ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 359 / 06.09.2010  
26.07.2010  /  KÖŞE YAZISI NO.1851
İlköğretim'de Sistem Değişikliğine 'Hayır..'

İlköğretim'de Sistem Değişikliğine 'Hayır..'

Mahiye Morgül   


12 Eylül'de Anayasa oylamasının hemen ardından Temel Eğitim kamu hizmeti olmaktan çıkartılıyor.

İlköğretimde sistem değişikliği Anayasa oylamasının gölgesine atılıyor.

Eylül'de okullar açılırken büyük kaos yaşanacak!

Halkımız acilen durumdan haberdar edilmelidir.

21 Temmuz 2010 Çarşamba günü TRT Radyo haberlerinde yer alan MEB açıklamasına göre, yeni ders çizelgesinde ilköğretim ders saatleri haftada 30 saatten 25'e indirildi. 1-2-3.sınıflarda 25 saate, 4-8.sınıf arasında ise 26 saate düşürüldü. Eylül ayında uygulanmak üzere "yeni ders çizelgesi" getirildiği açıklandı.

Halkımız, karşılarına ne çıkacağını bilmiyor. Getirilmekte olan program, İlköğretimde piyasacı seçmeli ders sistemidir. Yani, liberalize edilmiş ilköğretimdir! Bunu açalım.

2005'de yazılan bilim dışı ders kitapları sayesinde, ana derslerin içi kof hale gelmişti, bunu veliler geç de olsa anladı. Şimdi dersleri ve sınıfları parçalayarak birlikte ders yapmama getiriliyor.

Adına seçmeli ders sistemi diyorlar. Oysa, çocukların bütün arkadaşlıkları da parçalanarak bitiriliyor.

Şimdi, çok ders var görünecek, ama çoğu ders boş geçecek, hatta çoğu zaman okulda çocuk olmayacak. Parası olan veli çocuğuna B ve C grubu seçmeli dersleri okul dışında aldırabilecek. Parası olmayanlar okulda kalacak, onlar da artık okula gitmek istemeyecektir.

Sınıf arkadaşlıkları bitmiş, parası olan olmayan ayırımı gelmiş, ortada okul arkadaşı diye kimse kalmamış olacak, onlar da haylaz takımları kuracaktır! Çocuklarımız böyle birey(!) olacaktır.

Devlet okullarının belediyelere bağlanması bu programın bir sonraki aşamasıdır ki, "mali özerklik" adı altında okulların mütevelli heyetleri tarafından işletilmesi, hazindir ki, meclisteki muhalefet partilerinin de masasındadır.

Bayan Çubukçu açıkladı; 8. sınıfta yapılacak olan SBS ile, çocuğun liseye mi yoksa üç dönemlik işçi okuluna mı gideceği belirlenecek. Elbette, özel okulda haftada 40 sat ders görenler liseye, devlet okulunda 25 saat ders görenler ise işçi okuluna gidecektir.

İlköğretimde sistem değişikliği yapılırken, diğer yandan açılan yeni üniversitelerde müfredatlar lise düzeyine çekildi. 2006 da ellerinden diplomaları alınan mühendislik fakültelerine 2009'da eğitim fakülteleri eklenmiş, Teknik Eğitim Fakülteleri de kapatılmıştı.

Üniversiteler, meslek veren yüksek eğitim kurumu olmak yerine, ders başına sertifika verilen lise sonrası hobi okulları haline getirildi. Burada, eğitimin tümüyle liberalize edildiğini görebiliriz.

Eğitim kamu hizmeti olmaktan çıktı!

Ülkemizde eğitim, sosyal devlet olmanın gereği bir kamu hizmeti idi. Artık değildir. Öyleyse Anayasa'dan "sosyal devlet" tanımının çıkartılması gerekecektir. Nasıl tesadüftür ki ilköğretimin liberalize edilmesiyle Anayasa değişikliği aynı zamana denk getirilmektedir.

Yeni ders çizelgesi ABD'den ithal edilmiş bir programdır. Asıl hedefi, 1961 Anayasasının toplumcu felsefesiyle yapılmış olan tamamen milli 1968 müfredatını ortadan kaldırmaktır. O programla biz, 7-22 yaş arasında herkese eşit bilimsel eğitim vererek, dünyaya çok sayıda bilim adamı yetiştirdik.

