ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 584 / 27.01.2015  
31.07.2012  /  KÖŞE YAZISI NO.2700
Share

Yeni Anayasada "Çağcıl" Laiklik Ne Diyor?

Yeni Anayasada "Çağcıl" Laiklik Ne Diyor?

Mahiye Morgül   


Madde X. Laiklik İlkesi Çağcıl Anayasal Kapsamı ile Etkili Olarak Korunmalıdır!

Laiklik ilkesinin anayasal düzlemde güvence altına alınması anayasal halk egemenliği ilkesinin gereği ve doğal sonucudur. Laiklik devletin çeşitli dinlere, inanç sistemlerine ve ibadet biçimlerine aynı mesafede durmasını, eşit muamelede bulunmasını gerektirir. Yeni anayasada söz konusu çerçeve laiklik ilkesinin muhatabının devlet, din ve vicdan özgürlüğünden yararlananın ise birey olduğu düşünülerek kurulursa hem laiklik ilkesi özenle korunacak hem de bireylerin din, vicdan ve ibadet özgürlükleri güvence altına alınacaktır. Devlet, sivil alan da sayılabilecek olan dini alanları denetimi altına almaya çalışmamalı; bireyler de, din ve vicdan özgürlüklerinden yararlanırken devletten bir destek, ayrıcalık ve özendirme beklememelidirler.

Yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada laiklik ilkesinin hayata geçirilmesi bakımından bazı soru ve sorunlar olduğu gözlemlenebilir. Laiklik ilkesi bakımından en çok çekişme doğuran alanların şunlar olduğu söylenebilir:

Devletin Dini Kurumlara Ekonomik Yardımı; Devletin Dini Kurumlara Ekonomik Yükümlülükler Getirmesi,

Devlet Organları/Kamu Görevleri ile Dinsel Kurumlar ve Din Adamları Arasındaki İlişki;

Devletin Dini Okullarla İlişkisi,

Devlet Okullarında Din Dersleri ve Öğretmen Olarak Din Adamları,

Din Okullarında Laik Dersler ve Din Adamı Olmayan Öğretmenler,

Dini Grupların Kamu Alanlarına Girişi,

Resmi Tatillerin, Geleneksel Dinsel Bayramları ve Tatilleri Öngören Farklı Din ve Mezheplerin İsteklerine Göre Biçimlendirilmesi,

"Vicdani Red" Gerekçesine Dayanarak Askerlik Yükümlülüğünden Muaf Olmak (dinsel ya da vicdani inancına göre hiçbir koşulda ya da yalnızca bireysel meşru müdafaa hâlleri dışında insan öldürmeyi kabul etmeme),

Dini İçerikli Düşünce, Düşüncenin İfadesi ve Propaganda (Hangi din ya da mezhep ne zaman, nerede, nasıl, kimler için korunacaktır?),

Devlet Alanlarında Dinsel İçerikli Görünümler ve İşaretler; Devletin Mezhep Çatışmasındaki Rolü (Örneğin Bir Mezhep İkiye Bölünmüş ve Kurumlarının Malvarlığı Paylaşılacaksa Devlet Hangi Otoriteyi Muhatap Alacaktır?).

Yeni anayasa yapılırken bu sorun alanları üzerinde tüm kesimlerin katılımıyla etraflıca müzakere edilmiş ve çağcıl gereklere uygun bir uzlaşma zemini bulunmuş olmalıdır. Şüphesiz yeni anayasa tüm bu sorulara ayrı ayrı cevap verecek normlar öngörmeyecektir. Tam tersine yeni anayasanın laiklik ilkesi; bu sorulara çağcıl, modern, demokrat ve çoğulcu devlet yapısı göz önünde tutularak rahatlıkla cevap verilmesini sağlayacak biçimde formüle edilmelidir.

Öte yandan din ve vicdan özgürlüğü konusundaki ana sorunlar şu başlıklar altında incelenebilir:

İnancın inanç olarak tanınması sorunu (Hangi inanç sistemi, kimin inancı, hangi koşullar altında din sayılacaktır?)

İnancını yaymak isteyenlere kısıtlamalar getirilebilir mi? Bu kısıtlamaların sınırları nelerdir?

Dini inancının emir ve yasaklarına göre yaşamak, buna göre "hareket" etmek isteyenlere hangi kısıtlamalar getirilebilir? Bu kısıtlamaların sınırları nelerdir?

