ANASAYFA ·  HABER ARŞİVİ ·  BİZE ULAŞIN ·  SERİ İLANLAR  

Mersin Tercüman Gazetesi sizlerle büyümeye devam ediyor. İlginize teşekkür ederiz...
  Önceki «  Sayı : 592 / 24.03.2015  
31.07.2012  /  KÖŞE YAZISI NO.2700
Share

Yeni Anayasada "Çağcıl" Laiklik Ne Diyor?

Yeni Anayasada "Çağcıl" Laiklik Ne Diyor?

Mahiye Morgül   


Madde X. Laiklik İlkesi Çağcıl Anayasal Kapsamı ile Etkili Olarak Korunmalıdır!

Laiklik ilkesinin anayasal düzlemde güvence altına alınması anayasal halk egemenliği ilkesinin gereği ve doğal sonucudur. Laiklik devletin çeşitli dinlere, inanç sistemlerine ve ibadet biçimlerine aynı mesafede durmasını, eşit muamelede bulunmasını gerektirir. Yeni anayasada söz konusu çerçeve laiklik ilkesinin muhatabının devlet, din ve vicdan özgürlüğünden yararlananın ise birey olduğu düşünülerek kurulursa hem laiklik ilkesi özenle korunacak hem de bireylerin din, vicdan ve ibadet özgürlükleri güvence altına alınacaktır. Devlet, sivil alan da sayılabilecek olan dini alanları denetimi altına almaya çalışmamalı; bireyler de, din ve vicdan özgürlüklerinden yararlanırken devletten bir destek, ayrıcalık ve özendirme beklememelidirler.

Yalnızca ülkemizde değil tüm dünyada laiklik ilkesinin hayata geçirilmesi bakımından bazı soru ve sorunlar olduğu gözlemlenebilir. Laiklik ilkesi bakımından en çok çekişme doğuran alanların şunlar olduğu söylenebilir:

Devletin Dini Kurumlara Ekonomik Yardımı; Devletin Dini Kurumlara Ekonomik Yükümlülükler Getirmesi,

Devlet Organları/Kamu Görevleri ile Dinsel Kurumlar ve Din Adamları Arasındaki İlişki;

Devletin Dini Okullarla İlişkisi,

Devlet Okullarında Din Dersleri ve Öğretmen Olarak Din Adamları,

Din Okullarında Laik Dersler ve Din Adamı Olmayan Öğretmenler,

Dini Grupların Kamu Alanlarına Girişi,

Resmi Tatillerin, Geleneksel Dinsel Bayramları ve Tatilleri Öngören Farklı Din ve Mezheplerin İsteklerine Göre Biçimlendirilmesi,

"Vicdani Red" Gerekçesine Dayanarak Askerlik Yükümlülüğünden Muaf Olmak (dinsel ya da vicdani inancına göre hiçbir koşulda ya da yalnızca bireysel meşru müdafaa hâlleri dışında insan öldürmeyi kabul etmeme),

Dini İçerikli Düşünce, Düşüncenin İfadesi ve Propaganda (Hangi din ya da mezhep ne zaman, nerede, nasıl, kimler için korunacaktır?),

Devlet Alanlarında Dinsel İçerikli Görünümler ve İşaretler; Devletin Mezhep Çatışmasındaki Rolü (Örneğin Bir Mezhep İkiye Bölünmüş ve Kurumlarının Malvarlığı Paylaşılacaksa Devlet Hangi Otoriteyi Muhatap Alacaktır?).

Yeni anayasa yapılırken bu sorun alanları üzerinde tüm kesimlerin katılımıyla etraflıca müzakere edilmiş ve çağcıl gereklere uygun bir uzlaşma zemini bulunmuş olmalıdır. Şüphesiz yeni anayasa tüm bu sorulara ayrı ayrı cevap verecek normlar öngörmeyecektir. Tam tersine yeni anayasanın laiklik ilkesi; bu sorulara çağcıl, modern, demokrat ve çoğulcu devlet yapısı göz önünde tutularak rahatlıkla cevap verilmesini sağlayacak biçimde formüle edilmelidir.

Öte yandan din ve vicdan özgürlüğü konusundaki ana sorunlar şu başlıklar altında incelenebilir:

İnancın inanç olarak tanınması sorunu (Hangi inanç sistemi, kimin inancı, hangi koşullar altında din sayılacaktır?)

İnancını yaymak isteyenlere kısıtlamalar getirilebilir mi? Bu kısıtlamaların sınırları nelerdir?

Dini inancının emir ve yasaklarına göre yaşamak, buna göre "hareket" etmek isteyenlere hangi kısıtlamalar getirilebilir? Bu kısıtlamaların sınırları nelerdir?