1968 müfredatımızın içinden, önce ilkokul bölümünü alıp hem hafiflettiler hem de 8 yıla yaydılar, sonra ortaokul bölümünü alıp onu lise programı yaptılar, daha sonra lise programını üniversiteye koydular. Liselerimizde dersler çok ağırmış(!)... Üniversite programını alıp onunla doktora programı yaptılar… Olan budur; içi boş, eğitim süresi uzun, paralı sertifikalı eğitim…

Yani, hedefte aileleri eğitime olabildiğince daha uzun süre ve daha çok para harcatmak var! Ya parası olmayan ne olacak derseniz, işte onlar da "işçi!" olmak üzere 8.sınıfın sonunda öteye itilecekler.

Nimet Çubukçu diyor ki; "Orta öğretimde gerçekleştirilecek yeniden yapılanma ile genel liselerin tamamını Anadolu Liselerine ve Meslek Liselerine dönüştüreceğiz."

Oysa, böyle lise sistemine geçiş hazırlığı yapan kişi Talim ve Terbiye Kurulu son başkanı İrfan Erdoğan'dır. Onun bir de paralı "model okullar" sistemi hazırlığı vardı. Ona sıra az kaldı.

Düz liselere İngilizce ağırlık getirdikleri için adına Anadolu Lisesi diyorlar, kolej demeye dilleri varmıyor, çünkü kolej demek için bir sonraki adıma geçmeleri gerekiyor, yani liseyi 2 yıl üniversite hazırlık şekline getirdiklerinde, adına kolej diyecekler. Bu durum, Türk okullarında resmi dil İngilizce oldu demektir.

Teknik liselere ise düzenleme çoktan yapıldı, 3 dönemlik sertifikalı parçacı (modül) sisteme, yani işçilik kurslarına geçildi. Hatta bu kurslar belediyelerde başlatıldı bile.

27 Mayıs devrimiyle gelen Fen Liseleri de bu sırada sessizce havaya uçuruldu! Anadolu liseleri kalktı, tüm lise düzeyindeki okullar İngiliz okulu haline getirilerek eşitlendi. Askeri liseler de sessizce ortadan kalkacak, paralı askeri kolejler gelecek. Çünkü, profesyonel ordu özel askeri kolejle başlar!

Bayan Çubukçu. "Çocuklarımızın değişik yeteneklerini geliştirebilecekleri serbest zamanları okulda oluşturmaya başlayacağız. Tamamen bu sisteme odaklı ders çizelgeleri ve saatlerini belirleyeceğiz" demişti. Bilinmelidir ki, sözü edilen "serbest zamanlar", parası olmadığı için kulüp faaliyetine katılamayan çocukları ve onların eğitimden nasıl uzak tutulduklarını ifade eder!

Hatırlayalım, 2005 programının mimarı Amerikan SPAN Eğitim Danışmanlık Şirketi, 2004 yılında hazırladığı bu ders çizelgesini Ankara'da yayıncılara verdikleri konferansta anlatmıştı. Çevirmenlere de teşekkür etmişlerdi. Şimdi 2010'da önümüze konulan şey bu çizelgedir.

Bu çizelgeye göre, çok sayıda ders var görünüyor. Ancak bunlardan zorunlu beş tane temel ders dışındakiler kulüp faaliyeti adı altında paralı seçmeli ders oluyor.

Örneğin, Müzik Beden Eğitimi, Resim, Din Kültürü dersleri temel ders olmaktan çıkıyor ve sınıfta birlikte yapılan ders olamıyor ve her biri kendi içinde birçok parçaya ayrılıyor. Birinden birini seçiyor ve diğerlerini alamıyor.

Böylece "Okulda eğitim" kavramı bitiyor. Örneğin, okul dışında özel çalgı dersi alan bir çocuk müzik dersi almış sayılacak. Artık devlet bu derslerin öğretmenini yetiştirmeye de, istihdam etmeye de para ayırmaz, giderek bu derslerin fakülteleri kapanır!

Eylül'den sonra okullarda müzik öğretmeni olmayacak, törenlerde marşlar söylenmeyecektir. Çalgı öğretmeni olunacak ve onlar da okul okul dolaşıp kendine öğrenci arayacaktır.

İlköğretim seçmeli ders çizelgesini kamuoyu henüz duyup anlamadan, 22.7.2010 günü liselerde grup derslerin bittiğini, tamamen çocuğun seçtiği dersleri alacağı haberlerde yer aldı. Lisede de Fen-Matematik, Sosyal gibi toplu dersler artık yok. Her ders seçilmiş bir ders olacaksa, lise eğitimin bir anlamı kalmaz.