Dinsel kurumlara getirilen ekonomik destek ve ekonomik yükümlülüklerin sınırları nelerdir? Azınlıkta kalan dinsel kurumlar aleyhine çoğunluk dini lehine getirilen kısıtlamaların (örneğin Avrupa'da kilise çanı serbestken ezanın yasaklanmasının, Türkiye'de imam hatip okulları açılabilirken ruhban okullarının açılamamasının) tarihsel geleneklerle açıklananın ötesindeki sınırları nelerdir?

"ÇAĞCIL Laiklik" maddesine Hacettepe Üniversitesinden verilen cevap şöyledir:

Hacettepe Üniversitesi, yeni anayasanın yukarıda değinilen ana başlıklar konusunda etraflıca müzakere edilmiş olmasını ve laiklik ilkesinin bu etraflı değerlendirmelerden sonra etkili bir şekilde, kısa ancak açık ve berrak bir düşünce zeminine dayalı olarak korunmasını temenni etmekte, hem çağcıl anlamda laiklik ilkesinin hem de din ve vicdan özgürlüklerinin azami koruma görmesi gerektiğine inanarak aşağıdaki önerilerde bulunmaktadır:

Yeni Anayasa, devlet işleri ile din işlerinin ayrılığını ve laiklik ilkesinin güvence altına alınmasının anayasal halk egemenliği ilkesinin gereği olduğunu açıkça vurgulamalıdır.

Her türlü din dersi seçmeli olmalıdır.

"Dinler Kültürü" adı altında verilebilecek dersler çeşitli dinlerin ve mezheplerin öğretilerinin müfredatta yer almasını sağlayacak biçimde verilmelidir.

Diyanet İşleri Teşkilatı, her büyük din ve mezheple ilgili seksiyonları barındırmalı ve ülkemizdeki tüm dinsel toplulukların din işleriyle ilgilenen bir çatı örgütü biçiminde örgütlenmelidir.

Dini gruplara devlet desteği söz konusu olmamalıdır. Devlet, tüm din ve mezheplere eşit mesafede durmalıdır.

Laiklik ilkesinin din ve vicdan özgürlüğüne halel getiremeyeceği, bizatihi bu özgürlüklerin güvencesi olduğu öngörülmelidir.

Diyanet İşleri Teşkilatı'nın bütçesi, yurttaşların isteğe bağlı olarak ödeyecekleri "din vergisi" yoluyla oluşturulmalıdır.

Askerlik ödevinde red hakkı, sınırları özenle belirlenerek korunmalıdır.

***

Burda duralım ve konuşalım:

Vicdani red ile nedir istenen? Kendileri bir sınır koymadan peşin kabul ediyor ve "sınırını siz belirleyin", diyor. Bu nasıl bilim adamlığıdır, kocaman sıfır verdim size.

Benden maaş alan Hacettepeli bilim adamlarının "çağcıl(!)" anayasa için X.maddeye önerileri bunlar.

Sonunda, askerlikten kaçmayı kolaylaştıran, vicdani red gibi uyduruk bir kavramı sandviç edip laikliğin içine, onu da anayasanın içine soktular.

Çağcıl mı, Ortaçağın kilise modeli mi? Türkiye'de cemaati bile olmayan gayri müslim tarikatlara kapı açmak mı?

Bu ne kuştur ne deve, ne laikliktir ne dindarlık… Postmodern laik, postmodern anayasa, postmodern devlet… Bu taslak gerçekleşirse bundan ancak G.Bush'un niyet ettiği haçlı işgali çıkar.

Bakınız, yeni anayasada yeni "din okulu" ve "laik dersler" tanımı geliyor:

Devlet Okullarında Din Dersleri ve Öğretmen Olarak Din Adamları,

Din Okullarında Laik Dersler ve Din Adamı Olmayan Öğretmenler,

Bu iki satır aslında tek satırdır. "Her türlü din dersi seçmeli olmalıdır" önerisini buna eklediğinizde, bütün dinlerin devlet okullarında cirit attığından söz edersiniz. "Din Okulu", yeni bir kavramdır, bunun üzerinde hiç durulmamış.

Din adamları seçmeli dersleri verecek, Papazlar dahil, kıyafetiyle okula girecektir. Bu karmaşaya geçiş için, denklik için, gayri müslim okullarına Müslüman Türk çocuklarının da gidebileceği kararnamesini çıkarttılar. Oysa Galatasaray Lisesi gibi, Sen Josef gibi, Fevziye Işık gibi, laik yapıda ve her Türk vatandaşının gideceği okullarımız vardır. Demek ki yeni bir okul sistemi geliyor, içerisinde Kültür Dersleri olmayan DİN OKULLARI…

Bakınız, tarih, coğrafya, matematik edebiyat gibi Kültür Derslerinin yeni anayasada adı değişti, LAİK DERSLER tanımı geldi. Bu tanım şuna varır; Laikliğe karşıysan, Kültür Derslerine de karşı olacaksın… Çünkü birileri böyle kuşaklar istiyor!