Dinsel kurumlara getirilen ekonomik destek ve ekonomik yükümlülüklerin sınırları nelerdir? Azınlıkta kalan dinsel kurumlar aleyhine çoğunluk dini lehine getirilen kısıtlamaların (örneğin Avrupa'da kilise çanı serbestken ezanın yasaklanmasının, Türkiye'de imam hatip okulları açılabilirken ruhban okullarının açılamamasının) tarihsel geleneklerle açıklananın ötesindeki sınırları nelerdir?

"ÇAĞCIL Laiklik" maddesine Hacettepe Üniversitesinden verilen cevap şöyledir:

Hacettepe Üniversitesi, yeni anayasanın yukarıda değinilen ana başlıklar konusunda etraflıca müzakere edilmiş olmasını ve laiklik ilkesinin bu etraflı değerlendirmelerden sonra etkili bir şekilde, kısa ancak açık ve berrak bir düşünce zeminine dayalı olarak korunmasını temenni etmekte, hem çağcıl anlamda laiklik ilkesinin hem de din ve vicdan özgürlüklerinin azami koruma görmesi gerektiğine inanarak aşağıdaki önerilerde bulunmaktadır:

Yeni Anayasa, devlet işleri ile din işlerinin ayrılığını ve laiklik ilkesinin güvence altına alınmasının anayasal halk egemenliği ilkesinin gereği olduğunu açıkça vurgulamalıdır.

Her türlü din dersi seçmeli olmalıdır.

"Dinler Kültürü" adı altında verilebilecek dersler çeşitli dinlerin ve mezheplerin öğretilerinin müfredatta yer almasını sağlayacak biçimde verilmelidir.

Diyanet İşleri Teşkilatı, her büyük din ve mezheple ilgili seksiyonları barındırmalı ve ülkemizdeki tüm dinsel toplulukların din işleriyle ilgilenen bir çatı örgütü biçiminde örgütlenmelidir.

Dini gruplara devlet desteği söz konusu olmamalıdır. Devlet, tüm din ve mezheplere eşit mesafede durmalıdır.

Laiklik ilkesinin din ve vicdan özgürlüğüne halel getiremeyeceği, bizatihi bu özgürlüklerin güvencesi olduğu öngörülmelidir.

Diyanet İşleri Teşkilatı'nın bütçesi, yurttaşların isteğe bağlı olarak ödeyecekleri "din vergisi" yoluyla oluşturulmalıdır.

Askerlik ödevinde red hakkı, sınırları özenle belirlenerek korunmalıdır.

***

Burda duralım ve konuşalım:

Vicdani red ile nedir istenen? Kendileri bir sınır koymadan peşin kabul ediyor ve "sınırını siz belirleyin", diyor. Bu nasıl bilim adamlığıdır, kocaman sıfır verdim size.

Benden maaş alan Hacettepeli bilim adamlarının "çağcıl(!)" anayasa için X.maddeye önerileri bunlar.

Sonunda, askerlikten kaçmayı kolaylaştıran, vicdani red gibi uyduruk bir kavramı sandviç edip laikliğin içine, onu da anayasanın içine soktular.

Çağcıl mı, Ortaçağın kilise modeli mi? Türkiye'de cemaati bile olmayan gayri müslim tarikatlara kapı açmak mı?

Bu ne kuştur ne deve, ne laikliktir ne dindarlık… Postmodern laik, postmodern anayasa, postmodern devlet… Bu taslak gerçekleşirse bundan ancak G.Bush'un niyet ettiği haçlı işgali çıkar.

Bakınız, yeni anayasada yeni "din okulu" ve "laik dersler" tanımı geliyor:

Devlet Okullarında Din Dersleri ve Öğretmen Olarak Din Adamları,

Din Okullarında Laik Dersler ve Din Adamı Olmayan Öğretmenler,

Bu iki satır aslında tek satırdır. "Her türlü din dersi seçmeli olmalıdır" önerisini buna eklediğinizde, bütün dinlerin devlet okullarında cirit attığından söz edersiniz. "Din Okulu", yeni bir kavramdır, bunun üzerinde hiç durulmamış.

Din adamları seçmeli dersleri verecek, Papazlar dahil, kıyafetiyle okula girecektir. Bu karmaşaya geçiş için, denklik için, gayri müslim okullarına Müslüman Türk çocuklarının da gidebileceği kararnamesini çıkarttılar. Oysa Galatasaray Lisesi gibi, Sen Josef gibi, Fevziye Işık gibi, laik yapıda ve her Türk vatandaşının gideceği okullarımız vardır. Demek ki yeni bir okul sistemi geliyor, içerisinde Kültür Dersleri olmayan DİN OKULLARI…

Bakınız, tarih, coğrafya, matematik edebiyat gibi Kültür Derslerinin yeni anayasada adı değişti, LAİK DERSLER tanımı geldi. Bu tanım şuna varır; Laikliğe karşıysan, Kültür Derslerine de karşı olacaksın… Çünkü birileri böyle kuşaklar istiyor!

