Bunca kan ve gözyaşından sonra Türkiye, izlenen yolun yol olmadığını gördü ve herkese rağmen 'açılım' yapmaya karar verdi. Rejimini insanileştirmek, devleti derin çetelerden temizlemek ve PKK'nın beslendiği bataklığı kurutmak yoluna girdi. İsrail ve Amerika, Türkiye'ye karşı kullandıkları en etkili kartın ellerinden alınacağı ihtimali karşısında bütün güçlerini devreye soktular. İşte tırmanan terör olaylarının izahı da bu...
 Öte yandan, sanırım Amerika, içimizdeki derin cuntacıları tasfiye etmekten de vazgeçti.
 Hükümete ders vermek, Ergenekoncuları tasfiye etmekten daha büyük bir aciliyet kazandı. Mahkemelerin seri tahliyeleri gösteriyor ki, sadece cuntacılarımız ve PKK değil, dışarıdan kontrol edilebilen. Özerk ve bağımsız olduğu iddia edilen yargımız da kontrol altında.
 Hatırlıyor musunuz Kurtlar Vadisi'nde, Feller, kimin içerde kalıp kalmayacağına kendilerinin nasıl karar verdiğini, istedikleri adamlarını nasıl tahliye ettirdiklerini anlatıyordu son bölümlerin birinde.
 Biz bütün onların birer film olduğunu sanmakta devam edelim..
Toplam 211 kez okundu.
|
|
 |