Anlıyorum ki, SPAN şirketinin planladığı gibi zorunlu eğitim 12 yıl (5-16 yaş) olacak, ardından hazırlık 2 yıl kolej gelecek. İngiliz kolej-liselerinde sadece seçmeli 5 ders okunur!

Hepimiz durumdan vazife çıkartmak ve bu bataklığa batmamak için direnmek zorundayız. Her birimiz bu bataklığa bir taş koyarsak bu çöküşü önleriz.

Belge 1.

2005 yılında Ankara pilot ilköğretim okullarında görülen aşağıdaki İlköğretim ders çizelgesi aynı tarihlerde Cumhuriyet gazetesinde haber olarak yer almıştı. Belge 2.

"Özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen dersler" tanımının belgesi:

Bu ders çizelgesi devlet okullarını ortadan kaldıracak olan emperyalist bir plandır. Anne babalar, bu kadar çok dersten hangisini bu kadar az ders saati içinde çocuk alabilir, bunu düşünmeli ve kandırıldığını anlamalıdır. Tepkimizi ilgili makamlara ve meclise yüksek sesle duyurmalıyız.

Anayasa değişikliğine de HAYIR, eğitimde sistem değişikliğine de HAYIR demeliyiz!



Toplam 171 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Diz çökmedik... Çökertiliyoruz!!

Gazeteyi kurdum, aradan dokuz yıl geçti..

"3-5 sayı çıkar kapanır", "çok dayanmaz biterler", "Mersin'e bu kalitede gazeteye ne gerek var" sözleriyle hevesimizi kırmaya çalışanlar bir yana, bir de bizi yarı aptallıkla suçlayanlar da oldu..

Mesela; "Bu kadar ...
  EKREM YAMAN

Ekrem Yaman
Sahur Programlarından Bazı Notlar

2008 yılı Ramazan ayında dinlediğim çeşitli sahur programlarından bazı notları kısa paragraflar halinde istifadenize sunuyorum.

Elveda

Elvedaların içinde aslında birçok başlangıç vardır.

Bayramlar

Bayramlar bayram ola şuurunu yeniden kazanmamız gereki...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Erdoğan'ın Koruma Zırhı Üç Kat Kalın

Başbakan Tayyip Erdoğan, kendine özel dokunulmazlık zırhı bir Anayasa yaptı. Bir de bizden onay istiyor.

Kenan Evren sayesinde iktidar yolu açılmış olan bir siyasi akımın içinde yetişmiş olan Tayyip Erdoğan samimi değildir. O NATO darbesinin çocuğudur. Ben ve ...
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Yaşadığımız Her An Özeldir

Yaşanan her saatin, her dakikanın, her saniyenin tadını çıkarmak, yaşamayı algılayabilmek adına geldik bu dünyaya…..İyisi ve kötüsü ile her şeyin biz insanoğluna verildiği inancı ile beslendik….Ve bir saniye sonrasında neler olacağını öngöremeden yaşlanmaya ümitl...
  ALİ KILIÇ

Ali Kılıç
Diplomasi Üzerine Bir Hikaye

Adamın biri Afrika'da safariye çıkarken yanına minik köpeğini de almış. Minik köpek bir gün ormanda dolaşıp, kelebekleri kovalar, çiçekleri koklarken kaybolduğunu fark etmiş.

Ne yapacağını düşünürken bir de bakmış ki karşıdan bir leopar geliyor ve belli ki gün...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Bu Hafta, Bayram Haftası

Sevgili okurlarım, bir ayı aşkın bir aradan sonra yeniden sizlerle birlikte olmanın, beni mutlu ettiğini sizlerle paylaşmak isterim.

İslam alemi için çok önemli olan Ramazan ayının bu yıl için son günlerine veda ederken tüm İslam Alemine, hatta tüm insanlığa h...
  EBRU TENLİ GÜNAYDIN

Ebru Tenli Günaydın
Üç Dakikada Öğrenilen Edep

Oruç, can gözümüzü açmak için bedenlerimizi kör edermiş…

Kollarımızı iki yana açarak; ayların şahına "Şükür kavuşturana!" dedik...

Gönüllerimize, evimize buyur ettik. Yılda sadece bir aylığına gelen bu kıymetli misafiri değerinde ağırlayabilmek için de; haş...