Bu ortaçağdır, bu ilkelliktir, çağdışılıktır. Bunu da, "ılımlı islam" gibi, uyduruk "çağcıl" sözcüğüyle kamufle ediyorlar.

Böyle bir anayasa taslağına katkı vermek bu hokkabazlığa ortak olmaktır. Hacettepe Üniversitesi maalesef bu zokayı yuttu.



Toplam 525 kez okundu.
Web Sitemiz'de bulunan hiçbir malzeme yeniden yayınlamak amacı ile kullanılamaz.

Copyright© Mersin Tercüman 2005, tüm hakları saklıdır.


mersin@mersintercuman.com


 » KÖŞE YAZARLARIMIZ
  ABDİ SATIROĞLU

Abdi Satıroğlu
Kıskançların Hedefiyiz !

Sevgili okurlar bu hafta sizlere 10 yıl önce yazdığım bir yazıyla merhaba derken, geçmişe doğru l0 yıllık bir geziye sizleri de davet ediyorum.

İlk yayın tarihi: 16.10.2006

Çocuk artık koşuyor

Gazeteniz Mersin Tercüman 181.sayısıyla elin...
  MAHİYE MORGÜL

Mahiye Morgül
Yalçın Ergül Komutanla Malta Destanı Hasbihali

Süleyman Kaptanın tahtelbahiri Malta açık sularına demirlediği zaman İngilizlerin ruhu duymadan onsekiz kutlu yolcuyu aldı sinesine. Napoli'ye vardı önce, sonra İstanbul boğazını denizin altından geçti, İstanbul İngiliz işgali altındaydı, suyun altından Karadeniz...
  MEHMET EMİN AYDINBAŞ

Mehmet Emin Aydınbaş
Çanakkale Zaferi'nin 100.Yıldönümü

Her yıl 18 Mart, Çanakkale zaferi yıldönümü olarak kutlanır. Bu yıl 100 yıldönümünü kutladığımız bu zafere Hükümetimiz de özel bir önem atfederek yabancı Devlet ve Hükümet Başkanlarının davet edildiği çok görkemli kutlamalar planlamışlardır. İşin bu tarafı çok gü...
  MELİKE ZAFER

Melike Zafer
Yankı

Kısa ve öz…

Yaşam yolunda yaşadıklarımız ;bizim yaşattıklarımızın yansımasından başka bir şey değildir…

Nasıl mı ?

Hikayedeki gibi kısa ve öz…

Bir adam ve oğlu ormanda yürüyüş yapıyorlarmış. Birden çocuk ayağı takılıp düşüyor ve canı yanıp 'AHHHHH' di...
  ŞİNASİ ŞİRİN

Şinasi Şirin
Nevruz

Kışın bitişi, baharın müjdecisi, yeni gün başlangıcını ifade eden bir gündür NEVRUZ. Yeniliğin başlangıcını anlatır, baharın gelişini, kışın rehavetinin bitişini.

Bir ırkın, bir kökenin veya bir milletin temsil edildiği bayram değildir NEVRUZ.

Türk boyların...
  AHMET AKIN

Ahmet Akın
Hannover Cebit 2015 Teknoloji Fuarı

Hannover Fuarı, bir milyon metrekarelik alan üzerinde bulunan 27 holü ve yaklaşık beş yüz bin metrekarelik sergi alanı ile sadece Almanya'nın değil, tüm dünyanın en büyük fuarı konumunda. Toplam büyüklüğü 130 futbol sahasına denk gelen Hannover Fuarı, dünya çapın...
  MUSTAFA ONGUN

Mustafa Ongun
İnsanı Ürperten Tablo

Uyuşturucu ile ilgili haberler hemen hergün gazetelerin değişik sayfalarında yer almaktadır. Ancak bir gazetede yayınlanan aşağıdaki uyuşturucu haberi insanın iliklerine kadar donmasına sebep olacak mahiyetteydi; çünkü haberde ülkemizde uyuşturucu kullanma yaşını...
  GÜLSEN METİN

Gülsen Metin
Çanakkale Zaferinin 100.Yılı Kutlu Olsun

Ömrünü Atatürk'ü araştırmaya adamış olan Turgut Özakman Çanakkale Zaferini şöyle tanımlıyor: "Çanakkale bir dirilişti, Türkün geri dönüşüydü, Milli Mücadele'nin ve Cumhuriyet'in habercisi, taç kapısı, arifesiydi. Türkiye Cumhuriyeti'nin önsözüydü".

Evet...