Bu ortaçağdır, bu ilkelliktir, çağdışılıktır. Bunu da, "ılımlı islam" gibi, uyduruk "çağcıl" sözcüğüyle kamufle ediyorlar.

Böyle bir anayasa taslağına katkı vermek bu hokkabazlığa ortak olmaktır. Hacettepe Üniversitesi maalesef bu zokayı yuttu.



Toplam 510 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Dilsiz Şeytanlara...

24 Ocak 1993.

Türkiye, Ankara'da Karlı Sokak'taki evinin önünde, arabasına konan bomba ile suikaste kurban edilen Uğur Mumcu'nun ölümü ile güne uyanmıştı.

Aradan geçen zaman içerisinde bazı kişiler yakalanıp, olayın faili olarak gösterilse de, yargıl...
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Sokağın Meşruiyeti

Demokrasilerde "sokak meşru" mudur? Hrant Dink anması öncesi, kahvaltıda gazetecilerle bir adaya gelen HDP Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş, iki haftada dördü çocuk altı kişinin öldürülmesi nedeniyle gündemden düşmeyen Cizre'deki durumdan yola çıkar...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Töremizde Su Hayrattır !

Sularımız ve ·Proaktif Olmak· Teorisi

Böyle bir teorinin olduğunu bilmezdim eskiden. Komplo teorisidir derdim.

Sata sata bitiremediğimiz sandığımız ülkemizin, en sonunda suları da satılmaya geçilince Proaktif Olmak Teorisini düşünmeye başladım.

BH Sanat ...
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Cam Tavan..

Birazdan okuyacağınız hikaye paylaşımım tekerrür olabilir.

Ancak tekrar paylaşmamın zararından çok yararının olacağı inancındayım.

Çünkü; hemen hemen her fırsatta ve her zorluk ve engelle karşılaştığımda zihnimde yinelediğim, faydasını gördüğüm ve beni moti...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Kayıp - Kaçak...

Yıllardır ülke insanı düzenli vergisini öder, elektriğini, suyunu öder fakat ödemeyenlerin bedelini de "KAYIP-KAÇAK" olarak ilaveten öder.

Amacım ne bölücülük nede bölgecilik. Bu ülke bizim. Doğusuyla, Batısıyla, Kuzeyiyle ve Güneyiyle. Acımız da ortak,...
  BEKTAŞ ADIGÜZEL

Bektaş Adıgüzel
Ampulünüzü Söndürecek Bu Millet !

Genel Kurul'daki Yüce Divan oylaması beklendiği gibi sonuçlandı. AKP'li dört eski Bakan Yüce Divana gönderilmedi. Bakaracı ve makaracılar aralarında meşveret yaparak amaçlarına ulaştılar. Yapılan meşveret ve şuranın durumunun rahmani olmadığını görüyoruz. Meclis ...
  AHMET AKIN

Ahmet Akın
Denize ve Yeşile Hasret Kent Mersin

Mersin hakkında çok şey söyleniyor ve yazılıyor. Ancak, Mersin bir türlü istenilen potansiyeline ulaşamıyor. Bu durumun çok farklı nedenleri var. Bu yazıda daha çok deniz ve doğa üzerinde duracağız. Çünkü, Mersinli denize ve yeşile hasret olarak yaşıyor. Her ne k...
  HİKMET GÜLAYDİN

Hikmet Gülaydin
Nerede Kalmıştık !

Diyorum ki, yazacaklarımı sağdan soldan alıntılarla değil, birazdan yöremizde gerçekleri dile getirerek sizlere iletmek istiyorum.

Önceleri ne diyorduk? Yolsuzluklar, yasaklar ve yoksulluklar konularında örnekler vererek yazımızı bitiyorduk. Yok efendim, "A...
  MUSTAFA ONGUN

Mustafa Ongun
Bu da Haçlıların Bir Oyunu !

Dünyayı pekmez kazanı gibi kaynatıyorsunuz. Sizin yaptıklarınız bir gün size geri dönecek. Bu Allah'ın adaletidir. Yani her inişin mutlaka bir yokuşu vardır. Bir atasözü vardır; çekirge bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncünde ele geçer. Evet terörün babası Amerika; ann...